Çevre

Sur'daki kiliselere kamulaştırma mahkemeye taşınıyor

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yaklaşık 7 bin 742 parsel bulunuyor; kararla birlikte ilçenin yüzde 80'ine yakını kamulaştırılmış durumda

01 Nisan 2016 14:52

Bakanlar Kurulu'nun Sur ilçesinde aldığı kamulaştırma kararı kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Bakanlar Kurulu’nun kararı düzeltmesi gerektiğini söyleyen Başepiskopos Aram Ateşyan, Çevre Bakanı Sarı’dan randevu talep ettiklerini söyledi. Surp Giragos Vakfı Avukatı Ali Elbeyoğlu, “Bu kararın uygulamaları idarenin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Kararı mahkemeye taşıyacağız. Bakanlar Kurulu kararı yine Bakanlar Kurulu kararıyla düzeltilmelidir” dedi.

Agos'tan Uygar Gültekin'in haberine göre; Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Bakanlar Kurulu'nun kararıyla acele kamulaştırma kararı alınan yerler arasında Ortadoğu’nun en büyük Ermeni kilisesi olan Surp Giragos Kilisesi de var. Aynı kararla Süryani, Keldani ve Protestan Kiliseleri de kamulaştırıldı. Kamulaştırma kararının ardından başlayan tartışmalar üzerine Hükümet cephesinden kiliselerle ilgili kamulaştırmanın uygulanmayacağı açıklaması geldi. Kilise vakıfları Bakanlar Kurulu kararını yargıya taşıyor.  Uzmanlar ise kararın düzeltilmesi gerektiği görüşünde.

Diyarbakır’da çatışmalar ve sokağa çıkma yasakları devam ederken, Bakanlar Kurulu Sur ilçesi için acele kamulaştırma kararı aldı. Kamulaştırma kararı alınan yerler arasında Ortadoğu’nun en büyük Ermeni kilisesi olan Surp Giragos Kilisesi de var. Uzun yıllar kaderine terk edilen kilise, uzun uğraşların ardından restore edilerek ibadete açılmıştı. Aynı kararla Süryani, Keldani ve Protestan Kiliseleri de kamulaştırıldı.


Acele kamulaştırma


Resmi Gazete’nin 25 Mart’ta yayınlanan sayısında yer alan Bakanlar Kurulu kararına göre, Sur ilçesinde yer alan 6 bin 300 parsel yer hakkında ‘acele kamulaştırma’ kararı alındı. Karara göre, Abdaldede, Alipaşa, Cemal Yılmaz, Camikebir, Cevatpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, İnönü, İskenderpaşa, Lalebey, Malikahmet, Özdemir, Süleymangazi, Savaş, Şemhane, Ziyagökalp ve Yenişehir ilçesinin iki mahallesindeki pek çok yerle ilgili kamulaştırma kararı alındı.

Bakanlar Kurulu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 27. Maddesine dayanarak, kamulaştırmanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmasına karar verdi.

Kamulaştırma kararının alındığı yerler arasında Surp Giragos Ermeni Kilisesi, Surp Sarkis Ermeni Kilisesi, Keldani Kilisesi, Ermeni Katolik Kilisesi, Süryani Meryem Ana Kilisesi ve Protestan Kilisesi de bulunuyor. Kiliselerin bir kısmının mülkiyeti cemaat vakıflarına ait. Bazı kiliseler ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın mülkü durumunda.

Diyarbakır’ın tarihi ilçesi Sur’da yaklaşık  7 bin 742 parsel bulunuyor. Kararla beraber ilçesinin yüzde 80’ine yakın kamulaştırılmış durumda.


Hükümet cephesi


Kamulaştırılan yerler arasında kiliselerin de bulunduğunun ortaya çıkması üzerine karar, Meclis’in de gündemine geldi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatmagül Demet Sarı, 29 Mart Salı günü Plan ve Bütçe Komisyonu’nun toplantısında katıldı. Komisyonun HDP’li üyesi Garo Paylan, Bakan’a kilise ve camilerin de kamulaştırma kapsamına alınmasını sordu. Bakan Sarı şunları söyledi:

“Sur’da bütün kentsel dönüşüm çalışmalarımızda yaptığımız gibi, acele kamulaştırma kararı alınmıştır. Ama sizin belirttiğiniz gibi, acele kamulaştırma kararı bütün bölgenin bir anda kamulaştığı anlamına gelmez. Acele kamulaştırma, ileriki dönemlerde, öncelikle bizim hedefimiz vatandaşla uzlaşmadır, vatandaşla uzlaşma olmazsa en son çare olarak yapılacak olan bir çözümdür.”

Bakan Sarı, Sur’da yapılacak çalışmanın 2012 yılında kabul edilen İmar Planı çerçevesinde yapılacağını da söyledi. Komisyonun AKP’li üyesi Tokat milletvekili Yusuf Beyazıt da tescilli yapıların kamulaştırılamayacağını söyledi. Beyazıt, “Tescilli eserlerle ilgili bir şey yapılamaz.  Tescilli eserlerle ilgili bir şey olmadı” dedi. Bakan Sarı da “Tescilli eserlerle ilgili açıklamayı vekilim yaptı” dedi.


