Gündem

Sağlık Bakanı Demircan: 2018'de 55 bin personel alınacak

"Uygun bir personel rejimi oluşturmak zorundayız"

11 Ocak 2018 15:16

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, çalışanların şartlarının iyileştirililmesi için çalışma yapıldığını belirterek "Yaklaşık 55 bin doktor, ebe hemşire, sağlık personeli ve çalışan alacağız" dedi.

Demircan, alüminyum ihtiva ettiği gerekçesiyle aşının reddedilmesine ilişkin olarak, "Aşının etkisini artırmak için bir miktar alüminyum kullanılır ama bu alüminyum Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kabul ettiği düzeyde, sürekli izlenen, etkileri takip edilen bir miktardır. Alüminyum gerekçe gösterilerek aşıyı reddetmek fevkalade sakıncalıdır" ifadesini kullandı.

Demircan, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda, editör ve muhabirlerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı, son dönemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

"Bu yıl mevsimsel grip vakaları önceki yıllarla kıyaslandığında ne durumda? Dört vakada zika virüsü tespit edildiğini biliyoruz. Şu an için bir risk durumu var mı? Antibiyotik kullanımına ilişkin son veriler nelerdir?" sorusu üzerine, Demircan, grip hastalığının kış mevsiminin en yaygın rahatsızlığı olduğunu belirtti.

"Mevsimsel grip noktasında, şu anda geçmiş yıllara göre olumsuz bir noktada değiliz. Aşırı bir yaygınlık, bir tehdit altında değiliz, hatta biraz daha iyi durumdayız." diyen Demircan, bu hastalığa karşı gerekli tedbirleri aldıklarını bildirdi.

Risk gruplarına karşı aşı tedbir aldıklarına işaret eden Demircan, mevsimsel grip noktasında Türkiye'nin bir baskı ve tehdit altında olmadığını, bu mevsimde görünenin üzerinde bir seviyede olmadıklarını aktardı.

Akılcı antibiyotik kullanımı kampanyası

Antibiyotiklerin Türkiye'de bilinçsiz kullanıldığını vurgulayan Demircan, şöyle devam etti:

"Antibiyotikleri bilinçsiz bir şekilde, doktor reçetesi olmadan kendi isteğimizle kullanmamız durumunda bu ilaçların etkinliğini ortadan kaldırırız. Direnç gelişir. Bakteriler bunu başarıyorlar. Bu ilaçları mutlaka doktor kontrolünde kullanmamız lazım. Bu konuda son yıllarda yapılan çalışmalar olumlu netice verdi. Bizim reçetelerde antibiyotik oranı geçtiğimiz yıllara göre düşmeye devam ediyor. Bunda başarılıyız. Antibiyotik kullanımında aşırı kullanım ve buna bağlı direnç gelişmesi tehlikesi giderek azalıyor. Türkiye bunu başardı ve başaracak. Bu konuda son 3 yıl içinde giderek artan bir farkındalık var. Akılcı antibiyotik kullanımı kampanyamız da var. Bu konuda medya da bize destek veriyor ve destekçi oluyor. Medyanın da katkısıyla yüksek de başarı sağlandı."

55 bin personel alınacak

Demircan, "Son dönemde bazı aşılar içinde alüminyum olduğu iddiası var. Bazı aileler bu korkularından dolayı aşıyı reddediyorlar. Bu alanda bir çalışmanız olduğunu biliyoruz. Aileleri ikna için ne tür bir yol kullanacaksınız? Aşının sağlığa zararı var mı?" sorusu üzerine, bu konuda çok hassas davranmak gerektiğini, halkı etkileme konumunda olanların meseleyi genel sağlık meselesi olarak görüp kişisel düşünmemelerini istedi.

Aşıyı reddeden bir insanın sadece kendi çocuğunun değil, toplumdaki diğer çocukların sağlığı için de tehditler oluşturacağına dikkati çeken Demircan, aşı yapılamaması nedeniyle çocuğun uğradığı zararların ömür boyu çocuk üzerinde görülebileceğini de düşünmek gerektiğini dile getirdi.

Bakan Demircan, örneğin çocuk felcinin hastalığının çocuğu ömür boyu etkileyen hasarlar bırakacağını, oysa aşılama sayesinde çok başarılı neticeler aldıklarını ifade etti.

