Medya

Ülkücü yazardan Devlet Bahçeli'ye: 19 yıl, kitleleri suya götürüp susuz getirmek herkesin yapacağı iş değil

"Asıl iktidar Bahçeli'de mi?"

26 Ekim 2016 14:49

Yeniçağ yazarı Arslan Bulut, başkanlık sistemi tartışmalarıyla ilgili olarak "Devlet Bahçeli, itiraz edenleri 'Türkiye'de fiili durumun devamını arzulayanlar, 15 Temmuz'dan sonra çok ciddi olayların yaşandığı bir ortamda kaos, kriz arzulayanlar, ikinci dalga darbecilerdir. Onu da önümüzdeki günlerde hep beraber görürsünüz' diyerek susturmaya çalışıyor" dedi. "Bir televizyon programında, konuşmacılardan biri, Türkiye'deki darbeler için birkaç defa 'Kemalist darbeler' nitelendirmesinde bulununca, 'Darbelerin hiçbiri Kemalist değildir, tamamı Amerikancı darbelerdir' diye müdahale etmiştim. Cevaben 'Kemalist darbeler olsaydı, tasvip edecek miydiniz?' demesin mi?" diyen Bulut, "19 yıl, kitleleri suya götürüp susuz getirmek herkesin yapacağı bir iş değil" ifadesini kullandı.

Arslan Bulut'un "Asıl iktidar Bahçeli'de mi?" başlığıyla yayımlanan (26 Ekim 2016) yazısı şöyle:

DSP ile koalisyon kurmanın görüşüldüğü MHP başkanlık divanı toplantısında, Sadi Somuncuoğlu ve hocası Eyüp Aktepe'nin itirazlarıyla karşılaştığı için, masadan öfkeyle kalkarken, "Konuyu arkadaşlarımla istişare edeyim, kararımı size bildiririm"diyen Devlet Bahçeli idi. O gece saat 02.30'da, Bahçeli'nin Patalya Otel'de görüştüğü arkadaşı ise Hüsamettin Özkan idi. Ardından koalisyon kuruldu.

Koalisyon hükümetinin sonlarına doğru, "İdam cezasının kaldırılmasını hükümet meselesi yapmayacağız" diyerek yolu açan Devlet Bahçeli idi.

DSP'nin parçalanması üzerine, 3 Kasım 2002 tarihini vererek erken seçime gidilmesini sağlayan, böylece AKP'ye iktidar şansı sunan, Devlet Bahçeli idi! Kendi seçmenini, "MHP'yi de parçalayacaklardı" gerekçesiyle ikna etti!

***

MHP girmezse, oylama yapılamayacağı bilindiği halde, "Biz Meclis'e gireceğiz, Abdullah Gül, üçüncü turda seçilir" diyerek Tayyip Erdoğan'ı, Gül'ü aday göstermek mecburiyetinde bırakan, Devlet Bahçeli idi.

7 Haziran 2015'te iktidar geriletilmişken hükümet olmayı reddeden ve daha seçim akşamı erken seçimi telaffuz eden, Meclis Başkanlığı'nı da hediye ederek 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP'ye toparlanma şansı sunan yine Devlet Bahçeli idi.

Şimdi AKP, oyları yetmediği için başkanlık sistemini rafa kaldırmak zorunda kalmışken, "fiili durum böyle süremez" gerekçesiyle Tayyip Erdoğan'ın yolunu açan yine Bahçeli oluyor.

***

Bahçeli, itiraz edenleri "Türkiye'de fiili durumun devamını arzulayanlar, 15 Temmuz'dan sonra çok ciddi olayların yaşandığı bir ortamda kaos, kriz arzulayanlar, ikinci dalga darbecilerdir. Onu da önümüzdeki günlerde hep beraber görürsünüz"diyerek susturmaya çalışıyor.

Bu sözlerde, önümüzdeki günlerde, başkanlık sistemine karşı çıkanlara "ikinci dalga darbe hazırlıyorlardı" gerekçesiyle operasyon yapılacağı tehdidi saklı! Böyle bir tehdit, ancak iktidar sahipleri adına yapılabilir, muhalefet adına değil!

Halbuki fiili durumun sürmesini kimse istemiyor. Herkesin istediği, Türkiye'nin "hukuk devleti"ne geri dönmesidir!

***

19 yıldır, Türkiye'nin nereye, nasıl, kiminle gideceğine Devlet Bahçeli veya istişare ettiği arkadaşları karar veriyor! 14 yıldır AKP iktidarda ama bunu sağlayan da Devlet Bahçeli!

Bu durumda, gerçek iktidar kimdedir? AKP'de mi yoksa onları iktidar yapan, iktidarda tutan, başları sıkıştığında tekrar seçim yaptırarak kurtaran ve başkanlık sistemi için yol göstericilik yapan Devlet Bahçeli veya istişare ettiği arkadaşları mıdır?

***

Bahçeli öyle bir mantık kullanıyor ki işin içinden çıkmak mümkün değil. Meselâ son olarak beş MHP'li milletvekilinin başkanlık sistemi için yol verilmesine karşı çıkmasının hatırlatılması üzerine Bahçeli, "Fetullah Gülen hareketi başarılı olsaydı, Yurtta Sulh Konseyi'nin hazırlayacağı bir anayasaya ne diyeceklerdi acaba?" dedi!

Ne diyeceklerdi, sağ bırakılmışlarsa tabii ki "hayır" derlerdi.

Ama bu arada esas konu kayboluyor! Üstelik beş milletvekili, töhmet altında bırakılıyor!

Mesele neydi? O beş milletvekili ne diyordu?

"Bugünkü yönetim Türkiye'yi hızla bir federasyon ve bölünmeye götürüyor. Başkanlık Türkiye Cumhuriyeti'nin tasfiyesi ile tek adamlığı getirir. Bizler tabanımızdan aldığımız güçle, başkanlık sisteminin gelmemesi için elimizden geleni yapacağız" diyordu değil mi?

***

Bir televizyon programında, konuşmacılardan biri, Türkiye'deki darbeler için birkaç defa "Kemalist darbeler" nitelendirmesinde bulununca, "Darbelerin hiçbiri Kemalist değildir, tamamı Amerikancı darbelerdir" diye müdahale etmiştim. Cevaben "Kemalist darbeler olsaydı, tasvip edecek miydiniz?" demesin mi?

Bahçeli'nin mantığı da böyle çalışıyor!

Mantık geliştirmekle iş bitmiyor elbette.

19 yıl, kitleleri suya götürüp susuz getirmek herkesin yapacağı bir iş değil.