REKLAMI GİZLE

TL'deki değer kaybı, Erdoğan'ın 'düşük faiz' ısrarı ve 'bağımsızlık' eleştirileri; Merkez Bankası faizi artıracak mı?

Piyasalar faiz artırımına 'neredeyse' kesin gözüyle bakarken; artışın beklentilerin altında kalması ihtimali tedirginlik yaratıyor

- A +

T24 Haber Merkezi
Derleme: Gonca Tokyol

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), perşembe günkü Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının ardından faiz kararını açıklayacak. Son olarak 7 Haziran’da resmi faiz artırımına giden kurumun, temmuz ayı enflasyon rakamlarının belli olmasının ardından "Merkez Bankası fiyat istikrarını desteklemek amacıyla gerekli tepkiyi verecektir. Son gelişmeler dikkate alınarak Eylül ayı Para Politikası Kurulu toplantısında parasal duruş yeniden şekillendirilecektir” açıklaması yapması sebebiyle piyasalar yeni bir artırıma neredeyse kesin gözüyle bakıyor.

Faiz artırımı konusunda yatırımcılar ve ekonomistler arasında neredeyse bir görüş birliği olsa da, artışın ne oranda olacağı konusunda beklentiler çeşitlilik gösteriyor. Tahminler 300 ila 500 baz puan aralığında bir artışta yoğunlaşırken; artışın 300’ün altında kalmasının ABD ile yaşanan son gerilimin ardından oldukça çalkantılı günler geçiren Türk Lirası’na ve Türkiye ekonomisine negatif etkisinin olacağı yorumları yapılıyor.

Yıl başından bu yana değer kaybının yaklaşık yüzde 40’ı bulduğu Türk Lirası ise faiz artışının fiyatlanmasıyla birlikte son dönemlerin en ‘değerli’ aralıklarından birinde seyrediyor.

TIKLAYIN - Merkez Bankası'nın faiz kararı öncesi dolar/TL'de son durum ne?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın enflasyon-faiz ilişkisine dair, -ekonomistler tarafından ‘ortodoksluktan uzak’ şeklinde nitelendirilen politikası ve Merkez Bankası’nın ‘bağımsızlığına’ yönelik kaygılar ise faiz artırımının beklentilerin altında kalabileceğine dair yorumları güçlendiriyor.

Yabancı kurla borçlanan Türkiye’nin ‘aşırı ısınan’ ekonomisinin, faiz artırım kararının yanı sıra kalıcı reformlara ve yapısal programlara ihtiyaç duyduğuna dikkat çekilirken; kısa vadede volatilitenin düşürülmesinin gerekliliğine de vurgu yapılıyor.

Merkez Bankası'nın faiz kararına dair beklentiler şöyle... 

Morgan Stanley 'fiyat istikrarı ve finansal istikrar endişeleri yüksek kaldığı için' Merkez Bankası'nın 425 baz puan faiz artışı yapmasını bekliyor. Kurum doların da 6.40'lar seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyor. JP Morgan raporunda ise 'güvenilirliğini geri kazanması gerektiği' belirtilen merkez Bankası'na yönelik artış beklentisi 500 baz puan.

New York merkezli ekonomi haberleri ajansı Bloomberg anketine katılan 23 kişinin tahminlerinin medyanına göre ise TCMB 325 baz puan faiz artışı yaparak bir haftalık repo faizini yüzde 21'e çekecek. Bloomberg HT'nin anketine göre politika faizinin 400 baz puan artarak % 17.75'ten % 21.75'e yükselmesi bekleniyor.

Reuters haber ajansı da Merkez Bankası kararına dair haberinde piyasaların perşembe günkü toplantıdan yüzde 4 artış beklediğini, önümüzdeki yıl sonuna kadar ise faizlerin yüzde 30'a varmasının beklendiğini kaydetti. Reuters anketine göre TCMB'nin Eylül ayı PPK toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo faizini 200 ile 725 baz puan arasında değişen bir oranda artırması bekleniyor.

