REKLAMI GİZLE

"Payitaht Abdülhamid'e konu olan yasak aşkın gerçek öyküsü budur..."

"Bütün rezaletlerin sorumlularından Kemaleddin Paşa sonraki günlerde daha da tuhaf işler etti"

- A +

Habertürk yazarı Murat Bardakçı, TRT1'de yayınlanan “Payitaht Abdülhamid" dizisine konu olan Naime Sultan ile Kemaleddin Paşa arasında yaşanan "yasak aşkı" anlattı. "Naime Sultan, ikinci kocası ve çocukları ile beraber Fransa’nın Akdeniz sahilindeki Nice şehrine yerleşti, mücevherlerini satarak ufak bir bahçeli villâ kiraladı. Ama maddî sıkıntılar başlayınca villâyı satıp bir apartman dairesine çıktı, kocası orada vefat etti" diyen Bardakçı, "Fransa’da geçinmeye imkân bulamayan Sultan 1930’ların sonunda ölen kocasının memleketi olan Arnavutluk’a yerleşti ve Tiran’da 1944’teki komünist darbe sırasında ortadan kayboldu" ifadesini kullandı. 

Murat Bardakçı'nın "Payitaht Abdülhamid'e konu olan ve yasak aşkın gerçek öyküsü" başlığıyla yayımlanan (14 Ocak 2017) yazısı şöyle:

Son günlerin revaçtaki TV dizilerinden “Payitaht Abdülhamid”de, Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın oğlu Kemaleddin Paşa ile Beşinci Murad’ın kızı Hadice Sultan’ın yakınlaşmalarından ve daha sonra ayrılmalarından bahsediliyor. Bugün burada büyük bir rezaletle biten ilişkinin aslını anlatacak, Hadice Sultan ile kuzeni Naime Sultan’ın kocası Kemaleddin Paşa arasında yaşanan ve Sultan Abdülhamid’i de çileden çıkartan yasak aşkın ayrıntılarından sözedeceğim... 

“Payitaht Abdülhamid” dizisi şimdilerde pek bir revaçta....

Tarihî bir filmin yahut TV dizisinin maksadı tarih dersi vermek değildir, çekimlerinde akademik maksat gözetilmez, dolayısı ile bazı hadiselerin fazla “uçmama” kaydı ile gerçeklerle birebir aynı olması da şart değildir, üstelik tarihî dizilerin millete tarihi sevdirmesi gibi önemli bir faydası da vardır.

“Payitaht Abdülhamid”de bu iş fazlası ile yapılıyor ve “olan” değil, “olması arzu edilen” bir Sultan Abdülhamid portresi çiziliyor!

Dizinin geçen gün yayınlanan bölümünde Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın oğlu Kemaleddin Paşa gönlünü verdiği Hadice Sultan’a, yani sabık hükümdar Beşinci Murad’ın kızına “Biraraya gelmeleri ihtimalinin bulunmadığını” söylüyordu. Paşa daha sonra Sultan Abdülhamid’in kızlarından Naime Sultan ile evlenecekti ve senaryoda belli ki, bu evliliğin hazırlıkları yapılıyordu.

Ortaköy sahilindeki büyük yalılardan birinde yaşayan Kemaleddin Paşa ile Naime Sultan’ın evliliği zamanla hiç de hoş olmayan şekilde, büyük bir skandalla sona erdi!

“Payitaht Abdülhamid”de bu skandala yer verilip verilmeyeceğini ve şayet verilecek ise ne şekilde anlatılacağını bilmiyorum ama rezaletin ayrıntılarından burada kısaca bahsedeceğim:

Sultan Beşinci Murad, 1876’da tahtından indirilip hanımları ve çocuklarıyla beraber Ortaköy’deki Çırağan Sarayı’na hapsedilmiş, yerini kardeşi İkinci Abdülhamid almıştı.

"Haremağasına da razıyım"

Devrik hükümdar, ailesiyle Çırağan’da çile doldururken onunla beraber hapis hayatı yaşayan kızlarının evlilik çağları geride kaldı ve Beşinci Murad’ın büyük kızı Hadice Sultan, amcası Abdülhamid’e “Yaşadığı zindandan kurtulabilmek için koca olarak bir haremağasına bile rıza göstereceği” yolunda haberler gönderdi.