Bakan Demircan, "Yoğun bakım yatak sayısını artırmaya devam edeceğiz, personel sayımızı da artırmak istiyoruz. 27 bin ebe hemşire ve sağlık personeli alınacak. Bu, yüksek bir rakam. Her sene yaklaşık 9 bin civarında hekim kadroya dahil oluyor. Ediyor 36 bin. Bizim bu seneden alacağımız kadro miktarı var, taşeron sistemi kalktığı için, bu alımı yapmadık. 2017'den 2018'e aktarılan bir 10 bin işçi çalışan alacağız. Ayırca 2018 için de 9 bin kontenjan verildi. Yaklaşık 55 bin doktor, ebe hemşire, sağlık personeli ve çalışan alacağız" diye konuştu.

Uygun bir personel rejimi oluşturmak zorundayız

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, "Taşeron sisteminin kalkmasından sonra bundan sonraki sistemi yeniden gözden geçireceğiz. Herkesin statüsünü belli bir standart içine getirmemiz lazım. Sağlığın kendi gerekliliğine uygun bir personel rejimini oluşturmak zorundayız" dedi.

Sağlıkta yerlileşmenin önünü açmaya çalışıyoruz

Bakan Demircan, "Tıpta, sağlıkta yerlileşmenin önünü açmaya çalışıyoruz. Hem teknoloji transfer etmek hem yerli üretimi dahil etmek için Sağlıkta Yerlileşme dediğimiz bir kurul var. Büyük çapta yeni cihazlar alacağız, yeni hastaneler yapıyoruz. Bunların Türkiye'de üretilmesi için motive edici bir faktör olarak kullanmak istiyoruz. Görüşmeler devam ediyor, gelin Türkiye'de yapın, yüzde 50'nin üzerinde yerlileşme sağlarsanız biz size destek veriyoruz, bu kadar da alacağız diyoruz. Yerlileşmenin teşviklerinden yararlanın. Muadillerinizle işbirliği yapın, ortaklıklar kurun. Biz de Türkiye'ye teknoloji transfer etmiş olalım. Öteki taraftan yerlileşmenin önünü açmak için alım sistemimizi de modernize etmek istiyoruz" açıklamasında bulundu.

'2004 yılından bu yana difteri vakası yok'

Pek çok hastalığı aşılama sayesinde ortadan kaldırdıklarına işaret eden Demircan, şu görüşlere yer verdi:

"2001'de kızamık vakası sayımız 30 bin 509. 2016 yılında bu sadece 9. Bu artık elimine olma noktasına geliyor. 19 yıldır bizim çocuk felci vakamız yok. Çocuk felciyle, rahatsızlığıyla düçar olmuş çocuğumuz yok. Bu, fevkalade sevindirici bir şey. Dünya üzerinde büyük salgınlara, ölümlere neden olan bu hastalığı dünya elimine etti. Bunda Türkiye de öncü ülkelerden biridir. Hatta çiçek açısının ilk uygulayıcısı bizim toplumumuzdur. Osmanlı zamanında bir şekilde uygulamışız. 2004 yılından bu yana difteri vakası yok. Sadece 2011 yılında 1 vaka var o da ölümle sonuçlanmış. Aşısız biri. Tamamen aşıyla ilgili. 2016 yılında ikisi ölümle sonuçlanan 22 tetanoz vakası var. Bu çok düşük ve işin ilginç tarafı 22 vakanın tamamı da aşıyı reddetmiş, yaptırmamış. Aşı, toplum sağlığı üzerinde fevkalade koruyucu bir önlem, buna karşı çıkmak fevkalade sakıncalı."

'ALiminyum gerekçesi spekülatif bir gerekçedir'

Demircan, "İnsanlar hangi saiklerle aşıya karşı çıkıyor." sorusuna şu yanıtı verdi:

"Söylenen aşılarda alüminyum olduğu şeklinde. Aşının etkisini artırmak için bir miktar alüminyum kullanılır ama bu alüminyum DSÖ’nün kabul ettiği düzeyde, sürekli izlenen, etkileri takip edilen bir miktardır. Alüminyum gerekçe gösterilerek aşıyı reddetmek fevkalade sakıncalıdır. Aşılarımızın etkileri, yan etkileri ve riskleri tümüyle DSÖ ile birlikte takip edilip izlenmekte ve bir şey olduğunda derhal tedbir alınmaktadır. Alüminyum gerekçesi spekülatif bir gerekçedir, bilimsel hiçbir tarafı yoktur. Bizim aşı uygulamalarımızın hepsi bilimsel denetim altındadır. Bu konuda biz gerekli cevapları ailerle veriyoruz. Dezenformasyonlara karşı doğru bilgilendirme yapmamız lazım. Bu bizim görevimiz."

Bakan Demircan, bir insana yaşamı boyunca tüm aşılar uygulandığında verilen toplam alüminyum miktarının 4,25 miligram olduğunu, içme suyunda, hazır suda, mide ilaçlarında da bu maddenin olduğunu kaydetti.