"Karar düzeltilmeli"


Karar İstanbul ve Diyarbakır’daki Ermeni, Süryani ve Keldani toplumlarında tedirginlik  yarattı. Kilislerin kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu’nun düzeltme yapması gerektiğini söyleyen Patrik Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı’dan randevu talep ettiklerini söyledi.

Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı Ergun Ayık, kamulaştırma kararı alınan Surp Giragos Kilisesi ve diğer mülkleriyle ilgili olarak hukukçuların çalışmaya başladığını ve gerekli itiraz sürecini başlatacaklarını söyledi.

Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı avukatı Ali Elbeyoğlu, Bakanlar Kurulu kararının, yine Bakanlar Kurulu kararıyla düzeltilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi, “Alınan bu kararın uygulamaları idarenin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Biz yasal süremiz içerisinde kararı mahkemeye taşıyacağız.”

Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi Vakfı başkanı Can Şakarer de kamulaştırma kararına itiraz etmek için hazırlık yaptıklarını söyledi.

Kamulaştırma kapsamında olan kiliselerden biri de Diyarbakır Protestan Kilisesi. Yapımı 2000’li yıllarında başında tamamlanan kilise ve çevresindeki üç arazi kamulaştırma kapsamı içinde. Yapı tescilli değil. Protestan Kilisesi de kararın iptal için dava açacak.

Agos’a konuşan, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras Daire Başkanı Nevin Soylukaya, Sur içinde bulunan bütün kiliselere ve  yine vakıflara ait olan mülklere kamulaştırma kararı verildiğini söyledi. Soylukaya, büyükşehir belediyesine ait bazı mülklere de kamulaştırma kararı alındığını ve  hukuki süreci başlatacaklarını söyledi.

 

 

Acele kamulaştırma


Acele kamulaştırma kararının iptaline ilişkin ilk dava Diyarbakır Barosu tarafından açıldı. Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Sur ilçesinde 16, Yenişehir ilçesinde 2 mahalle olmak üzere 18 mahalle için acele kamulaştırma kararı alındığını, mahallelerdeki nüfusun yaklaşık 50 bin civarında olduğuna dikkat çekildi.

Danıştay’a yürütmenin durdurulması ve kararın iptal için dava açıldığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi,

“Kamulaştırılan parseller arasında, üzerinde Kamu Kuruluşlarına, Yerel Yönetimlere, Baromuza ait yapılar bulunduğu gibi tarihi ve kültür mirası niteliğinde ibadethane ve meskenler de bulunmaktadır. Bu karar, mülkiyet hakkının ağır ihlali niteliğinde olup mülkiyet hakkını koruma altına alan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne açıkça aykırıdır.” 

Baro tarafından açılan davanın dilekçesinde, Sur ilçesinin, kentin bütün tarihi dokusunu taşıyan ve yakın bir zamanda UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine alınarak korunması gereken bir alan olduğunun da unutulmaması gerektiği vurgulandı. 

Baro dilekçesinde, Kamulaştırma Kanunun 27. Maddesinin, acele kamulaştırma için özel koşullar aramakta olduğunu, acele kamulaştırma kararının verilebilmesi için acelelik halinin, üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin varlığını gösteren sebeplerin açıkça belirtilmesi gerekmekte olduğu ve Bakanlar Kurulu kararında bir gerekçeye yer verilmediğine dikkat çekildi.

 

Uzman eleştirisi

 

Acele kamulaştırma kararına uzmanlardan da tepkiler geldi.  Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi BaşkanıTayfun Kahraman, acele kamulaştırma kararı alınmadan, Sur’da yaşayanlarla görüşülerek bir projelendirme yapılması gerektiğini hatırlattı ve  bu sürecin işletilmeden kamulaştırma kararının alındığını söyledi.

Kahraman, “Acele kamulaştırma kararının doğruluğu zaten tartışmalı. Kiliseler tescilli yapılardır ve anıt eser statüsündedir. Vakıf mülkiyetleri için ayrı bir süreç işletilmesi gerekiyordu. Vakıf mülkiyetleri için kamulaştırma yapılmamalıydı. Vakıflar kamulaştırma kararı işlemine karşı mahkemeye itiraz etmelidir.” diye konuştu.

Tıbrevank Vakfının avukatlarından Ömer Kantik de Bakanlar Kurulu kararının somut gerekçeleri olmadığını, hangi bölgenin, hangi adanın neden kamulaştırıldığının açıklanması gerektiğini söyledi. Kantik, “Açıklamalar yapılıyor. İyi niyetli çabalara saygımız sonsuz ancak burada bizi hukuken rahata erdirecek bir durum yok. Tarihi eser olması, tescilli olması durumu değiştirmiyor. Ya Bakanlar Kurulu yeniden karar alacak ya da mahkemeye itiraz etmek gerekiyor. Bakanlar Kurulu’nun kararı zaten hukuksuz bir karar. Acele değil alelacele alınış bir karar. Bu nedenle kamulaştırma kararının mahkemeden döneceğini düşünüyorum” diye konuştu.

