Dünyada Türkoloji bölümlerinde neler oluyor...

Laurent Mignon, David Selim Sayers, Sylwia Filipowska, Petr Kučera, Samim Akgönül, Burcu Karahan, Engin Kılıç, Selim Sırrı Kuru, Hilmi Tezgör dünyadaki Türkoloji bölümlerini yazdı...

- A +
Yazı aşağıda devam etmektedir.
Aklımıza ve masaya düştüğünde bizi heyecanlandıran bir dosya ile Ekim ayını karşılıyoruz. Akademik yıl açılışının hemen akabinde çıkan haberlerde "Akademisyenlerden destek istedi: Batı'da ülkemiz hakkında yanlış bilgiler dolaşıyor..." başlıklarından hemen sonra... Bu tamamen tesadüf, ama belli ki bir nedeni de var.
Biz K24 dosyalarını kendi merakımızdan da yola çıkarak yapıyoruz. Türkoloji için de bu geçerli. Dünyadaki üniversitelerde Türkoloji bölümlerinde neler oluyor, öğrenciler neden bu bölümü seçiyor, hocalar neler yapıyor, hangi konular çalışılıyor, Türkiye'deki üniversitelerle iş birlikleri var mı, ilişkiler nasıl, beklentiler, sorunlar neler... 
Türkiye'den ve dünyadan akademisyenlerle ve hatta öğrencilerle yazışmalarımız yaklaşık iki ay sürdü. Yola çıktığımızda birçok kişi (Türkiye'de çalışan akademisyenler dâhil) bu konunun hiç gündeme gelmediğini, sorunların çok olduğunu, bu dosyanın çok yerinde ve iyi olacağını söyledi. Evet, neredeyse yazıştığım herkes kendi deneyimlerinden yola çıkarak bu başlık altında bir şeyler ve hatta çok şeyler yazmak istiyordu. 
Avrupalı akademisyenlerden biri kendisine yazı yazıp yazamayacağını sorduğumda "KHK ile akademisyenlerin işsiz bırakıldığı, tüm haklarının elinden alındığı Türkiye.." diye bir cümle kurduğunda, burada akademik yıl açılışı daha yapılmamış, "Batı'da ülkemiz hakkında yanlış bilgiler dolaşıyor..." cümlesi kurulmamıştı. Yazmak istemedi. Mesele sorunlara ve özellikle Türkiye ile ilişkilere geldiğinde bir duraksama oldu. Hatta buradaki "medyaya" güvensizlik, otosansürü beraberinde getiriyordu. Kalabalık listemiz yavaşça azaldı. 
Şu cümle ise her şeyi özetliyordu: "Türkiye'de akademi çoraklaştı, artık hiçbir şey beklemiyoruz." 
Evet, biz yine de bu dosya ile bir kapı açmış olalım, bundan sonra da hem konu ile hem de yayınladığımız yazılarla ilgili eleştiri ve yeni yazıları da bekliyoruz diyerek dosyamızı açıyoruz.
Bakın neler var özetle: 
 

Türkolog olamamak

Laurent Mignon: Son yıllarda Büyük Britanya’da özellikle Türk filolojisi, yani akademik dil ve edebiyat çalışmaları, birtakım sorunlarla karşılaşmıştır. Bölümler kapatılmıştır. Kürsüler yenilenmemiştir. Bunun nedenleri çeşitlidir.
 

Bir Türkologun dünya turu

David Selim Sayers: Yaklaşık 15 yıllık Türkoloji sergüzeştimde beş farklı ülkenin üniversitelerinde—Türkiye’de, ABD’de, Almanya’da, Avusturya’da ve Fransa’da—alanı tanıma ve temsil etme fırsatım oldu. Gerçi fırsat sözcüğü, bu süreçte yaşadığım deneyimlerin sadece bazılarına yakışıyor. Diğerlerini nasıl betimlesem acaba? Kaderin birer cilvesi? Daha çocuk yaşta yapılmış tuhaf hataların beni sürüklediği kara delikler? Anlatayım da siz karar verin.