Artık 31 yaşına gelmiş olan Hadice Sultan’ın ricası kabul edildi ama hükümdar kızlarının İstanbul’un seçkin ailelerine mensup kişilerle evlendirilmeleri âdeti bir tarafa bırakıldı ve devrik padişahın kızına sarayda çalışan, sıradan ve hiç de yakışıklı olmayan Ali Vâsıf Efendi adında bir koca bulundu. Ali Vâsıf Efendi’ye “Paşa” unvânı verildi, 1901’de evlenip Abdülhamid tarafından kendilerine tahsis edilen Ortaköy’deki yalıya yerleştiler...

Sultan Abdülhamid, kızlarından ikisini, Naime ve Zekiye Sultanlar’ı, Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın iki oğluyla evlendirmişti ve Hadice Sultan, kendisine koca olarak sıradan bir kişinin seçilmesini hazmedemedi. “Kızlarını paşa çocuklarına verirken bana kimi lâyık gördü?” diye düşünüyor, babasının tahttan indirilmesinde de Abdülhamid’in parmağı olduğuna inanıyordu ve işte o günlerde yalı komşusu olan Naime Sultan’ın kocası Kemaleddin Paşa ile arasında bir gönül macerası başladı...

Kemaleddin Paşa’nın bazen başka hanımlarla ilgilendiği zaten biliniyordu ve Hadice Sultan’ın Paşa’yı baştan çıkartarak hem kendisinin, hem de babasının intikamını alacağına inandığı söyleniyordu.

Rütbeleri bile gitti

Sultan ile Kemaleddin Paşa arasında gizliden gizliye mektuplaşmalar başladı. İki yalı arasındaki yazışmalar aylarca devam etti ama yasak bir aşkın ifadesi olan mektuplar günün birinde her nasılsa Abdülhamid’in eline geçti ve bütün İstanbul, bir anda Ortaköy’deki skandalı konuşmaya başladı. Dedikodulara bakılırsa, hükümdarın mektupları görmesini bizzat Hadice Sultan sağlamış ve böylelikle intikamını da almıştı!

Hem padişah, hem de baba olarak ihanete uğrayan Sultan Abdülhamid’in gazabı şiddetli oldu: Kızı Naime Sultan’ı Kemaleddin Paşa’dan hemen boşattı; “müşir”, yani “maraşal” olan sâbık damadını rütbelerini alıp “Kemaleddin Efendi” yaptı ve Bursa’ya sürgüne gönderdi. Aldatılan kızı Naime Sultan’ı İşkodralı Celâl Paşa adında bir Arnavut asilzadesi ile evlendirdi, yeğeni Hadice Sultan’ın yalısından dışarıya adım atmasını yasakladı. Hadice Sultan’ın rezalete tahammül edemeyen kocası Ali Vâsıf Paşa da karısını boşayıp kayıplara karıştı.

Karısını dava etti

1908’de İkinci Meşrutiyet ilân edildi, Sultan Abdülhamid eski gücünü kaybetti, Bursa’da sürgünde yaşayan Kemaleddin Paşa İstanbul’a döndü, Hadice Sultan’a gidip evlenme teklif etti ama reddedildi. Amcası Abdülhamid’in kısa bir müddet sonra tahtından indirilmesi üzerine yalıdaki hapis hayatı nihayete eren Hadice Sultan, Rauf Hayreddin Bey adında bir diplomatla evlendi ve bir oğluyla bir kızı oldu.

Çıkan bütün rezaletlerin sorumlularından olan Kemaleddin Paşa sonraki günlerde daha da tuhaf işler etti: Hükümete müracaat edip unvanlarının geri verilmesini istedi ve eski karısı Naime Sultan’ın aleyhinde dâvâ açıp tazminat talebinde bulundu! Hükümet 24 Mart 1910’da Paşa’nın rütbeleri ile madalyalarının iadesine karar verdi ama yaşadığı ve yasak aşka sahne olan Ortaköy’deki yalısına 1914’te elkondu ve Paşa yalıdan polisler tarafından atıldı!