Tarlabaşı kentsel dönüşüm projesinde mülk sahiplerinin avukatlığını yapan Barış Kaşka da kamulaştırma kararını eleştirdi. Yasal itiraz süresi dolmadan dava açılması gerektiğine işaret eden Kaşka, şunları söyledi,

“Cumhuriyet tarihi boyunca bu uygulamaya 50 kere başvurulmuşsa AKP hükümeti döneminde 200 kere gidildi. Hükümet istinasız bir şekilde bunu araç olarak kullanıyor. Acele kamulaştırma kamu yararına uygun bir şekilde kullanılsa gereklidir. Ancak burada zaten insanlar mağdur durumda. Bir de kalkıp acele kamulaştırma yapılıyor. Bir kere daha mağdur duruma düşüyorlar. Zaten insanların ibadet ettiği kiliseler neden kamulaştırılır ki? Burada temel sıkıntı itiraz süresi. 60 günlük yasal süreyi kaçırmadan dava açılmalı. Tek bir mülk sahibinin açtığı davada çıkacak olan iptal kararı yeterli olacaktır. Ben dava açıldığında olumlu bir karar alınabileceğini düşünüyorum. ”

Mimarlar Odası Avukatlarından Can Atalay da istisna olan yapıların Bakanlar Kurulu kararında açıkça belirtilmesi gerektiğine dikkat çekti.

 

 

VGM’nin görüşü

 

Kamulaştırma kararının ardından Agos’a konuşan Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem ise, düşünülen şeyin tarihi yapıların korunması olduğunu belirtti.

Ertem şunları söyledi:

‘‘Bu acele kamulaştırma kararı tarihi yapılara ve sivil mimari örneklere yönelik değildir. Tam aksine tarihi yapıların görünürlüğünü ortaya çıkartmak için ve varsa etrafındaki çarpık yapıları ortadan kaldırmak için alındı. Bu bir yetkidir. Bu yetki sadece tarihi yapıları korumaya yönelik olacaksa kullanılacak. İster kilise ister cami olsun. Bu yapıları korumak için bu karar alındı. Tarihi yapıların kamulaştırılması hukuken çok zor bir süreçtir. Ancak  baraj altında kalması gibi durumlarda tarihi yapıların kamulaştırılması gündeme gelir. Şehir düzenlemesinde tarihi yapıların kamulaştırılması hukuken başvurulan bir yöntem değildir. Herkes müsterih olsun. İyi niyetli olarak düşündüğümüz şey tarihi yapıları korumaktır.’’

İbadete açık başka kilise yok

Sur ilçesi, Müslüman olmayanların ibadethanelerinin bulunduğu tek merkez. Surp Giragos Ermeni Kilisesi, Süryani Kilisesi, Keldani Kilisesi ve Protestan Kilisesi Sur ilçesinde bulunuyor ancak çatışmalar ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle ibadete kapanmış durumda. Diyarbakır’da Müslüman olmayanların gidebileceği başka kilise yok.  

Keldani Kilisesi’nin mülkiyeti Mor Petyun Keldani Katolik Kilisesi Vakfı’na, Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi’nin mülkiyeti Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi Vakfı’na ait. Diyarbakır’da mülkiyeti devletin çeşitli kurumlarında olan altı kilise daha var.

Restorasyonu için milyonlar harcandı  

Surp Giragos Ermeni Kilisesi, cemaatsiz kalmasının ardından yıllarca kaderine terk edilmişti. Vakıf yönetimleriyle ilgili yapılan yasal değişikliğin ardından İstanbul’da yaşayan Diyarbakırlılar, vakıf yönetimini yeniden oluşturmuş ve restorasyon için çalışmalara başlanmıştı. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere pek çok ülkede başlayan yardım kampanyalarıyla kilise restore edilmişti. Kilise restorasyonu için yaklaşık 2 Milyon TL harcanmıştı. Kilisenin restorasyonu, pek çok prestijli restorasyon ödülüne layık görülmüştü. 

Sur 2. derece sit alanı

Sur ilçesinde, 124 anıtsal, 410 adet tescilli sivil mimari yapı bulunuyor. Diyarbakır Sur’ları ve Hevsel Bahçeleri 2015 yılında Dünya Kültür Mirası listesine kabul edilmişti. Sur ilçesi de Diyarbakır Surları için tampon bölge olarak kabul ediliyor.

Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) “Dünya Kültür Mirası” listesinde yer alıyor.

Sur’daki kentsel dönüşüm uzun süredir tartışılan bir konu. 2010’da Sur’daki Alipaşa ve Lalebey mahallesinde TOKİ, Bakanlık ve Belediye işbirliğindeki kentsel dönüşüm kapsamında 850 yapının 330’u yıkıldı. Halkın tepkisini çeken bu süreç 2013 yılının sonunda belediye tarafından durduruldu.

Ancak bu süreçte 4 Aralık 2012’de afet yasası olarak bilinen 6306 sayılı kanun kapsamında Sur’un tamamı riskli alan ilan edildi.

 
 

 

 

İlgili Haberler