REKLAMI GİZLE

"Ürdün Kralı'nın karısı, Washington ve New York'taki arkadaşlarına Türkiye aleyhine mesajlar iletti"

"Ürdün Kralı her ne kadar gülümseyen yüzünü gösterse de, Washington'da Türkiye düşmanı bir lider olarak biliniyor"

- A +

Habertürk yazarı Serdat Turgut, perşembe günü Türkiye'ye gelmesi beklenen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın öncesinde Ürdün’ün başkenti Amman’a gittiğini ve bu gzi programının altında ince diplomatik hesaplar yattığını ifade etti. Ürdün Kralı Abdullah'ın karısı Rania'nın Washington ve New York’ta özellikle medya çevrelerinde etkin kadın arkadaşlarına açtığı telefonlarda Türkiye aleyhine mesajlar ilettiğini aktaran Turgut, "Ürdün sadece lafta Türkiye’yi kötülemekle kalmadı, aynı zamanda kendisini bölgede Türkiye’nin gücüne alternatif olacak ülke olarak konumlayacak tüm adımları da attı" dedi.

Serdar Turgut'un "Tillerson’un gezi programına dikkat" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle:

Kral'ın Türkiye mesajları

Tillerson, Ankara’da tabii ki Münbiç ve Fırat’ın doğusunu da kaçınılmaz olarak konuşacak. Fakat bu konuları da o büyük yeni modele uygun tartışmaya çalışacak.

Dediğim gibi bütün bunları yarın tüm detaylarıyla açacağım, ama bugün Tillerson’un Türkiye’ye nereden geldiğine iyi bakmamız, bunun anlamını iyi idrak etmemiz gerektiğini anlatmam gerekiyor.

Tillerson birkaç noktadan oluşan bölge gezisinin ilk aşamasında Ürdün’ün başkenti Amman’a gitti. Ankara’ya da oradan geçecek.

Bu gezi programının altında ince diplomatik hesaplar yatıyor.

İkili ilişkilerimizde Ürdün Kralı her ne kadar gülümseyen yüzünü gösterse de o Washington’da Türkiye ve özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın düşmanı bir lider olarak biliniyor.

Bu da durup dururken varılmış bir yargı değil.

Başkentte çalışmaya başladığım bir yıl öncesinden bu yana ben daima Ürdün Kralı Abdullah’ın Washington’daki her temasında gerek Beyaz Saray’a gerek yönetimin diğer birimlerine, “Bölgede yaşanan her sorunun sorumlusu Türkiye ve Erdoğan’dır” mesajını verdiğini yazmıştım.

O zaman başkanlığının ilk günlerinde olan Trump da bu mesajdan çok hoşlanmış olmalı ki Kral Abdullah o günlerde Washington’a en sık davet edilen lider olmuştu.

Rania da devrede

Ürdün’den gelen mesajlar sadece Kral Abdullah ile kalmadı. Bunun yanında karısı Rania’da Washington ve New York’ta özellikle medya çevrelerinde etkin kadın arkadaşlarına açtığı telefonlarda yine Türkiye aleyhine mesajlar iletti.

Ürdün sadece lafta Türkiye’yi kötülemekle kalmadı, aynı zamanda kendisini bölgede Türkiye’nin gücüne alternatif olacak ülke olarak konumlayacak tüm adımları da attı.

Ürdün’ün Genel İstihbarat Departmanı (GİD) Suriye’de insana dayalı en güçlü istihbarat örgütlerinden biri.

Bunun yanında GİD’in Amman’daki merkezini CIA ve Pentagon da merkez olarak kullanıyor. Bölgeye yönelik istihbarat planları bu merkezde yapılıyor. İsrail’le de koordinasyonu buradaki Amerikan personeli yapıyor.

İncirlik'e alternatif mi?

Bunun yanında Ürdün, ülkenin merkezinde Mufavvak Salti denilen bölgede büyük bir askeri üs kuruyor. Bunun genişletilmesi için Pentagon’dan 300 milyon dolar daha alındı.

ABD her yıl Ürdün’e verdiği 1 milyar 250 milyon dolarlık yardımı son imzalanan mutabakat zaptı (memorandum of understanding) ile 1.5 milyar dolara çıkardı.

Bunların yanı sıra Suriye sınırına çok yakın bir insansız hava uçağı kumanda merkezi (H-4) kuruluyor. Böylece Amerika’nın bölgedeki hava operasyonlarının da hayati önemde olacağı belirtiliyor.

İsrail sınırında İran’la sertleşme işaretleri gelişirken sınırın hemen yanıbaşındaki Ürdün’ün Amerika için hayati önemi olduğu şüphesiz, ama bunun ABD’nin Türkiye’yle olan ilişkilerini nasıl etkileyeceği henüz net değil.

Bunu belki Amman’dan Ankara’ya gelecek Tillerson’un ağzından öğreneceğiz bugünlerde.