REKLAMI GİZLE

"Siyasal gericilik koalisyonuyla karşı karşıyayız"

"CHP böyle bir kısıtlılıkla hareket ederse tarihsel hatalarına bir hata daha eklemiş olur"

- A +

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, AKP-MHP'nin kurduğu “Cumhur İttifakı”nın yasal alt yapısını oluşturan 26 maddelik tasarının TBMM'ye sunulması ve OHAL koşullarında gidileceği düşünülen 2019 seçimlerini değerlendirdi. İttifakın yalnızca seçimle sınırlı kalmayacağını, toplumu siyasal olarak yeniden dönüştürme ittifakıyla tanımlanacağını belirten Gürkan, bu süreçte toplumsal kutuplaşma, baskı ve şiddetin arttıracağını söyledi. “Siyasal gericilik koalisyonuyla karşı karşıyayız” diyen Gürkan, “Haziran 2015'ten bu yana kurulan koalisyonunun uygulamalarına baktığımızda, imza attıkları politikalar genellikle grevlerin yasaklanması, savaşçı politikalar ve hak ihlalleri olmuştur" dedi.

Mezapotamya Ajansı'ndan Bilal Seçkin'in haberine göre Gürkan şöyle devam etti:

"Bu başlıklar altında alabildiğine anlaşmış bir koalisyon karşımızdadır. Bu ittifakı, 2019'a giderken de demokratik hak ve özgürlüklerde yol temizliğini amaçlayan bir koalisyon diye tanımlamak gerekir. Dolayısıyla bu koalisyonu, onlar açısından bir stratejik ortaklık, siyasal dönüşümde rejimin siyasal olarak yeniden inşası olarak tanımlayabiliriz."

"Tek parti rejiminin inşasıdır"

İttifakın ileriki dönemde toplumun, emekçi sınıfın ve özgürlük talep edenleri doğrudan etkileyecek sonuçlarının olacağını dile getiren Gürkan, ilerisi için konuşulacak seçeneklerin de bu sonuçlar üzerinden tartışılması gerektiğini vurguladı.

Gürkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Grevler, koalisyon tarafından yasaklanmıştır ve hiçbir itiraz olmamıştır. Yine basın ifade özgürlüğü alanının daraltılmasını da bu koalisyon yapmıştır. Ülkede çatışmacı, savaşçı politikaları bu koalisyon gerçekleştirmiş, gerçekleştirmektedir. Bugünkü uygulanan politikalar aslında nasıl bir yarın yaşayacağımızın işaretidir. Halkın demokratik haklarını kullanamaması, inanç özgürlüğünü savunamaması, kendilerini güvende hissedememesi gibi tereddütleri vardır. Doğal olarak da bu iktidarın ve koalisyonunun bu halka vadettiği ve vadedeceği hiçbir çözümü yoktur. Önümüzdeki dönemi tartışırken; halkın yaşamış olduğu yoksulluk, işsizlik, kutuplaştırma, ayrışmayı aşabilecek ve bu sorunlara çözüm üretebilecek bir seçeneği ortaya koymamız gerekiyor. Bizler tartışmalarımızı biraz bu kapsamda yürütüyoruz. Bu koalisyonun siyasal yönelimini tarif edersek tek adam, tek parti rejiminin inşası diye tanımlamak daha doğru olur. Çünkü hedefledikleri şey, 12 Eylül rejiminin hedeflediği siyasal düzenle aynıdır. Bizim amacımız ise bu siyasal gericiliğin engellenmesi olmalıdır."

