Kadrajı Ayvalık'a çeviriyoruz

“Tam anlamıyla imece usulüyle” gerçekleştirilen, “sanatın birleştirici gücüne inancımız tam” diyerek yola çıkan bir festival: Ekimde Ayvalık başkadır

- A +
Yazı aşağıda devam etmektedir.

Sanat filmlerini festival dönemleri dışında da izleyebilmemize imkân sağlayan Başka Sinema, beşinci yılını bir festivalle taçlandırdı: Ayvalık Film Festivali. “Ekimde Ayvalık başkadır” sloganıyla yola çıkan festival, sadece Türkiye’nin her yerinden, özellikle de İstanbul’dan sinema emekçilerini ve tutkunlarını bir araya getirmekle kalmadı, Ayvalıklıları da birbirinden değerli filmlerle buluşturdu. Panellerin, söyleşilerin, çocuklara özel etkinliklerin de yer aldığı festival, ilk adımını büyük bir ilgi ve başarıyla geride bıraktı. Birkaç ay önce, Beral Madra K24’te yayınlanan “Kuzey Ege’nin kerametli kenti: Ayvalık” [1]başlıklı yazısında Ayvalık’ın silinmeye çalışılan tarihi ve kapitalizm ile mücadelesinden söz etmiş, şehrin tarihî dokusuna sahip çıkmak için çağrıda bulunarak sonlandırmıştı yazısını. Bu yazı yayınlandığında, Başka Sinema ekibi şehre uzun soluklu olmasını dilediğimiz festivali getirmek için çalışmalarına başlamıştı bile.

5-10 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen festivalin açılış gecesinde konuşan ve etkinliğin direktörlüğünü üstlenen Azize Tan, festivalin ilkinin tam anlamıyla imece usulüyle gerçekleştiğinden bahsetmişti. Ayvalık'ın tarihi düşünüldüğünde, daha doğru bir iş yapma şekli düşünülemezdi. Ayvalık, her ne kadar 70’lerden bu yana izleri daha da silinmeye çalışılsa da, hibrit bir şehir. 1800’lerin sonlarından kalma konaklarında Rum mimarisiyle birlikte Osmanlı ve erken Cumhuriyet etkisini de görmek mümkün. Birçok Rum konağı aslına uygun bir şekilde restore edilmiş olsa da şehrin dar sokaklarında terk edilmiş, yıkılmaya yüz tutmuş konakların sayısı da az değil.

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali mekânlarından Ma'adra Binası'nda gerçekleşen Siyah-Beyaz PaneliBaşka Sinema Ayvalık Film Festivali, sadece iyi bir seçkiyle izleyicinin karşısına çıkmak istememiş teknik olarak, ses ve görüntü açısından da filmleri hak ettikleri bir kalitede sunmayı amaçlamış. Ayvalık mimarisinin tipik örneklerinden Ma’adra Binası hem sinema salonu olarak hem de paneller için tadil edilmiş. Festival sonrası da mekânın kullanılabilecek olması şehrin kültür sanat yaşamı için önemli bir katkı. Festivalin diğer mekânlarından Vural Sineması, şehrin tek bağımsız sineması. Diğer mekân olan Sanat Fabrikası ise tiyatro oyunları ve film gösterimleriyle Ayvalıklı sanatseverlerin ihtiyaçlarına uzun yıllardır cevap veren bir yer. Sanat Fabrika'sının duvarlarını süsleyen 1920'lerden, 40'lardan kalma fotoğraflar şehrin sanata ilgisini de görmemizi sağlıyor.

Festival direktörü Azize Tan, açılış gecesi konuşmasını “sanatın birleştirici gücüne inancımız tam” diyerek bitirmişti, Ayvalıklılar ile Türkiye’nin her yerinden sanatçı, yönetmen ve eleştirmenleri bir araya getiren festivalin daha en baştan bunu gerçekleştirdiği aşikâr.

Sarayın Gözdesi: Lanthimos’un son filmiyle açılış

Festival kapsamında Türkiye Sineması 2018: Kuşku ve Sorgulama ve Farklı Hikâyeler, Dünyanın Bin Bir Hali, Başka Kadınlar ve Açıkhavada Sinema başlıklı bölümlerde, bazıları Türkiye’de ilk kez olmak üzere, 25 ülkeden 40 film seyirciyle buluştu. Festivalin açılış filmi ise Belediye Amfitiyatrosu'nda açık havada izleme şansı bulduğumuz Kralın Gözdesi’ydi. 2009 yapımı Köpek Dişi filminin ardından tüm dünyada kayda değer bir izleyici kitlesine ulaşan Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos, The Lobster ve Kutsal Geyiğin Ölümü ile de yükselişini sürdürmeye devam etti. Başrollerini Olivia Colman, Rachel Weisz ve Emma Stone'un paylaştığı Kralın GözdesiLanthimos'un ilk filminden itibaren alıştığımız kendine özgü kara mizahının zirve yaptığı bir film. Özellikle Colman, kırılgan ve güvensiz kraliçe rolüyle alışageldiğimiz hanedan imgelerini yerle bir ediyor. Filmi açık havada büyük bir kalabalıkla izlemek, Ayvalık'ın yerlisi olmayan izleyicilerin gafil yakalandığı soğuğa rağmen eşsiz bir deneyimdi. Kralın Gözdesi, hem oyuncularının göz alıcı başarısı -gerçekten göz alıcı, üç başrol de göz kırptırmadan izletiyor kendini- hem de toplumsal cinsiyet rollerini ters yüz eden hikâyesiyle ayrıca ve uzun uzun ele alınması gereken bir film ama ben burada festivalin açılış filmi olarak en doğru seçim olduğunu söylemekle yetineceğim.

