Terör saldırıları sonrasında Paris yakınlarında verilen dinler arası kardeşlik konserindeydim!

- A +

Allah, Tanrı, Baba, Sonsuzluk ne derseniz deyin! Ben gördüm! Gözlerimle gördüm, kulaklarımla işittim! Barış mümkündü; yan yana, omuz omuza, yüzünü umuda dönmek mümkündü! Din adına yapılan teröre karşı el eleydiler çünkü! Katoliği, Müslümanı, Budisti, Protestanı hepsi yan yanaydılar. ‘Çevreyi koruma’ amacıyla yola çıktıkları konserlerinde hep beraber kutsal kitaplarından barış ve çevre konulu kesitler okudular, şarkılar söylediler. Bu dünyada bizim gibi insanlar da vardı ve çare umuttaydı!

Paris yakınlarındaki Bussy St Georges kasabasının modern mimarili Notre Dame du Val Kilisesi’nin önü tıklım tıklımdı! Terör saldırılarından çok önce duyurusu yapılan ‘dinlerarası kardeşlik’ konulu konser için gelenler, tarihin Paris’teki katliama denk geleceğini akıllarından bile geçirmemişlerdi şüphesiz! Ama bu türden bir konser, böylesi korkunç bir olay sonrasında daha da anlamlıydı. Terör tehdidiyle korkmamalı, dünyanın her yerinden çeşitli dinleri barındıran kasabalarında dinlerin yan yana, kardeşçe yaşayabildiğini kanıtlamalı, bunu önce Fransa’ya, sonra dünyaya göstermeliydiler. Öyle ki, Musevilerin temsilcisi Claude Windisch, “Abarttığımı düşünebilirsiniz, ama biz Bussy St Georges olarak bir gün Nobel Barış Ödülü alabiliriz” diyecekti konuşması sırasında.

Dinler arası diyalog ‘tapınağı’!

Bu konsere, Pazar ayinleri başta olmak üzere Katolik dininin hiçbir vecibesini aksatmayan, vicdan sahibi, iyi yürekli çok sevdiğim Fransız arkadaşım Nathalie davet etmişti beni; Paris teröründen çok önce. “Mutlaka gel” diyordu. “Bir arada yaşayamayacağımız iddiasıyla bizi ayrıştırmaya çalışıyorlar. Oysa ki biz birlikten güç doğacağına, ancak bir arada olursak bu nefreti yeneceğimize inanıyoruz.”

Nathalie’nin pazar ayinlerine gittiği Bussy St Georges’daydı konser. Bussy St Georges ‘dinler arası diyalog’ konusunda çok anlamlı bir yerdi çünkü Nisan 2013’te açılan ve bir cami, sinagog, iki budist tapınağı ile Katolik ve Protestan Kiliseleri’nden oluşan kompleksle alanında tekti, öncüydü. Birbirinden farklı etnik ve dini kökenli insanlardan oluşan Fransa için büyük bir önemi vardı bu kompleksin. Burası dinler arası diyaloğun‘tapınağı’ydı!

Bin kişilik Notre Dame du Val Kilisesi hıncahınç dolu. Önce bu gecenin oluşmasına katkıda bulunan ve her biri kendi dini cemaatinin temsilciliğini yapan isimlere veriliyor mikrofon. “Gezegenin geleceği için: Selamınaleyküm, şalom..” diye başlayan ortak hazırladıkları metinden sırayla parçalar okuyorlar. Ardından sahneyi her biri kendi cemaatini temsil eden genç müzisyenler alıyor. Kimi zaman şiirlerin ve kutsal metinlerden kesitlerin yer aldığı konserde, ortaya Musevilerin Şabat’ından Budistlerin Lotus duasına rengarenk bir tablo çıkıyor! Başta ben herkes ortamdaki duygu selinden öylesine etkilenmiş durumdayız ki!

“Din adına insan öldürmek Allah’a küfürdür, sapıklıktır!”

