REKLAMI GİZLE

Uğur Dündar: Egemen Bağış’ı, Hande Fırat’ın düğünündeki fotoğrafını görünce aklıma bunlar geldi...

"Rüşvetin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır!.."

- A +

Sözcü yazarı Uğur Dündar, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat'ın düğününe katılan eski AB Bakanı Egemen Bağış'ı görünce aklına, "17 - 25 Aralık" sürecinde ileri sürülen "rüşvet" iddialarının geldiğini söyledi. 

ABD'nin İran'a yönelik ambargosunu deldiği iddiasıyla 20 ay önce Miami'de tutuklanan iş adamı Reza Zarrab'ın "tanık" sıfatıyla verdiği ifadede, "Bankacılık sistemini ihlal etmek konusunda Egemen Bağış'tan yardım aldım" dediğini hatırlatan Dündar, Bağış'la ilgili şu anısını paylaştı:

“Bak Egemen, Amerika'da kimleri takip ettiğimi, tüyü bitmemiş yetim hakkının hesabını kaçaklardan nasıl sorduğumu en iyi bilenlerdensin. Aman sakın bir yolsuzluğa, hırsızlığa adını karıştırma. Bunların gizli kalmayacağını, günün birinde mutlaka ortaya çıkacağını, bizim de bunları tıpkı Bezmen olayındaki gibi yazıp çizeceğimizi unutma"

Uğur Dündar'ın, "Rüşvetin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır!.." başlığıyla (7 Aralık 2017) yayımlanan yazısı şöyle:

Tren, zirvesi karlı yalçın yamaçların arasına sıkışmış yemyeşil vadileri, bembeyaz köpükler saçarak göllere doğru koşan akarsuları geride bırakarak, başkent Zürih'e doğru müthiş bir hızla ilerliyordu.

Emlakbank'ın yeni yöneticileri, eski adı Emlak Kredi Bankası olan kurumu (yaklaşık 100 milyon dolar) dolandırdıktan sonra İsviçre'ye kaçan ve burada krallar gibi yaşayan hortumcuyu takibe alıp, yıllar sonra dava açmışlardı.

Genel Müdür Bülent Şemiler yönetimindeki Emlakbank ekibinin İsviçre'deki girişimlerini, Hürriyet Gazetesi'nin efsanevi Genel Yayın Yönetmeni, basın şehidi Çetin Emeç'in görevlendirmesiyle adım adım izliyordum.

Zürih treninde, Emlakbank ekibiyle yan yana iki kompartımanda yolculuk ediyorduk. Bir ara koridora geçip hem ressam fırçasından çıkmış izlenimini veren zümrüt yeşili doğayı seyretmeye, hem de yan gözle o kompartımanda neler olup bittiğini gözlemeye başladım. Kısa bir süre sonra Bülent Şemiler'in sağ kolu Engin Civan da yanıma geldi ve aramızda hiç unutamadığım şu konuşma geçti:

– Uğur Bey, siz Türkiye'nin yetiştirdiği en değerli gazetecilerden birisiniz!.. Teşekkür ederim.

– İçeride konuştuk ve sizin halk adına büyük bir cesaretle yaptığınız işlere bizim de destek olmamız gerektiğine karar verdik!..

Ne gibi?

– Biliyorsunuz, bankamızın Ataköy'de konutları var! Bazı gazetecilere kolayca prim yapacak daireleri, çok uygun fiyat ve taksitlerle veriyoruz! Onlar da kısa sürede değeri ikiye, üçe katlanan bu konutlardan büyük kazanç sağlıyorlar!..

Eeee, bunun benimle ne alakası var?

– Şöyle var; bu dairelerden bir tane de size verelim!..
Gülmeye başladım ve “Şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle Engin Civan” dedim. “Buraya bir hortumcuyu takibe geldik. Tüm harcamalarımı Hürriyet'in harcırahıyla yaptım. Hatta size de bir sabah kahvaltısı ısmarladım. Otel ve diğer masraflarımın makbuzları cebimde. Buna rağmen şimdi Türkiye'de, kimbilir ne dedikodular yapılıyordur! O nedenle, bundan böyle benim ve birinci derecede yakınlarımın değil konut almak, banka şubelerinize tasarruf sahibi olarak girmeleri bile mümkün değil!.. Ben başkalarına benzemem!..” Yüzü allak bullak olmuştu. Şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemez bir halde hızla arkadaşlarının yanına yöneliyordu ki, kolundan tuttum: “Haa, şunu da unutma. Ben bu hortumcu hakkında sürekli haberler yapıyorum. Eğer yarın, öbür gün sizin de yolsuzluk yaptığınızı veya rüşvet aldığınızı belgelersem, hiç kuşkunuz olmasın ki onu da manşete taşırım!..” Beklenmedik anda ters yumruk almış bir boksör gibi sallanarak arkadaşlarının yanına gitti!..

* * *

Aradan yıllar geçti. Engin Civan genel müdür koltuğuna oturdu. Ve kaderin cilvesine bakın ki, onun müteahhit Selim Edes'ten aldığı rüşvetin belgesini, 9 sütuna ve “Bravo Gazeteci” manşetiyle Hürriyet'te yayınlatmak da bana nasip oldu!..

* * *

Devlet eski Bakanı Egemen Bağış'ı yıllar öncesinden, Halil Bezmen'in işçilerine kıdem tazminatı, devlete de vergi borçları takıp Amerika'ya kaçtığı günlerden tanırım. Bezmen olayında yanımda durmuş, yöneticilik yaptığı Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu aracılığıyla hep destek vermişti.

Uzatmayayım, o yıllarda hayali ANAP'tan milletvekili olmaktı. Nitekim ANAP'tan ayrılıp AKP'ye geçen Erkan Mumcu'nun kontenjanından milletvekili seçildikten sonra da görüşmeye devam ettik. Ne zamana kadar? Taa o güne kadar!.. Evet o gün, çay içip sohbet için yanına davet etmişti. Çağırdığı yer, 4'üncü Levent'teki bir otelin süper lüks özel dairesiydi. Konuştukça bazı şeylerin değiştiğini, karşımdaki kişinin eski Egemen olmadığını hissedince şunları söyledim:

“Bak Egemen, Amerika'da kimleri takip ettiğimi, tüyü bitmemiş yetim hakkının hesabını kaçaklardan nasıl sorduğumu en iyi bilenlerdensin. Aman sakın bir yolsuzluğa, hırsızlığa adını karıştırma. Bunların gizli kalmayacağını, günün birinde mutlaka ortaya çıkacağını, bizim de bunları tıpkı Bezmen olayındaki gibi yazıp çizeceğimizi unutma!..”

Çayımızı içip kalktık. Bu Egemen Bağış'la yaptığımız son karşılıklı görüşme oldu. Aydın Doğan 2011 yılında Star TV'yi satınca değerli kardeşim Yılmaz Özdil'le birlikte ayrıldık. O tarihten sonra Egemen Bağış “Abi”sini ne aradı, ne de sordu!.. Çünkü artık bakandı ve rüyaları gerçek olmuştu!..

* * *

Reza Zarrab rezaletinde adı geçenlerden biri olan Egemen Bağış'ın gazeteci Hande Fırat'ın önceki akşam yapılan düğününde gülücükler saçan fotoğrafını görünce, aklıma bunlar geldi…

* * *

Hatırlatırım: Rüşvetin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır!..
 


Okuyucu Yorumları