Sıla’nın ölümden dönüşü

- A +

Hayat dolu, renkli, düşünen, yazan ve çizen pozisyon alan, çok sevilen bir kadın. Gözünde içerik olan nadirlerden.

Şimdi size Sıla’nın nasıl ölümden döndüğünü anlatacağım.

Bir fotoğraf gördüm.

Bir aracın içinde çekilmiş. Özel tasarlanmış, minibüs irisi araçlardan biri. Konforlu yolculuklar için hazırlanmış, içinde yok yok araçlar var ya, onlardan biri.

Muhtemelen sabahın ilk ışıkları ve muhtemelen uzun saatlerdir devam eden bir yolculuğun son saatleri.

Sıla, en arkadaki üç kişilik koltukta insanın en saf hallerinden birinde.

Yastığına gömülmüş, üstünü örtmüş, mışıl mışıl...

Tekerleklerin uğultusu onu iyice yastığına çekiyor. Israrla, yıllardır hemen hemen her gece gördüğü aynı rüyanın içinde. Kızarmış ekmek kokusu ve çay kaşığı sesi ile uyandığı mutlu sabahlardan birini de umuyor olabilir.

Hayat her zaman birtakım iplerden oluşuyor. Kalın ipler, dolaşmış ipler, bazen de incecik ipler bunlar.

O aracın üst hız sınırı saatte 90 kilometre olmalı. Diyelim ki bu fotoğraf çekildiğinde yani o günün ilk ışıklarını vurduğu saatlerde, otoyolda sakin sakin ilerliyor. Yol tertemiz, kuru, görüş açık ve etrafta da çok az araç var. E bu durumda da 120 kilometre hıza ulaşmış. Sürücü deneyimli, araç teknik olarak mükemmel. Teorik olarak her şey yolunda. Yolculuğun bitmesine de pek az kalmış.

Sıla’nın aracının önünde bir başka araç aynı yönde gidiyor. İki araç arasında da bir futbol sahası uzunluğunda mesafe var. Yani yaklaşık 120 metre, kocaman bir boşluk.

Sıla’nın sürücüsü, öndeki aracın bir anda sola yöneldiğini bariyerlere çarpıp tekrar yola doğru savrulduğunu görüyor. Şok! Savrulan araç kontrolsüzce bir kaç kez daha dönüp, yolun ortasında tam yan, duvar gibi duruyor.

Sıla’nın sürücüsünün beyni, riski algılıyor ve sağ ayağına “gaz pedalına basmayı bırak” emrini gönderiyor. Sürücü riski algılayıp ayağını gaz pedalından çekip fren pedalının üzerine koyuncaya kadar yaklaşık 1 saniye geçiyor. Bu süre içinde araç, önünde duvar gibi duran diğer araca saatte 120 kilometre hızla 35 metre daha yaklaşıyor.

Sıla emniyet kemersiz. Hâlâ uyuyor.

Birinci saniyenin sonunda sürücü fren pedalına büyük bir hızla basıyor. Saatte 120 ile giden 2.5 tonluk koca araç durma eylemine geçiyor.

İşte o anda Sıla’nın beyni de, hakim olması gereken bedenin öne doğru savrulmasını fark ediyor. Fakat çok geç.

Sıla’nın içinde uyuduğu araç, frenden ötürü bir miktar yavaşlıyor. Ancak üçüncü saniyenin başında, yaklaşık 80 kilometre hızla önündeki araca çarpıyor.

Çarpma anında, ilk iki salisede, aracın ön tamponu diğer araca gömülürken 500 kiloluk motor kopuyor ve öne doğru savrulmaya başlıyor. Beşinci salisede aracın arkası havaya kalkıyor. Sıla, yer çekiminin yaklaşık 20 katı bir kuvvetle ve saatte 80 kilometre hızla öne doğru uçmaya başlıyor. O zarif bedeni neredeyse 1300 kiloluk bir ağırlığa ulaşıyor. Aracın ön kısmı paramparça ama arka kısmı hala saatte yaklaşık 50 kilometre hızla öne doğru hareket etmeye devam ediyor. Koca araç akordeon gibi katlanıyor. Sürücünün bedenini emniyet kemeri durduruyor. Koltuğa ve kemerle bağlı bedeni yine de bir miktar öne doğru hareket ederken direksiyondan açılan hava yastığı ile durduruluyor.

Aynı anda Sıla, kontrolsüzce savrulmaya devam ediyor. Aracın içindeki dolaplara, ön koltuğa, camlara, metal bölümlere tekrar tekrar çarpıyor. Aracın içindeki çantalar, kutular, bardaklar da savruluyor ve onlar da Sıla’nın bedenine ağır darbeler vuruyor. Belki de, aracın içinde sağa sola kontrolsüzce çarptıktan sonra patlayan kapılardan birinden ya da bir camdan asfaltın üzerine savruluyor.

Çarpma anından itibaren, bütün bunlar saniyenin onda yedisinde oluyor ve bitiyor.

120 ile giden bir aracın içindeki her şey, bardak, çanta telefon veya insan bedeni de araç ile aynı hızı yapar. Aracın hareketi çarptığı cisim tarafından durdurulur. Ancak aracın içindeki her şey aynı hızla hareket etmeye devam eder. Aracın içinde çarpma anının aynı hızıyla hareket etmeye devam eden insan bedeni de bir yerlere çarparak durur. Bu çarpma insan bedeni için öldürücü olabilir.

Rus ruleti denilen aptal oyunda, 6 mermi alabilen toplu tabancaya 1 mermi konur. Top rastgele çevrilir ve zavallı kurban namluyu başına dayayıp tetiğe basar. Bu durumda o tek merminin ateş alma ihtimali yüzde 17’dir.  Bizimki gibi ülkelerde, tüm hayatımız boyunca ölümlü bir kaza ile karşılaşma olasılığımız ise yüzde 33’dür.

Sıla, emniyet kemersiz bu seyahatini kazasız atlattı. Ölümden döndü.

Bir kaza anında başınıza gelebilecek en iyi şey emniyet kemeri ile bağlı olmak ve oturduğunuz koltukta kalabilmektir.

Sıla’ya, tüm yolcu ve sürücülere kazasız, arka koltukta bile emniyet kemerli günler diliyorum.

Okuyucu Yorumları