Çalınan tüm parçalar, okunan tüm şiirler birbirinden etkileyici ama sıra Fransız Müslüman Konseyi Başkanı Anouar Kbibech’e gelince belki de en duygulu, en yürek yakıcı anlar yaşanıyor. Ölenlerin ailelerine tüm Müslümanlar adına başsağlığı dileğiyle söze başlayan Kbibech, “Din adına insan öldürmek Allah’a küfürdür, sapıklıktır” diyor! ‘Allahuekber’ diyerek kafa kesen, kurşun sıkan insanların Hz Muhammed ya da İslam’la hiçbir ilişkisinin olamayacağını, hiçbir ideolojinin ve dinin böyle bir eylemi meşru kılamayacağını söylüyor. “Aramızda anlaşmazlık, uyuşmazlık çıkartmaya çalışıyor, Fransa’daki huzuru bozmaya çabalıyorlar. Oysa ki bizim çocuklarımız bu ülkede yan yana, aynı okullara gidiyor; yine bizler bu ülkede hep beraber, omuz omuza çalışıyoruz.” Ardından farklılığa hoşgörüyü yansıtan bir Kuran ayeti okuyor; özeti şöyle: “Sizleri kadınlar ve erkekler olarak; farklı farklı halklar olarak yarattık, birbirinizi tanıyın, sevin diye.” Bir alkış kopuyor salonda. Bu gecenin duygu yükü herkeste ama bir Müslüman temsilcide bu yükün çok daha fazlası var sanki!. İşlenmiş bir insanlık suçunun, sözde kendi dini adına yapılmış olması kolay taşınacak bir yük değil çünkü!

Bir barış konseri bu! Konser’in tam ortasında sunucu şöyle diyor: “Konser aramızı güzel bir eylemle değerlendirelim. Herkes yanında oturan, tanımadığı kişiye selam verip, tanışabilir mi lütfen?” Konserle verilmek istenen, ‘farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşayabiliriz’ mesajı ancak böyle anlam kazanabilir, somutlaşabilirdi! Böylece yanımda oturan 80’lerinde bir Fransız bey sohbete başlıyor benimle. Yakınlardaki bir küçük şehirde, Katolik İlyardım (Secours Catholique) kurumunda yöneticiymiş. Genellikle zor durumdaki insanlara, yalnız yaşlılara yardım eli uzatan bir kurum bu. “Beraber çalıştığımız arkadaşların yüzde 50’si müslüman” diyor. “Birlikte, el ele bir şeyler yapmamıza engel değil din farkımız!”

Dinlerin ruhani yönü,
ayrışmamızı engelleyecek!

Konserin ikinci yarısında da müziğin zor anlarda en büyük birleştirici olduğunun, sadece ‘sosyal’ ya da ‘siyasi’ yön taşımayan dinlerin ruhani yönünün, ayrışmayı değil barışı getirdiğinin, şiddetin ancak müzikle, içsel huzurla barışa dönüşeceğinin altı çiziliyor. Genç amatör müzisyenlerin parçalarını ise Bach Konservatuvarı’nın olağanüstü orkestırası tamamlıyor. Yine aynı konservatuvarın dini olmayıp laik olduğunun altı çizilen ‘Grande Harmonie’ (Büyük Armoni) Korosu’nun eşlik ettiği Beethoven’ın “Neşeye Övgü” (Hymne à la joie) ve Vangelis’in ‘Cennetin Fethi’ (Conquete du Paradis) eserleriyle salon tek yürek olmuş, tek yerden atıyor şimdi. Dünyaca ünlü bu eserleri dinlerken dayanamayıp alkışlamak için ayağa fırlıyorum! Siyahı, beyazı, Uzakdoğulusu, Arabıyla tüm seyirciler aynı coşkuda. Tebrik tezahüratlarına ıslıklar karışıyor. Az önce benimle sohbet eden Katolik İlkyardımı’ndan bey kulağıma eğiliyor: “Yine en iyisi laik armoni galiba” diyor koronun adına ve kimliğine de gönderme yaparak. “İyi ki bu ülkede bu ‘laik armoni’ hep var!”

Konser akşamının son sözleri ise yine çok etkileyici: “Yarın sabah hepimiz, Paris’teki korkunçluğun ertesinde uyandığımızdakinden çok farklı bir ruh haliyle uyanacağız! Çünkü bu akşam hep beraber korkuyu yenerek nefrete karşı, barışa döndük yüzümüzü! Bu konser hepimizden birer barış zanaatkarı yapsın bu gece!”

Okuyucu Yorumları