Gündem

"Patrik seçiminin iptali Türkiye'deki Ermeni cemaatinin bütünlüğüne hakarettir"

"İstanbul Valiliği'nin seçim sürecini durdurması oldukça zarar verici bir adım"

05 Mart 2018 17:42

Bölgesel Araştırmalar Merkezi direktörü Richard Giragosian, Türkiye Ermeni patriği seçimine ilişkin olarak, "İstanbul'daki patrikhanede yaşanan seçim krizinin tek yolu özgür ve adil bir seçim yapılmasıdır" dedi. İstanbul Valiliği'nin patriklik seçimlerini iptal etmesini değerlendiren Giragosian, "Bu karara yön veren herhangi bir 'iyi niyet' bulunsa dahi, Türk devlet yetkilileri tarafından yapılan böyle bir hareket sadece İstanbul Ermeni cemaatinin bütünlüğüne hakaret etmektir" ifadesini kullandı.

Bianet'ten Pınar Tezcan'ın haberine göre, Merkezi Erivan'da bulunan Bölgesel Araştırmalar Merkezi (RSC) bağımsız düşünce kuruluşunun direktörü Richard Giragosian, Türkiye'deki Ermeni Patriği seçimlerindeki tıkanıklığı, Ermenistan'ın yeni cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan ile başlayacak sürecin Türkiye-Ermenistan ilişkilerini nasıl etkileyebileceğini ve protokollerin iptalini bianet'e yorumladı.

"İstanbul'daki patrikhanede yaşanan seçim krizinin tek yolu özgür ve adil bir seçim yapılmasıdır" diyen Giregosian, şöyle devam etti:

"Ermeni patriğinin önemi kesin ancak bu krizi çözmek oldukça kritik bir öneme sahip. Ayrıca, krizin nasıl çözüldüğü de eşit derecede kritik önemde ve bu da sadece adil bir seçimle olabilir. Ermeni toplumu üzerinde baskı ya da tek taraflı bir kararla değil.

Bu açıdan baktığımızda İstanbul Valiliği'nin seçim sürecini durdurması oldukça zarar verici bir adım. Bunun da ötesinde İstanbul Valiliği Ermeni Kilisesi'nin kendi iç işleyişini ve usüllerini yorumlayamamıştır.

"Bu karara yön veren herhangi bir 'iyi niyet' bulunsa dahi, Türk devlet yetkilileri tarafından yapılan böyle bir hareket sadece İstanbul Ermeni cemaatinin bütünlüğüne hakaret etmektir.

Geçtiğimiz Cuma Ermenistan parlamentosu ilk kez cumhurbaşkanını seçti. Giregosian, Armen Sarkisyan'ın cumhurbaşkanlığı sürecinin ikili ilişkilere nasıl bir etkisi olabileceği ve Ermenistan'ın Türkiye ile 2009'da imzalanan protokolleri iptal etmesi konusunda ise şunları kaydetti:

"Ermenistan daha sembolik bir başkanının seçimiyle yeni parlamenter hükümet biçimine dönüşmesini tamamlamış olacak. Görevdeki cumhurbaşkanı büyük olasılıkla bir sonraki başbakanlık görevini devralacak, ve Türkiye-Ermenistan meselesi giden Ermeni cumhurbaşkanının başlıca sorunlarından biri oldu.

"Daha belirgin olarak, Mart 1 günü Cumhurbaşkanı Sarkisyan'ın imzaladığı kararıyla Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin 'normalleşmesine' yönelik 2009 protokolleri "feregat edildi". Ve uzun zaman Türkiye'nin diplomasiye dönmesini bekledikten sonra, bu hareket aynı zamanda hem Ermeni hayal kırıklığının öfkeli bir göstergesi, hem de Ermeni sabrının sınırsız olmadığını gösteriyor.

"Bu bağlamda, Ermeni liderliği, Ermenistan cumhurbaşkanının kendi kişisel siyasi sermayesini 'futbol diplomasisine' ve daha sonraki protokol süreçlerine yatırdıktan sonra Türkiye'nin hareket etmek isteksizliğinden ve ilerleme eksikliğinden dolayı hayal kırıklığına uğradığını hissediyor.

"Ermenistan'ın iptaliyle gerçek bir değişiklik olmadı"

"Protokollerden çekilme hareketinin önemine rağmen, normalleşme için görünüm şu anda göründüğü kadar kasvetli değil. Ve her iki taraf için de ilerleme ihtiyacı göz önüne alındığında, Ermenistan'daki siyasi bağlam biraz iyimserlik sunuyor, çünkü Türkiye'ye yönelik Ermeni politikasında gerçek bir değişiklik yok.

"Dahası, 2009 protokolleri hem Ermenistan hem de Türkiye için büyük önem taşımıyor. Daha ziyade, protokollerin imzalanması ardından her iki tarafın doğrudan diplomatik katılımının askıya alınmasından sonra, normalleşme talep stratejik hedefi geçerli olmakla birlikte, taktikler değişti.

"Yani, 2009'dan bu yana, taktikler artık protokolleri kabul etmeye veya onaylamaya değil, protokollerin şartlarını yerine getirmeye odaklanmıştı. Bu, Ermenistan ve Türkiye arasındaki kapalı olan sınırın yeniden açılmasına ve ikili diplomatik ilişkilerin kurulması gerekliliğinden oluşuyordu.

"Protokollerden vazgeçme konusunda Ermenistan hükümetinin hamlesinin önemsizliğini ortaya koyan ikinci bir etken daha var: Ermeni hükümetinin Türkiye'ye karşı 'ön şart olmamasına' dair resmi politikası eskisi gibi sıkı bir şekilde devam ediyor. Ve bu politika hem ihtiyatlı hem de pratik, her iki tarafına da, bu tür diplomatik angajman için daha elverişli ortamlar sağlanınca doğrudan görüşmelere dönme fırsatı sunuyor".