Gündem

Yeni Şafak yazarı: Kimsenin AK Parti'yi düşündüğü yok, herkes kendi reklamını yapma peşinde

"Şu medya ilişkileri konusuna da el atsalar çok iyi olur"

05 Ekim 2017 17:46

Yeni Şafak yazarı Faruk Aksoy, Adalet ve Kalkınma Partisi'ndeki (AKP) 'değişim' sürecini değerlendirdi. Aksoy, "Kimsenin partiyi martiyi düşündüğü yok, herkes yeni dönemde de rol kapma, ekranda olma, kendi reklamını yapma peşinde" dedi. "Madem partide büyük değişimin startı verildi, belediye başkanlarının, il başkanlarının istifaları isteniyor" ifadesini kullanan Aksoy, "Şu medya ilişkileri, medyada temsiliyet konusuna da el atsalar bari, AK Parti adına çok iyi olur" diye konuştu.

Aksoy'un Yeni Şafak'ta "İstifa…" başlığıyla (5 Ekim 2017) yayımlanan yazısı şöyle:

Anlaşılan o ki,

belediye başkanları, kendi kendilerine istifa etmiyorlar, istifaları genel merkez tarafından isteniyor, onlar da gereğini yapıyorlar.

Kuşkusuz AK Parti yönetimi, belediye başkanlarıyla ilgili herkesten daha çok bilgiye sahip; belediyelerde bugüne kadar ne olup bittiğini en iyi genel merkez biliyor.

Ne olursa olsun kullanılan dil çok önemli, buna dikkat etmek lazım.

Kadir Topbaş, istifa konuşmasını yaparken cümlelerini özenle seçti, “Partimden değil, belediye başkanlığından istifa ediyorum, ben hep AK Partiliyim, benim istifamdan muhalefete ekmek çıkmaz” dedi.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

Şimdi de Melih Gökçek’in istifa edeceği söyleniyor, eğer bu gerçekleşirse muhtemelen Gökçek de buna benzer şeyler söyler, ya da söyleyecektir.

Fakat bazı medya organlarında yer alan haberlere göre istifası istenen belediye başkanlarından bu talebi reddedenler varmış, şayet öyleyse, bu haberler doğruysa ciddi sıkıntılar yaşanabilir.

İstifaların sebebi “metal yorgunluğu” ile mi izah edilecek, yoksa daha başka sebepler var ve onları açıklamak için uygun zaman mı beklenecek, bunu göreceğiz.

Kadir Topbaş, Melih Gökçek gibi isimler, en başından beri Erdoğan’la beraber yürüyen, birbirini iyi tanıyan isimlerdi; fakat Anadolu’da siyaset yapıp, AK Parti’ye katkı sağlayan, belediye başkanlığını şahsi oylarıyla alabilen bazı siyasetçiler de var.

Bu iş hesap kitap işidir, siyasetteki hesap kitap işinin uzmanı da Tayyip Erdoğan’dır.

Erdoğan, AK Parti’ye döndükten sonra, haklı olarak kendi kadrosunu, kendi adaylarını belirleme yetkisine sahiptir, kiminle yola devam edip etmeyeceğine de kendisi karar verecektir.

17/25 Aralık operasyonlarından sonra nasıl ki %52’lik oyla Cumhurbaşkanı seçildi, bütün sorumluluk ve bütün başarı kendisine aitti, şimdi de 2019 seçimlerine gidilirken parti kadrolarında yapılan bu değişikliklerle beraber alınacak her türlü sonuç yine Erdoğan’a ait olacaktır.

Milletvekili listeleri, başkan adayları, il ilçe teşkilatları, hepsi ama hepsi Erdoğan’ın dizayn ettiği AK Parti’nin vitrinini oluşturacaktır ve 2019’daki üç seçime de bu kadrolarla girilecektir.

AK Parti’de yaşanan değişim sürecini ve bu süreci doğuran sebepleri üç aşağı beş yukarı biliyoruz, kim ne yaptı, ne kadar yaptı, halkı rahatsız eden uygulamalar nelerdi, hepimiz gördük, yaşadık.

Fakat ben, şu hesap kitap işine tekrar dönmek ve önemli birkaç şey daha söylemek istiyorum.

Acaba, diyorum, AK Partili belediye başkanlarının istifasını istemek yerine, seçimi beklemek, eğer çalışmalarından memnun olunmamışsa aday göstermemek daha doğru olmaz mıydı?

Muhalefet bu konunun üstüne çok gidecektir, istifaların sebebini soracaktır, eminim bunu da gerçekleri öğrenme adına değil, AK Parti’yi, istifa eden başkanların bölgelerinde bölmek, parçalamak için yapacaktır.

Çünkü bu muhalefet, FETÖ’nün siyasi ayağını sorgularken de aynı beklenti içerisindeydi, FETÖ üzerinden AK Parti’yi dağıtma, mahkum etme derdindeydi.

Siz çıkıp açıklama yapsanız, deseniz ki, “Bazı belediyelerin çalışmalarından memnun kalmadık, vatandaşların şikayetlerini göz önünde bulundurduk ve istifa etmelerini istedik” buna asla inanmayacaklardır, aklınıza gelebilecek her türlü kötü senaryoyu bu belediyelere yakıştıracaklardır.

Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim;

Madem partide büyük değişimin startı verildi, belediye başkanlarının, il başkanlarının istifaları isteniyor, şu medya ilişkileri, medyada temsiliyet konusuna da el atsalar bari, AK Parti adına çok iyi olur.

Kim yapar, nasıl yapar, bilemiyorum ama televizyonlardaki tartışma programlarına AK Parti’yi ve Erdoğan’ı savunmak için çıkan uzmanlar(!) dökülüyor, haberiniz olsun.

Geçen akşam baktım, CHP’li Muharrem İnce, almış karşısına 3-5 kişiyi, oradan oraya savuruyor, atıyor, tutuyor, kafasına göre ortam yapıyor.

AK Parti adına konuşan heyet de, Muharrem İnce’nin salvoları karşısında çaresizce, “O konuda CHP haklı, bu konuda CHP haklı, şu konuda CHP haklı, kısaca CHP hep haklı” körlüğüyle karşılık vermeye çalışıyor.

Yahu inanılır gibi değil!...

Bütün darbelere destek vermiş, demokratik iradenin susturulması için sokak eylemleri yapmış, askeri göreve çağırmış, ama aynı zamanda PKK’lı, DHKP-C’li teröristlere de “arkadaş” yakıştırması yapmış bir partinin Kemalist milletvekiline gereken cevabı verememişler, kalkmışlar AK Parti’ye fatura çıkarıyorlar.

Ben söyleyeyim size,

Kimsenin patiyi martiyi düşündüğü yok, herkes yeni dönemde de rol kapma, ekranda olma, kendi reklamını yapma peşinde…