Aşk Mektupları

Seval Şahin ile Tevfika İkiz'in yayına hazırladığı ve Bağlam Yayınları tarafından yayımlanan Aşk Mektupları kitabından tadımlık bölümler K24 sayfalarında...


@e-posta
Tadımlık, 01 Temmuz 12:00
- A +
Yazı aşağıda devam etmektedir.

Seval Şahin ile Tevfika İkiz'in yayına hazırladığı Bağlam Yayınları tarafından yayımlanan ve Ayşegül Devecioğlu, Bahri Vardarlılar, Banu Özyürek, Buket Uzuner, Bülent Çallı, Cem Kalender, Ercan y Yılmaz, Ersan Üldes, Ethem Baran, Fatma Barbarosoğlu, Ferat Emen, Ferhat Özkan, Gamze Arslan, Gönül Kıvılcımlı, İsmail Güzelsoy, Jaklin Çelik, Kerem Işık, Menekşe Toprak, Mevsim Yenice, Nihan Kaya, Nisan İğdem, Niyazi Zorlu, Selim İleri, Sema Aslan, Sezer Ateş Ayvaz, Sinem Sal, Suzan Samancı, Yavuz Ekinci, Zeynep Rade, Zeynep Kaçar ve Zeynep Aliye'nin birer aşk mektubuyla katkıda bulunduğu Aşk Mektupları bu hafta raflarda. Mektuplardan tadımlık ise K24 sayfalarında...

Aşk Mektupları, Kollektif, Bağlam Yayınları"Anımsamak ve unutmak üzerine söylenen onca şeyin hakikati kavramaya yetmediğini nasıl anlatmalı. Her şeyi iki kelimeye sığdırma çabamız beyhude. Hakikatin peşine düştüğünde dil hep sakar kalıyor. (Ayşegül Devecioğlu)

"4 Kasım 1937 günü, genç Türkiye Cumhuriyetinin bir müsteşarı olarak verimli ama bir o kadar da yorucu mütalaalarla geçen  koca bir haftanın ertesinde, güzel şehrinizin o muhteşem opera  sarayında Kuğu Gölü Balesi'ni seyrediyordum." (Bahri Vardarlılar)

"Başın önünde bekliyorsun. Elbette sözümü dinlersin sen, iyi huylusundur. Ben, şimdilik kötü huyluyum. Ama bu ikimizi de huzura kavuşturacak, muhtaç olduğumuz bir kötülük. “Hadi” diyorum. Talimatımı duyunca âdem elmanın boğazında aşağı yukarı hareketini görüyorum. Arkan dönük giysilerini yavaşça çıkarıp katlayarak sandalyenin üzerine koyuyorsun. Bu en sade hareketlerde bile bir kırıtma, bir zarafet. Aferin." (Banu Özyürek)

"Yine de bugün tıpkı eskiden yaptığımız gibi beyaz bir kâğıdın üzerine dolma kalemle mektup yazıp, postaneden pullu zarfla yollamak istedim sana. Eskiye özlem duyan biri olmadığımı bilirsin. Geçmiş geçmiştir. Üstelik ikimiz de henüz yaşlanmadık. Benimkisi geçmişe değil, olsa olsa sanal olmayana övgü!" (Buket Uzuner)

"Tramvayın içinde, evet, seni bekliyordum Nurdan, ama ortaya çıkmayarak varoluşumu meşrulaştırma ne olur. Sana sokakta da rastlayabilirdim. Görürdüm seni, belki bir başkasının fotoğrafında. (Bülent Çallı)

"Antik çağda yaşamış olsaydın mutlaka tanrıça olurdun. Bu hoşuna giderdi, gülerdin. Övülmekten pek hazzetmezdin ama özgün abartılara da yok demezdin." (Cem Kalender)

"Titreyen ağaçlar tanıdım bugün. Diyelim ki bir kavak, belki dut, kimbilir bir ıhlamur tir tir titrerken geceki hâlimi gördüm onlarda. Sophia ne zordur özlemden titremek! Hücrelerinle sarsılıyorsun." (Ercan y Yılmaz)

"Belli ki ben aşkta da gecikeceğim. İyisi mi, sana bu mektubu daha yazar biri yazsın. Ritmik jimnastik sorulsa verecek cevabı olanlardan. Nihayetinde ben basit bir romancıyım." (Ersan Üldes)

"Eskiden hangimiz birbirimizi daha çok seviyoruz diye yarışırdık seninle. Ben daha çok seviyorum zannederdim kendimce. Hâlâ çok seviyorum seni, paylaştığımız koskoca hayatın hiçbir ânından pişman değilim, hâlâ dışarı çıktığımızda üniversiteli iki genç gibi el ele tutuşuyoruz ama senin sevginin büyüklüğü karşısında benimki sönük kalıyor galiba. Yine de yarıştan çekildiğimi sanma bitanem. (Ethem Baran)

"Dr. İbrahim Bey aşkımızı sınamaktan başka çaremizin olmadığını söyledi. Sınamak. Biz hiç sınanmamıştık. " (Fatma Barbarosoğlu)

"Şu uçaktan ya da yüz katlı gökdelenden düşen kadının hikâyesini duymuş olmalısınız. Kadın aslında doksanıncı kat civarı ölür. Sonrası seksen kiloluk bir et yığının yere çakılmasıdır." (Ferat Emen)

"Önceliklerin, dertlerin ve adanmışlıkların yeniden tasnifi. İncecik duruşundaki zarafet. Bir kaderin bir başka kadere doğru hareketi. Bir dizenin -hem de iyi olmayan hafızamda- durduk yere yeniden canlanması: “Âşıklar, ki kaderlerini birbirleriyle örterler.” (Ferhat Özkan)