Derken yine seneler geçti, 1924’e gelindi ve o senenin 3 Mart’ında Osmanlı Hanedanı’nın bütün mensupları Türkiye sınırları dışına çıkartıldılar. Sürgün, Ortaköy yalılarının sâkinlerine ardarda felâketler getirecekti.

Her iki padişah kızının sürgün senelerinde başlarına gelenleri bu sayfadaki kutuda okuyabilirsiniz...

Hatice Sultan sefalet içerisinde can verdi, Naime Sultan kayboldu

Naime ve Hadice Sultan’ın torunlarını yakından tanıdım, onlarla uzun seneler beraber bulundum, aramızda samimî bir dostluk tesis edildi ve her iki ailenin seneler sonra yaşadıkları diğer dramları da tanıklara ve belgelere dayanarak öğrendim...

Her iki padişah çocuğunun başarına gelen diğer felâket 1924’te hilâfetin lâğvı ve Osmanoğlu ailesinin Türkiye’den çıkartılması ile başladı...

Hadice Sultan’ın ikinci kocası Rauf Hayreddin Bey gurbette yaşamak istemedi ve karısını boşayıp Türkiye’de kalınca Hadice Sultan sürgüne kızı Selma ve oğlu Hayri ile beraber gitti. Lübnan’a yerleşti, kızını bir Hint racasıyla, Kotwara Prensi Seyyid Sacid Hüseyin’le evlendirip Hindistan’a gönderdi ama maddî sıkıntıya düştü, oğlu bu sıkıntılara dayanamayarak Lübnan’da intihar etti, Hadice Sultan da 1938’in 13 Mart’ında Beyrut’ta tek başına, yokluk içerisinde can verdi.

Naime Sultan ise ikinci kocası ve çocukları ile beraber Fransa’nın Akdeniz sahilindeki Nice şehrine yerleşti, mücevherlerini satarak ufak bir bahçeli villâ kiraladı. Ama maddî sıkıntılar başlayınca villâyı satıp bir apartman dairesine çıktı, kocası orada vefat etti, Fransa’da geçinmeye imkân bulamayan Sultan 1930’ların sonunda ölen kocasının memleketi olan Arnavutluk’a yerleşti ve Tiran’da 1944’teki komünist darbe sırasında ortadan kayboldu.

Burada, Hadice Sultan’ın çektiği sıkıntıları aksettiren bir mektubunun metnini yayınlıyorum...

Sultan, Avrupa’daki bazı finans çevreleriyle sürgündeki aile adına görüşmeler yapan yeğeni Şehzade Osman Fuad Efendi’ye, 1 Temmuz 1934’te yazıp “Hadice Sultan binti Murad Han” yani “Sultan Murad’ın kızı Hadice Sultan” mührünü bastığı mektubunda şöyle diyor:

“Yeğenim Osman Fuad Efendi,

Birçok seyahatler ettikten sonra Nice’e avdet ettiğinizi, Hayri’ye (Sultan’ın oğlu) yazdığınız mektuptan haberdar oldum. Ve işlerimizi serian (hızla) takip etmekde olduğunuzu yazıyorsunuz. Evet, buna kalben eminim. Allah sana çok ömür versin. Ben evvel Allah’a, sonra sana güveniyorum. Geçen ay bize her zamanki parayı gönderemediniz. Acaba neden? Bir ay evvel Halife Hazretleri’nden aldığımız bir tamimde yakında para göndereceğinizi iş’ar olunmuş (bildirilmiş) idi. Biz burada her gün para bekliyoruz. Yeni grupla ne yapabildiniz? Acaba eskisi gibi bize maaş yaptırabileceğiniz mi? Göreyim sana halanı parasız bırakma. Benim hâlimi gözünüzle gördünüz. Para bana herkesden çok lâzım olduğunu sen de takdir edersin. Bu mektubumu alır almaz işlerimiz hakkında malumat vermenizi rica ederek gözlerinden öperim.

Halanız
Hadice binti Murad”