"Muhaliflerin olanakları kısıtlanıyor"

“Cumhur İttifakı”nın Meclis’e sunduğu 26 maddelik yasa tasarısına da değinen Gürkan, OHAL koşulları devam ettiği sürece yapılacak bir seçimin demokratik teamüller açısından uygun bir sonuç getirmeyeceğini söyledi. AKP-MHP koalisyonunun sağlamlaştırmak adına yapılmış bir yasal düzenleme olarak görmek gerektiğini ifade eden Gürkan, "Bu yasa, esasında seçim yapılıyormuş gibi davranılacak gibi gözüken bir yasadır. AKP-MHP koalisyonunu her halükarda, sandıktan iktidar olarak çıkmasının yolunu hazırlayan bir seçim yasasıdır. Bu yasa ile sandığa giren oyların girdiği gibi çıkmayacağı açıktır. Böyle hedeflendiği açıktır. Ancak biliyoruz ki, yasak, baskı ve adaletin engellendiği bir ortamda gidilen bir seçimde demokratik bir sonuç alınmayacağı aşikar. İktidar kendi olanaklarını kullanması yetmiyormuş gibi muhalif partilerin de olanaklarını mümkün olduğunca kısıtlama, propaganda araçlarını yok etme yöntemini uygulamaktadır" diye belirtti.

"Ortaklık tarihsel bir sorumluluktur"

Gidişatı durdurmak isteyen tüm toplumsal güçleri toparlayan, birleştiren oluşumdan yana olduklarını ifade eden Gürkan, bugünkü koşulların, havanın bunun için ipucu vermediğini belirtti. Gürkan, şöyle devam etti:

"Şundan dolayı söylüyorum; CHP bir demokrasi cephesi etrafında tartışma yürütüyor. Bu cephede HDP'ye yanaşmaktan çekiniyor. HDP de doğal olarak kendi tartışmaları olacaktır. Ama bir ittifak olursa biz de bu ittifakın içerisinde yer alırız mesajları oradan geliyor. Diğer taraftan sol sosyalist partiler, kurumlar, bu sürecin nasıl örülmesi gerektiğine dair bir tartışma yürütüyor. Doğal olarak bizler tek adam tek parti rejimine karşı duran, bu gidişatı benimsemeyen, eleştiren ve durdurmak isteyen bütün güçlerin bir arada asgari müştereklerde ortaklaşmasından yanayız. Ortak bir mücadele platformu etrafında birleşmenin daha doğru bir seçenek olduğunu düşüyoruz. Bu ortaklık yerine getirilmezse tarihsel sorumluluğumuzu yerine getiremeyiz, anlamı çıkacaktır."

"CHP yeni bir tarihi hata yapar"

Muhalefetin oluşturacağı bir ittifakta Kürt hareketinin de içerisinde yer almasının kaçınılmaz, doğru bir seçenek olduğunu sözlerine ekleyen Gürkan, şunları ifade etti: "Kürt halkının siyasi tercihlerinde, AKP-MHP gerici koalisyonunu güçlendirecek bir seçeneğinin olmadığını, olmayacağını biliyoruz. CHP-İYİ Parti ve Saadet Partisi'nin olduğu, üç partinin yaratacağı sinerji yüzde 50+1'i sağlayacak bir mekanizma değildir. Matematiksel olarak bile böyle bir ittifakın bir sonucu olmaz. Doğal olarak da daha doğru olanın, halkın beklentilerine cevap verebilecek bir siyaseti ortaya koyacak anlayışın olması. Eğer CHP böyle bir kısıtlılıkla hareket ederse tarihsel hatalarına bir hata daha eklemiş olur."

"EMEP birlikte yürümekten yana"

Emek Partisi olarak 2019'u çeşitli alanlarda tartıştıklarını aktaran Gürkan, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu ülkenin ihtiyacı demokrasidir, hak ve özgürlüklerdir. Ekonomik ve sosyal sorunların çözümünü üretecek bir siyasetin etrafında birleşebileceğimiz bütün güçlerle bu birlikteliği tartışıyoruz. OHAL koşullarında seçime gitmenin sakıncaları var. OHAL'e karşı mücadele ilerletilmeden, KHK'lerin iptali için mücadele güçlendirilmeden yapılacak bir seçimin sonuçları bugünden bellidir. Sağlıklı sonuçlar alınamayacaktır. Bu açıdan da OHAL'i tartışmadan, OHAL'e karşı mücadele verilmeden seçim güvenliğinin sağlanması için mücadelenin eksik kalacağını düşünüyoruz. Bunu birlikte yürütmek gerekiyor."