• Tarih

Afrika gezisi sırasında İmralı ile yapılan görüşmeleri değerlendiren Başbakan Erdoğan PKK için 'silahları bırakıp çekildikleri sırada operasyon yapmayız' dedi

T24

HaberTürk gazetesi yazarı Nihal Bengisu Karaca Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın, Afrika gezisi sırasında İmralı ile yapılan görüşemelere dair değerlendirmesini köşesine taşıdı. 

Karaca'nın Erdoğan'ın , "Terörün bitmesi konusunda umudumu hiç yitirmedim. Bizim istediğimiz köklü bir çözümdür. Silahlar bırakılmadığı müddetçe bir mutabakat sağlamamız mümkün değil" sözlerine yer verdiği yazısı bugün  (11 Ocak 2013 ) yayımlandı.


Karaca'nın köşesinde yer verdiği Erdoğan'ın İmralı görüşmeleriyle ilgili açıklamasının bir kısmı şöyle:


"Biz geçmişte ne demiştik. Bölücü terör örgütüyle mücadele ederiz, siyasi uzantısıyla da müzakere ederiz. Terör örgütüyle bir şey müzakere etmedik. Siyasi uzantısıyla arkadaşlarımız görüştüler. Kendi aralarındaki mutabakat üzerine oraya iki kişiyi (Ahmet Türk ve Ayla Akat) gönderdiler. Eğer müzakere edilen başlıklara sadık kalırlarsa süreç devam eder. Ama kalmazlarsa bunu devam ettirmeyiz. Bugün değişik değişik, bilmem 40 kişi şeye gidecekmiş, şöyleymiş böyleymiş... Bizim öyle bir durumumuz yok. İstediğimiz köklü bir çözümdür. Bir defa silahların bırakılmasıdır. Silahlar bırakılmadığı müddetçe bir mutabakatı sağlamamız mümkün değil. Şu kadarı gitsin şu kadarı geride kalsın. Böyle bir şey olmaz. Ha biz onlara neyi garanti edebiliriz? Bundan önce biliyorsunuz bazı denemeler oldu. Nedir? Sınır boylarında bunlara vurgun yapıldı. Çekilme sırasında operasyonlara uğradılar. Biz buna elimizden geldiğince müsaade etmeyiz. Çünkü eğer böyle bir söz veriyorsa, onlar da ülkemizi silah bırakmak suretiyle terk ediyorlarsa; terk edeceklerse biz de sözümüzde dururuz. Atılan adım budur. Daha önceki çıkışlarda operasyonlar yapıldı. Silah bırakıp yapacakları çıkışlarda bu tür şeylere müsaade etmeyiz."

" Çok ciddi bedel ödüyorlar. Bu bedeli ödemekten kurtulacaklar. Şu anda onların dağdaki hayatı normal mi? O çekilir bir hayat mı? Şimdi bu hayattan kurtulup belki normal bir hayata sahip olabilecekler. Biliyorsunuz kadınların orada yaşam koşullarının ne kadar kötü olduğunu ve ne kadar ömürleri olduğunu aynı şekilde erkeklerin ne kadar ömürleri olduğunu, kendi ifadelerinde ve yazılı metinlerinde geçtiğini biliyoruz. Tabii kolay değil, farklı bir hayat, farklı bir yaşam söz konusu. Bütün bunlar sadece Türkiye için geçerli değil, Kandil için de Mahmur kampı için de geçerli. Bütün bunlar ülkemizdeki bu görüşmelerin dışında Kuzey Irak'la da görüşmelerin neticesidir.

Şimdi bazı 'akil adamlar' vs.'ler çıkıp çok daha ileri şeyler istiyorlar. Okuyoruz, çok daha garip şeyler. Onların istediklerini falan vermemiz söz konusu değil. Bizden bazı kişilerin adaya gönderilmesi isteniyor. Gönderemeyiz. Bizim her şeyden önce oraya müsaade ettiğimiz kimselere inanmamız ve güvenmemiz lazım. Ama ruh dünyası kararmış kimseleri biz oraya nasıl göndeririz? Ondan sonra gelecekler bölücü terör örgütüne çalışmaya devam edecekler. Bu kabul edeceğimiz bir şey değil"

"Bu tür şeylerde belirgin bir takvim olmaz. Ama yol haritası belirlediğimiz hedefleri yakalamaya yönelik. Biz belirlediğimiz hedeflere ulaşıncaya kadar süreci devam ettireceğiz. Derdimiz odur ki bir an önce bir neticeye ulaşalım."

"Anadilde eğitim şu anda masamızda yok. Şu anda Türkiye'de anadilini öğrenmek ise mesele, anadilini öğrenmek için bütün imkânları hazırladık. Mesele anadilini öğrenmek değil mi? Mesele bitti. Ama biz ülkemizde bölünmeye vesile olabilecek türde şeylerin önünü de açmayız. Bakın birileri Avrupa'dan bize örnekler veriyorlar. Almanya'da biz Türkçe anadilde eğitimi bir kenara bırak Türkçe öğrenmeyi bile Merkel'e kabul ettiremedik. Kaldı ki Avrupa Birliği müktesebatında azınlıkların anadil hakkı da var. Masamızda anadilde eğitim yok ama isteyenin anadilini güzelce öğrenmesi için seçmeli dersler koyduk. Şu anda kaç kişinin müracaat ettiğini de biliyorsunuz."

"Ev hapsi diye bir şey söz konusu değil. Bu konuda her şey kesinleşmiştir. Öcalan'ın konumu, yeri her şey bellidir. İkide bir hücre hapsi falan. Arkadaşlar ben sizi bilgilendireyim. Şu anda Öcalan'ın kaldığı yer 12 metrekarelik bir odadır. Karyolası her şeyi var. Radyosu vardı, şimdi o radyoyu televizyon ile değiştirecekler. Ben talimatı verdim belki de değiştirdiler. Talimatı vereli epey oldu. Bir televizyonu oraya koyun dedim. Bir diğer konu da, orada biliyorsunuz 5 mahkûm daha kalıyor. Her gün bir saat onlarla bir defa avluda voltasını atıyor, görüşüyorlar. Herhangi bir endişeye, dış saldırıya vs.'ye karşı spekülasyonlar oluşmaması için de bu devlete maliyeti çok yüksek bir bakımla orada besleniyor. Böyle bir durum var."

" Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim. Umudumu devam ettiriyorum. Umarım medya da bu konuda gereken hassasiyeti gösterir ve bu sürece destek verir. Örgüt 2012'yi final yılı ilan etmişti ama aradıklarını bulamadılar. Güvenlik güçlerimiz bütün kararlılığıyla mücadelesini sürdürecektir. Hâlâ bazı medya organları lüzumlu lüzumsuz askere saldırıyorlar. Şimdi bu insan arazide ölüme gidiyor. Gıyabında yargılamaya başlıyorsunuz, bunda motivasyon kalır mı? Aynı şey polisimiz için de geçerli."