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali açılış gecesiAçılış töreninde festivalin ana sponsoru Kariyo & Ababay Vakfı tarafından her yıl verilmesi planlanan Yılın Yönetmeni Ödülü’nün sahibi ise Nuri Bilge Ceylan oldu. Son bir yıl içinde uzun metraj sinema filmi ticarî gösterime girmiş ya da ulusal ve uluslararası festivallerde yer almış yönetmenlerden birine vakıf tarafından üstün sanatsal başarısı için verilen ödül, 100 bin lira değerinde bir para ödülünü de kapsıyor. Ceylan’ın sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da tanıdığı bir yönetmen olduğu düşünüldüğünde, “Sinema alanındaki ulusal ve uluslararası sanatsal başarıyı teşvik amacıyla” verilen bir ödülün kaynaklara ulaşımı daha zor olan bir isme verilmesi beklenirdi elbette. Neyse ki, ödülün her yıl tekrarlanacak olması gelecek yıllarda bu ihtimale da olanak sağlayabileceği için sevindirici.

“Ne kadar ilgi olabilir ki?”

Böyle bir festival yapmak nereden çıktı ve neden Ayvalık soruma, Başka Sinema’nın koordinatörlerinden Cenan Tüzel şöyle cevap veriyor: "Türkiye’nin de Sundance gibi bir festivali olsa keşke dedik önce. Ardından bunun için uygun bir yer aramaya başladık. Ayvalık hem ulaşım kolaylığı, hem de zaten şehrin dokusu itibariyle festival için biçilmiş kaftandı. Festival sayesinde Ma’adra Binası teknik ve mimarî olarak film izlenebilir bir duruma getirildi. Zaten son birkaç yıldır yoğun bir şekilde sanat faaliyetleri yürüten Sanat Fabrikası da vardı. Açık hava film gösterimleri için de çok fazla uygun mekân olması, festival için Ayvalık’ı seçmemizde en önemli etken oldu.” Festival için şehre gelen herkes de bu seçim konusunda şüphesiz ekiple aynı fikri paylaşıyordu. Sezon dışı olmasının da etkisiyle Ayvalık, Ekim ayında bir film festivali için seçilebilecek en doğru mekân olmuştu. Üstelik ekip, önümüzdeki yıllarda yazın yapılacak açık hava gösterimleri ve sinema kampı gibi projeleri de ekleyerek Ayvalık’ı sinemaseverler ve sinemacılar için bir merkez hâline getirmeyi de amaçlıyor.

Zorba filmi açıkhava gösterimiFestival biletleri, etkinliğin başlamasına bir süre kala internet üzerinden satışa çıkarılmıştı. Benim gibi, Ayvalık kadar küçük bir şehirde, festival için özel olarak gelmiş insanlara rağmen “ne kadar ilgi olabilir ki” diyerek önden bilet alma işine girişmeyen birçok kişi bazı filmlere yer bulmakta zorlandı. Bu yoğunluğun en önemli sebebiyse Ayvalıklıların filmlere büyük ilgisiydi. Neredeyse her film dopdolu salonlarda izlendi. Bu ilgide, festival seçkisinde Ashgar Farhadi, Jean-Luc Godard, Lars von Trier, Yorgos Lanthimos gibi filmleri sabırsızlıkla beklenen yönetmenlerle birlikte 25. Adana Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Damla Sönmez’in başrolünde olduğu Sibel, Anons ve Halef  gibi 2018 Türkiye sinemasının son örneklerinin olması da etkiliydi elbette.

Başka Sinema’nın, son beş yıldır “bu film hayatta vizyona girmez” dediğimiz filmleri kısıtlı festival günlerine, bir türlü bulunamayan ya da yüksek fiyatlı biletlere hapsetmeden izleyiciyle buluşturma gayreti festivale de yansımış. Biletler 10 liradan satışa sunulurken,öğrenciler sadece 5 liraya festival filmlerini izleme fırsatı yakaladı. Sadece bu fiyat politikası bile önemli bir fark yaratıyor. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali ve Kültür İçin Alan ortaklığıyla İzmir’deki dört üniversiteyle, Dokuz Eylül, Ege, İzmir Ekonomi ve Yaşar üniversiteleriyle iş birliği içinde festival için özel bir program da oluşturuldu. Programa seçilen her okuldan beş öğrenci, bir yandan festival boyunca Ayvalık’ta konaklama, bütün filmleri ücretsiz izleme ve etkinliklere katılma şansı yakalarken, diğer yandan da seçtikleri bir konu ve teknikle festivalle alakalı kısa filmler ve dokümantasyon çalışmaları yaptılar. Nuri Bilge Ceylan, ödül konuşması sırasında “festivaller olmasaydı burada olamazdım” diyerek festivallerin, hele de büyük şehirlerin dışında yapılan festivallerin ilham ve olanak yaratma konusundaki öneminden bahsetmişti. Daha ilk yıldan öğrenci iş birlikleriyle başlayan Ayvalık Film Festivali de festivallerle elden ele geçen bu bayrağın önemli bir taşıyıcısı olacak gibi görünüyor.

[1] Kuzey Ege’nin Kerametli Kenti: Ayvalık, Beral Madra. http://t24.com.tr/k24/yazi/ayvalik,1915