- A +

Yaşadığımız aksiyonların ardı arkası kesilmeyen bir hızla sürmesinden sonra insanın aklına ister istemez, ya sonra ne olacak? Sorusu geliyor. Gittikçe daha fazla sertleşen ve her defasında karşımızdakileri azarlayan bir yapıya bürünmeye başladık.

Bize yönelik yapılanlara karşı tepkimizi göstermemiz doğal olmakla birlikte kullandığımız dil üzerinden tanımlandığımız gerçeğini gittikçe daha fazla görmezden gelmeye başladık. Ardından ise sık sık Türk misafirperverliğine yönelik sözler etmeyi ve gelsinler de gerçek konukseverlik nasıl olurmuş görsünler demeyi de ihmal etmiyoruz.

Kendimizin hoşuna gitmeyecek sözleri bir başkasına söylemek ve buradan konukseverliğe geçiş yaparak olan biteni görmezden gelmek mümkün değildir. Şöyle medyaya yansıyan haberler üzerinden yapacağınız küçük bir gezinti bile durumun ne kadar vahim bir hal almaya başladığını fazlasıyla gösterecektir. ‘Avrupa Titriyor, Şoka Uğradılar, İşte Şimdi Yandılar, Günlerini Görecekler’ cümleleri üzerinden yaşadıklarımızı anlattığını zanneden bir medyamız var.

Böylesi bir dil ne gündelik hayat içerisinde ne de diplomatik ilişkiler de işlevsel sonuçlar doğur(a)maz. Düşman algısı yaratmakla ülke içerisinde yaşanan gelişmeler makul, mantıklı ve sağlıklı bir yörüngeye oturtulamaz.

Çünkü istediğiniz kadar biz öyle bir millet değiliz ifadesini kullanın milliyetçilik denilen iki ucu keskin bıçağı bilemeye başladığınız andan itibaren karşılığının da bileneceğini unutmamalısınız. İçeriye dönük olarak gerçekleştirilen her türlü söylem beraberinde hiç beklemediğiniz sonuçların ortaya çıkmasına da yol açabileceği gerçeğini de aklınızdan hiç çıkartmamanız gerekecektir.

Ülke gelirine bir hayli önemli bir katkı sağlayan turizm alanı açısından bu durum son derece sağlıksız bir yapının oluşmasına ve can sıkıcı olaylarla karşı karşıya kalmamıza yol açabilir. İşte bu yüzden ülkeler arası ilişkiler temelinde yaşanacak olan gelişmelerin sonuçları öncesinde söylenecek olan sözlerin çok daha derinlerde etkiler yaratabileceği gerçeğini düşünerek hareket etmek zorundayız.

Büyük Türkiye,  Yeni Türkiye gibi söylemler son derece önemli kazanımlara işaret etmekle birlikte içlerinin doldurulması ve ardından özellikle ekonomik temelde yaşanan kazanımların yanına demokratik kazanımların da eklenmesi icap etmektedir. ‘Kürdan Cebimiz kadar ülke, bir üflesek nefesimizle  boğulurlar’ tarzında cümleler içeride bir kesim açısından yaratacağı etki olumlu olmakla birlikte bir de daha sonra götürebileceklerini de öngörmeyi düşünmek durumundayız.

Hiçbir ülkenin birbirinin gerçek anlamda dostu ve müttefiki olmadığı tamamıyla çıkarlar temelinde yürütülen ilişkilerin gerçek olduğunu aklımızdan çıkartmadan, yarınlara bakmalıyız. Ama tüm bunları gerçekleştirirken de dikkatli olmayı hiç ama hiç elden bırakmamalıyız.

Daha önce de dile getirmiştim imparatorluk bakiyesi olan bir milletin çocuklarıyız ve bu durum bizim zihnimizde çok önemli bir yer tutmayı sürdürüyor.

Son yüz yıl içerisinde yaşadıklarımıza bakıldığında iç açıcı olmayan nüfus ve toprak kayıplarını görüyoruz. Ama öte yandan geçen zaman dilimi içerisinde her şey çok fazlasıyla değişime uğramış durumda.

Geçmişin savaşlar üzerinden yürüyen fetihlerinin yerini çok daha kansız buna karşın çok daha etkili olan kültürlerin yok edilmesi ve bir örnekleştirilmesi süreci aldı. Bu yeni dünya düzeni içerisinde sadece sayısal güce dayalı orduların ya da büyük nüfuslu ülkelerin tek başına bir önemi kalmadı. Asıl önemli olan teknoloji üretebilme ve ürettiğiniz bu teknoloji üzerinden dünyada söz sahibi bir konuma gelebilme durumudur.

Buna dönük bir eğitim sistemini hayata geçirip geçiremediğinizden başlayarak, insanlarınıza nasıl bir gelecek bırakacağınıza kadar bir dizi uygulama sizi farklı kılmaktadır. Daha sağlıklı bireylerin yetiştirilmesinden, daha yaşanası kentlere ve çevre dostu politikalara kadar kol kola yürüyen uygulamalar öne çıkmaktadır.

Burada belirleyici olan zenginlikten ziyade insan kaynağınızın hangi pozisyona ulaştırdığınız ve buna dönük uygulamaları nasıl hayata geçirdiğinizdir. Tüm bunları tamamladığınız anda ise size yönelik edilen sözler, tehditler ya da protestoların herhangi bir kıymeti harbiyesi kalmamaktadır. Geriye kalan çoğu zaman sizin çok da anlamadığınız bir ruh halinin yansımalarıdır sadece ve buraya ulaştığınız anda işler çok daha farklı bir minvalde ilerlemektedir.  

Okuyucu Yorumları