Yaşam

'Poligami' varsa 'poliandri'de olur!

Celal Şengör, çok eşlilik (poligami) ve tek eşlilik üzerine (monogami) kalme aldığı yazısı...

01 Temmuz 2011 03:00

T24 Celal Şengör, çok eşlilik (poligami) ve tek eşlilik üzerine (monogami) kaleme aldığı yazısında, ''Erkek egemenliği uygar toplumlarda artık hemen hemen ortadan kalkmak üzeredir. Eşit olan kadın ve erkek ya karşılıklı birer eşle yetinecekler, ya da çokeşlilik her iki taraf için de aynı derecede kabul edilebilir olacaktır. Yani poligaminin (yani çok karılılığın) olduğu yerde poliandri de (yani çok kocalılık) ilke icabı kabul edilmelidir'' dedi.
 

Cumhuriyet gazetesi yazarı Celal Şengör'ün bugün (1 Temmuz 2011) yayımlanan yazısı şöyle:


Doğal Poligami ve Kültürel Monogami Üzerine

Pornografinin önem ve faydaları üzerine yazdığım yazıyla beraber muhterem hocam ve dostum Doğan Kuban’ın da monogaminin doğal olmadığı hakkındaki önemli yazısı neşredildi. Birbirimizden tamamen habersiz yazdığımız bu iki yazı birbirini tamamlar niteliktedir.

Tabiatta mesela bazı kuş türlerinde olduğu gibi nadiren monogami görülmekteyse de, bu gerçekten ender görülen bir durumdur, zira yavru telefatının yüksek olduğu tabiatta çiftleşmenin esas amacı türün devamını sağlamaktır. Ancak Doğan Bey’in üzerinde ısrarla durduğu poligami, bilhassa insanın da bir üyesi olduğu primatlarda kuraldır. Özellikle insana en yakın maymun olan şempanzelerde görülen ve bir hâkim erkek (alfa erkeği) egemenliğindeki «aşiret» adı verilebilecek gruplardan oluşan topluluk yapısında, aşiret içindeki dişilerle çiftleşme hakkı sadece egemen erkeğe aittir. Bu egemen erkeğin yönetimi, aşiretteki genç erkeklerden biri (veya birkaçı) tarafından zaman zaman sorgulanır. Bu sorgulamalar kanlı kavgalar şeklindedir ve sık sık alfa erkeğin ölümüyle sonuçlanır.

Alfa erkek bertaraf edildikten sonra yerini gene tek bir erkek, yeni bir alfa erkeği alır. Bu erkeğin ilk işi, bertaraf edilmiş olan alfa erkeğin yavrularını (hâlâ bebeklik veya çocukluk denebilecek dönemdeyseler) öldürmektir. Bu kendi dölünün önünü açmak amacıyla yapılan bir temizlik hareketidir.

İnsanlar arasında görülen «namus» veya «töre» cinayeti denen vahşetin temelinde yatan davranış tarzı budur. Bir diğer ifadeyle namus veya töre cinayetleri, içgüdüsel, yani hayvani bir davranış şeklinin kültür kisvesine bürünmüş şeklinden ibarettir ve buna tevessül edenlerin kültürel gelişmelerinin işte ancak bir şempanzeninki kadar olduğunu gösterir.

İnsan, kültürel evrimi içerisinde bu tür vahşete engel olabilmek için, dişinin ömür boyu bir erkeğe bağlanması amacıyla mekanizmalar geliştirmiştir ki, «evlenmek» dediğimiz izdivaç kurumu bunun günümüzde de geçerli olan şeklidir.

Tekeşlilik denen monogaminin kültürel nedenlerinin temelinde, cemiyetin ekonomik yapısı yatar. Geniş bir aileye bakabilmek, belli bir ekonomik bir güç gerektireceği gibi, çocukların yaşama dahil edilebilmeleri için (eğitim, yaşamları boyunca beslenebilecek iş vb.) de belli bir ekonomik yapı gerektirir.

İslam öncesi Türklerde monogaminin yaygın olması, Türklerdeki miras sisteminin bir neticesidir. Varlık her zaman (kızlar evlenip kocalarının varlığına ortak oldukları için) erkek çocuklar arasında eşit paylaştırılır. Kız çocuklarına verilen değerin nedeni de aynıdır: Kız, düğün hediyeleri faslından verilenler dışında, varlıksız olarak evlendirilir, ama gittiği yerde eşine ortak olacağı için varlık sahibi olur.

Bu yöntem, Türklerde eski ailelerin olmasına karşılık, güçlü aristokrasilerin kurulmasına hep engel olmuştur. Avrupa’da ise ailenin servetinin hemen tamamı ilk doğan çocuğa aittir. Bununla beraber ilk doğan (primogenitus), aynı zamanda asalet payesinin de sahibidir. Diğer çocuklara düşen, kız iseler uygun bir koca bulup evlenmek, erkek iseler, ya asker ya da papaz olmaktır, zira sadece bu iki meslek bir asilin cemiyet içinde saygınlığını koruyarak yapabileceği işlerdir.

Gelişen kültürel düzey, erkeğe verilen ve yukarıda gördüğümüz gibi hayvanlar âleminden tevarüs edilen egemenliği yavaş yavaş aşındırmıştır. Erkek egemenliği uygar toplumlarda artık hemen hemen ortadan kalkmak üzeredir. Eşit olan kadın ve erkek ya karşılıklı birer eşle yetinecekler, ya da çokeşlilik her iki taraf için de aynı derecede kabul edilebilir olacaktır. Yani poligaminin (yani çok karılılığın) olduğu yerde poliandri de (yani çok kocalılık) ilke icabı kabul edilmelidir.

Bu durumun aile duyarlılığı ve dolayısıyla yavruların (yani çocukların) yetişmesi açısından pek çok mahzuru görüldüğünden, uygar toplumlar kültürel olarak giderek monogami ve monoandride karar kılmış gözükmektedirler.

Poliandri ve poligaminin zararları gene hayvansal köklerimizde yatmaktadır. Her erkek kendi dölünü, her dişi de kendi yavrusunu korumak ister. Mesela Osmanlı tarihinde Hürrem‘in Kanuni’ye şehzade Mustafa’yı katlettirmesi, kısmen Hürrem’in kendi yavrusu Selim’i korumak arzusudur (kısmen de biyolojik birey Hürrem’in hayatta kalma mücadelesinin bir parçasıdır). Kanunî’nin oyuna gelmesi ise, güzel Hürrem’den yavru yapma içgüdüsünden ibarettir.

Gelişen kültürler, hayvan köklerimizden tevarüs ettiğimiz bu tür davranışları törpüler ve aklın bize dikte ettiği «kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma» temeline yaslanan ve ahlak dediğimiz kuralların ortaya çıkmasına neden olur. İşte bu yüzden ahlakın temeli mutlaka ve mutlaka doğa bilimleri olmalıdır. Bu yüzden «gelenek» denen alışkanlıklar sık sık gözden geçirilip, bilimin bulgularına göre değiştirilmelidir. Ve işte bu yüzden dinler de dahil sorgulanmaya kapalı tüm kültürel sistemler hem toplum hem de birey açısından fevkalade zararlıdır.