ING faiz oranının % 21'e yükselebileceği öngörüsünde bulunurken; Nomura Holdings de 'Türk Lirası'nda istikrar ve ekonominin daha fazla hasar almasını önlemek için' en az 550 - 600 baz puanlık faiz artışına ihtiyaç olduğunu bildirdi. 

Uzmanlar ne diyor?

Dünya, BloombergHT ve BBC Türkçe'nin Merkez Bankası'nın perşembe günü alacağı faiz kararına dair haberlerinde yer alan uzmanlar görüşleri şöyle: 

TÜSİAD Başekonomisti Dr. Zümrüt İmamoğlu: Merkez Bankası'nın faiz artışına gitmesi şart. Faiz artışı problemleri çözmeyecek ancak artırılmaması gelecek dönemlerde uygulanacak politikalar açısından piyasaya çok kötü bir sinyal olur. Eğer politika faizinde artış yapılacaksa 500 baz puan artış bekliyorum. 

TEB Yatırım Stratejisti Işık Ökte: Merkez Bankası’nın Ağustos TÜFE’ye verdiği tepki ve sözlü müdahale sonrası, PPK’dan faiz artırım kararı çıkmamasını bekleyen ekonomist bence kalmadı. Yıl sonu TÜFE beklentilerinin yüzde 19-22 bandında geliştiği ortamda, swap piyasasının gösterdiği haftalık repo faizine 500-600 baz puan artırım gelebilir.

QNB Finansinvest Yatırım Danışmanlığı ve Portföy Yönetimi Birim Yöneticisi Serdar Pazı: Piyasada eylül toplantısında faiz artırım beklentisi fiyatlandı. Orta vadeli olarak yüzde 20’nin üzerine çıkması beklenen enflasyonist görünüm açısından değerlendirildiğinde yüzde 17.75 olan politika faizinde 300 baz puan artırım beklenebilir.

Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdürü Üzeyir Doğan: Haftalık fonlamanın gerçekleştirildiği politika faizinde asgari 300 maksimum ise 500 puanlık faiz artışı bekliyoruzDaha önce 150 baz puanla sınırlanan koridorun alt ve üst bandında ise bu sefer marj biraz daha yükseltilebilir.

Econs Danışmanlık Kurucu Ortağı Ferhat Yükseltürk: Beklentim 500 baz puanlık artış, en büyük sebeplerinden biri enflasyon görünümü bozulmaya devam edecek gibi duruyor. Merkez Bankası'nın önden yüklemeli faiz artışı yapması gerekiyor.

Noor CM Pazarlama Müdürü Ahmet Uluhan: Merkez Bankası 400 baz puanın üzerinde bir hamle yapacak. 100 - 150 baz puan gibi daha düşük faiz artışı TL tarafını bir nevi savunmasız bırakır.

İş Portföy Başekonomisti Nilüfer Sezgin: % 17.75 seviyesindeki repo faizini % 20'ye çıkarmasını bekliyoruz.

Garanti Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdürü Tufan Cömert: Merkez Bankası'ndan kurum olarak 500 baz puan faiz artışı bekliyoruz.

QNB Finansbank Başekonomisti Gökçe Çelik: 500 baz puanlık artışı bekliyoruz. Merkez Bankası'nın yaptığı açıklama olumlu ancak bir aksiyonla desteklenmesi gerekir ki fiyatlama davranışında bozulma daha fazla devam etmesin.

Societe Generale Analisti Phoenix Kalen: Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 20,75'e çıkarak ana politika enstrümanı haline dönüştürülecek.

Anadolu Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Hakan Kocaman: Faiz artışının 200 - 250 baz puanla sınırlı kalıp Merkez Bankası ek önlemler alabilir.

TMV Consultancy Başekonomisti İnanç Sözer: Büyümede yavaşlama olması nedeniyle daha düşük faiz artırımı daha doğru tercih olur.

Aberdeen Asset Management'ta Portföy Yöneticisi olan Kevin Daly: Lira'nın geçen haftalarda görece istikrar kazanması ve büyümede yavaşlama sinyalleri nedeniyle politika yapıcılar büyük bir faiz artışından kaçınabilir. 

Faiz kararını etkileyen faktörler neler?