"Sen gittiğinden beri evden dışarı adım atmadım. İçerideyim, kendi tarihimin bir noktasında. Eşyalar olduğu yerde, duvarlar daha sıkı kucaklıyor bu defa, kapı dışarıya direniyor." (Gamze Arslan)

"Sevmek, birinin başucuna henüz tamamlanmamış bir şiir bırakmak gibidir. Hangimiz söylemişti bunu? Bahar yaklaşıyor, hava yavaş yavaş ısınıyor ve ben buz tutan yolların, yaprakların altından çıkıyor, kapandığım evimde sana bu mektubu yazıyorum." (Gönül Kıvılcım)

"Bir sesim yok seni çağırmaya. Sana dokunan her yerime yaktıkça serinleten bir ateş bulaşır. Senin titreyişinle bedenimin ve ruhumun sınırlarını tanıyorum." (İsmail Güzelsoy)

"Bu sensiz günlerde, gördüğüm rüyaların da etkisiyle buranın bana kendimi iyi hissettireceğini düşündüm. Rüyadan arta kalan parçaları toplamak için buradayım, biliyorum." (Jaklin Çelik)

 "Sıcaktan bitkin düşmüş halde sığınacak bir gölge ararken buraya ilk kez birlikte geldiğimiz o artık eskimiş yaz mevsimini düşündüm. Yıllar yılı bunu yapmaktan asla vazgeçmedim." (Kerem Işık)

"Bu anılar her zaman güzel miydi? Sanmıyorum ama belli ki mutluluk hormonlarını salgılayan beynim güzel olanı ortaya çıkarmış ve ben bu anı bir süre daha parmaklarımda hissetmek için zarfı hemen açmıyordum." (Menekşe Toprak)

"Mektuba bir hitapla başlanması gerektiğini öğrettiler okulda. Düşündüm. Bir cevap bulamadım. Neyimsin sen?" (Mevsim Yenice)

"Onu ilk gördüğümde, gördüğüm şeye inanamadım. Çünkü gözlerinde, ömür boyu içimde taşıdığım, ama o âna dek hayal zannettiğim şeyler vardı. Gözlerinin içinde henüz doğmamış insanların gözleri vardı." (Nihan Kaya)

" Bu mektubu sana gelmeye çalıştığımı söylemek için yazıyorum. Artık yolu öğrendim. Hâlâ uzakta olsan da yavaş yavaş geliyorum işte." (Nisan İğdem)

"Ah, Sevgilim, Nazifem, bu satırları okurken sakın diyeyim şaşırma! Âşık olduğunu öldükten sonra anlayınca, insan nasırlarını, tekmil ağrılarını, sızılarını unutuyor ve “delilik başlıyor". (Niyazi Zorlu)

"Size nasıl sesleneceğimi bilemiyorum. İkincisi, ortancası en uzak: Sevgilim değilsiniz. Ölüler sevgili olamaz. Öldünüz, nice zaman geçti. Ama başka sevgilim yok." (Selim İleri)

" En istediğin oldu. İşte söylüyorum. Kendimi, Allah’tan dilediğin kadar, belki dilediğinden de fazla suçlu hissediyorum. Seni bıraktığım, ikimizin yerine sadece kendimi düşündüğüm için." (Sema Aslan)

" Bir şiirin bir dizesini sabaha kadar konuştuğumuz geceleri.  Masamız cömert, suyumuz az, merdivenler dik idi. Benim seni erken sabah trenlerine bindirip, karanlık gökyüzünün altında yolculuk yaptığımız  günleri. (Sezer Ateş Ayvaz)

"Bana kalırsa tüm ilişkilerin başında insanlar birbirine ayrılacağı vakti söylemeli. Hazırlık yapmalıyız. Bazı kitaplar edinmeli, ayrılık sonrası bize refakat edecek arkadaşlarımızı belirlemeli ve terapi masrafımızı bir kenara koymalıyız." (Sinem Sal)

" Bir an seni yanı başımda hissediyor, dudak kıvrımlarında titreşen sevgiyi özlüyorum. Yokluğunla birlikte, belleğim unutamadıklarımı dile getirirken, ülkemi acıklı bir masala dönüştürenlere kızıyorum." (Suzan Samancı)

"Kimsenin elinden bir şey gelmedi. Yapayalnızdım. Herkesin gölgesinden korktuğu günlerden geçiyorduk." (Yavuz Ekinci)

"Zarfı hıçkırıklara boğularak elime aldığım ve kapısının Cennete mi Cehenneme mi açıldığını; tam üç gün boyu zikir çeker gibi yinelememe karşın çözemediğim  mektubuna  ve yanındaki ismimin son harfini yanlış yazdığın zarfa bakıyorum." (Zeynep Aliye)

"Ne varsa sen ve ben, bizim aramızda… İçimde aşk, çığlıklar atıyor sevincinden sana dokunmanın. İçim senin oluyor, ben bir başkası sarılır sarılmaz. Sen yine kendin. Ben hiç olmadığım kadar mutlu. Ten bahane…" (Zeynep Kaçar)

"Eşofman takımın çekmecede duruyor. Kirlideydi, Besime yıkayıp ütüledi. Gördün mü, kendi evimin ütüsünü yapmam ben. Kahve kupan da duruyor. Rafın en arkasına koydum onu, Besime sakardır biliyorsun, eli takılıp kırmasın diye." (Zeynep Rade)