Niçin Türkçe okuyacaksın ki?

Sylvia Filipowska: Polonya'nın en eski üniversitesinde, Türkoloji Kürsüsü'nde hocalık yapmaktayım. Bu sorudan hâlâ kurtulamadım. Evet, Polonya'da Türkçe okumanın ve okutmanın ne anlamı var?

Strazburg Üniversitesi Türk Etüdleri bölümüne dair

Samim Akgönül: Türkiye özelinde Ankara’nın Yunus Emre Vakıfları, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile Türkiye ile ilgili yurt dışındaki bütün eğitim ve araştırma faaliyetlerini tekeline alma çabası ama daha da ötesinde Türkiye’deki toplumsal, siyasal ve kimliksel kırılmaların Fransa’da doğan Türkiye kökenli gençler üzerindeki onarılması zor etkileri bölümün günlük hayatını olduğu kadar bilimsel üretkenliğini de etkilemekte. Pierre Bourdieu’nün dediği gibi “Sosyoloji bir dövüş sanatıysa” Türkoloji de bu durumdan fazlasıyla payını alıyor.
 

Petr Kučera​: Türkiye’den gelen bazı siyasî baskılar arasında yol bulmaya çalışan Türkoloji, hâlâ yaşam mücadelesi içindedir. Batı Avrupa ülkelerinden farklı olarak Çek Cumhuriyeti’ndeki Türk kökenlilerin az yaşadığı ve yine de Doğu ve Orta Avrupa’nın bazı ülkelerinden farklı olarak Osmanlı mirasını taşımayan bir ülkede, Türkoloji dolaylı ya da dolaysız olarak kendi varlığını sürekli savunmalıdır.

Akademisyenler yanıtlıyor: Türkiye dışındaki Türkoloji çalışmaları ne durumda?

Melek Aydoğan, Stanford Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü öğretim üyesi Burcu Karahan, Sabancı Üniversitesi Diller Okulu öğretim üyesi Engin Kılıç, Washington Üniversitesi Türkiye ve Osmanlı Çalışmaları Bölümü öğretim üyesi Selim S. Kuru ve Duisburg-Essen Üniversitesi Turkistik Enstitüsü öğretim üyesi Hilmi Tezgör ile Türkiye dışındaki Türkoloji çalışmaları üzerine konuştu...

Bu dosyayı yapacağımızı söylediğimizde heyecanlanan ve tüm sorunlarına rağmen dosyayı sahiplenen sevgili Melek Aydoğan'a desteğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Ve Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi açıldı

Hatırlar mısınız, K24 yayın hayatına başladığında, "Kaybolmak için yeni bir dünya" demiş ve şöyle devam etmiştim: 

K24 [Kitap Kültür Kritik] “yeni” bir dünya. 
İçinde kaybolacağınız bir dünya. Dünyayı hep birlikte kitaplar üzerinden okuyup, anlamaya çalışacağımız, kitaplara var gücümüzle sarılacağımız yeni bir dünya. Çok pencere var, çok kapı, çok oda… Uzun bir koridor misali uzun yazılar (...) Bize göre henüz küçük ama emin olun daha çok büyüyecek. Ve bu dünyaya giriş serbest, kaybolmak ise “bize göre” ülke şartlarında zaten bir ihtiyaç.

"Çok pencere var, çok kapı, çok oda…" demişim, o zaman, bir gün gerçekten çok odalı, çok pencereli ve çok kapılı bir evimiz olacağını bilmiyordum. Oldu. Bizim evimiz, sizin eviniz. Artık sadece K24 sayfalarındaki yazılarda ve söyleşilerde değil Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi'nin odalarında kitaplarla, yazılarla ve yazarlarıyla kaybolabilirsiniz... 

Hadi >>> kiraathane.com.tr 

Kasım'da görüşmek üzere...