Euronews'ten Faruk Can, faiz kararını etkileyen faktörlerin bir kısmını şöyle sıraladı: 

-Yılın ilk sekiz ayında artış TÜFE'de yüzde 12,29'u buldu. Gelinen seviye dikkate alındığında Merkez Bankasının henüz temmuz ayında revize ettiği enflasyon tahminlerinin tutturulamama olasılığı oldukça yüksek. Tahminler tutmayacak ama sapma ne kadar olacak bu bile çok önemli hale geldi.

-ÜFE ile TÜFE arasındaki fark ağustos ayında yıllık bazda yüzde 14 seviyesinde gerçekleşti. Bu fark son yılların en büyük farkı olması TÜFE’nin önümüzdeki aylardaki seyri hakkında bize ipucu vermekte. Üretici maliyetlerindeki artışın tüketici fiyatlarına önümüzdeki aylarda yansıması olağan ve beklenen bir gelişme. Bu durum da TÜFE’deki artış hız kesmeden devam edeceğine işaret ediyor.

-Merkez Bankası'nın politika faiz oranları, piyasa faiz oranlarının oldukça gerisinde. Merkez bankalarının para piyasalarını şekillendiren ana oyuncu olması beklenirken özellikle swap piyasaları ile politika faizleri arasında muazzam farklar bulunuyor.

-Ağustos ayında döviz kurlarındaki dalgalanmaları frenlemek için alınan arızi önlemler kurlardaki artışı durduramadı. Alınan önlemlerin uzun vadede para piyasalarının yapısını bozma ihtimali bulunuyor. Dolayısıyla piyasa yapısını bozmadan, asıl ve beklenen para piyasası araçlarını kullanmak hayati önem arz ediyor.

-Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) son toplantısının tutanakları, birçok Fed üyesinin muhtemelen "çok yakında" faiz artırımına ihtiyaç duyulacağı kanısında olduklarını gösteriyor. Fed’in bu yıl eylül ve aralık aylarında peş peşe faiz artırımına gitmesi bekleniyor.

-Gelişen piyasaların genel görünümünün negatif olması. Özellikle Arjantin’de yaşanan ekonomik gelişmeler, tüm gelişen piyasaları olumsuz etkileyeceği benziyor.

-Son dönemde en çok gündem olan konu ise TCMB’nin bağımsızlığı konusu. Uluslararası Para Fonu (IMF) Sözcüsü Gerry Rice’ın geçen hafta verdiği demeçte, Türkiye’nin güçlü bir ekonomi politikasına ihtiyacı olduğunu ve TCMB’nin fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda bağımsız hareket etmesi gerektiğini belirtmesi konunun hassasiyetini gösteriyor. Dolayısıyla bu haftaki karar bir yönden de TCMB’nin bağımsızlığının test edilmesi anlamına gelebilir.


Türkiye, 2018 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 5,2 büyüdü. İlk çeyrek büyümesi de yüzde 7,4'den 7,3'e revize edildi. Buna göre ilk yarı büyümesi yaklaşık olarak yüzde 6,3 oranında gerçekleşti.

Türk Lirası da 2018'in başından bu yana yüzde 40'a yakın değer kaybetti. ABD'li papaz Andrew Brunson'ın yaklaşık 2 yıllık tutukluluğun ardından serbest bırakılmamasıyla başlayan Washington-Ankara geriliminin de etkisiyle TL'deki değer kaybı rekor düzeylere ulaşırken; Ağustos ayında tüketici fiyatları yüzde 2,3, üretici fiyatları ise yüzde 6,6 artış gösterdi. Yıllık bazda ise TÜFE yüzde 17,90, ÜFE yüzde 32,13 oldu.

ÜFE ile TÜFE arasındaki 14 puanlık farkın ilerleyen günlerde TÜFE'nin yukarı yönlü hareketiyle kapanacağı yorumu yapılırken; konuya yaklaşımı 'Faiz ne kadar düşük olursa enflasyon da o kadar düşük olur' şeklinde olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise enflasyon rakamlarına dair son açıklamasında, “Bunlar (enflasyon) tekrar tek haneye gelir. Biz bunları aşarız" yorumunda bulundu.