Dünya

Neden hâlâ dünyada kıtlık yaşanıyor?

Afrika'da 23 milyona yakın insan gıdaya erişim tehlikesi yaşıyor

22 Şubat 2017 12:19

Birleşmiş Milletler Güney Sudan'ın belli bölgelerinde kıtlık ilan etti. Bu, dünyanın herhangi bir yerinde altı yıl sonra ilan edilen ilk kıtlık.

Nijerya'nun kuzeydoğusu, Somali ve Yemen'de de kıtlık olabileceğine ilişkin uyarılar var. Neden hâlâ dünyada kıtlıklar yaşanıyor ve bu konuda ne yapılabilir?

Güney Sudan'da ne oluyor?

BM kuruluşları Güney Sudan'da 100 bin kişinin açlık nedeniyle ölümün, 1 milyon kişinin de kıtlığın eşiğinde olduğunu açıkladı. Bu, şu an dünyadaki en acil gıda sorunu.

BM Güney Sudan'ın nüfusunun yüzde 40'ının oluşturan 4,9 milyon kişinin "acil gıda, tarım ve beslenme ihtiyacı içinde olduğunu" söylüyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü Güney Sudan temsilcisi Serge Tissot, "Pek çok aile hayatta kalmak için tüm imkanlarını tükettiler" diyor.

Kıtlığın en temel sebebi çatışmalar. Ülke 2013'ten beri savaşta ve 3 milyondan fazla insan evlerinden kaçmak zorunda kaldı.

Dünya Gıda Programı kordinatörü Joyce Luma "Bu kıtlık insan kaynaklı" diyor.

Tissot "Nüfusun çoğu çiftçi ve savaş tarımı sekteye uğrattı. Besi hayvanlarını kaybettiler, hatta tarım aletlerini bile. Aylarca bulabildikleri bitkilerle ve yakalayabildikleri balıklarla yaşadılar" diyor.

Siyasi liderler arasındaki uzun süreli anlaşmazlık farklı etnik gruplar arasında şiddet içerikli güç ve kaynak savaşına dönüşürken, daha önce dayanıklı ve verimli olan bölgelerde bile mahsül üretimi çatışmalar nedeniyle büyük ölçüde azaldı.

Mahsül üretimi azaldığı ve besi hayvanları öldüğü için, enflasyon BM'nin rakamlarına göre bir önceki yılla karşılaştırıldığında yüzde 800 tırmandı ve bu da temel gıda fiyatlarının büyük ölçüde artmasına yol açtı.

Savaş olmasaydı ekonomi çökmezdi.

Kıtlık ilanı ne anlama geliyor?

BM kıtlık kelimesini tedbirli bir şekilde kullanılacak teknik bir terim olarak görüyor. Güney Sudan'da resmi olarak kıtlık ilan edilmesi, insanların açlık yüzünden ölmeye başladığı anlamına geliyor.

Daha açık olmak gerekirse, kıtlık ölüm oranı, yetersiz beslenme ve açlık belli bir seviyeye ulaştığında resmen ilan edilebiliyor. Bu koşullar şöyle:

- Bir bölgedeki hanehalkının en az yüzde 20'si aşırı gıda eksikliği ve bununla başa çıkabilmek için sınırlı kapasiteyle karşı karşıyaysa

- Kronik yetersiz beslenme oranı yüzde 30'dan fazlaysa

- Günde her 10 bin kişiden 2'si hayatını kaybediyorsa

Diğer etkenler büyük çapta yerinden olma, yaygın yoksulluk, salgın hastalıklar ve sosyal çöküş olarak sıralanıyor.

Kıtlık ilanı BM'ye ya da başka bir kuruluşa bağlayıcı yükümlülükler getirmiyor, ancak soruna küresel olarak dikkat çekilmesini sağlıyor.

Dünya Gıda Programı acil durum başkanı Denise Brown, Guardian gazetesine yaptığı açıklamada, "Uluslararası toplum siyasi çözümler bulunana kadar durumu idare etmek için müdahale etmenin yolunu bulmalı" diyor.

Güney Sudan'da ne yapılabilir?

Başlangıç aşamasında, kıtlığı durdurup tersine çevirmek için iki unsur gerekli: Daha fazla insani yardım ve insani yardım kuruluşlarının en kötü etkilenen bölgelere engellenmeden erişimi.

BM kuruluşları milyonlarca insana balık tutarak ya da sebze yetiştirerek geçimlerini sağlamaları için aletler göndermeyi konuşuyor. Koyun ve keçileri aşılayarak daha fazla besi hayvanı ölümlerinin önüne geçmeyi sağlayacak bir program da mevcut.

Luma "Ancak barış ve güvenliğin yokluğunda insani yardımın başarabileceklerinin sınırlı olduğu konusunda uyardık" diyor.

Kıtlık ilan edilen bölgeler, isyancılara olumlu bakan halkın yaşadığı bölgeler olarak biliniyor.

Bazı BM kuruluşları, Devlet Başkanı Salva Kiir hükümetinin belli bölgelere gıda erişimini engellediğini öne sürüyor. İnsani yardım konvoyları veya depolarının hükümet ya da isyancı güçler tarafından saldırıya uğradığı ya da yağmalandığına dair haberler geliyor.

Devlet Başkanı Kiir iddiaları yalanlıyor ve "ülke genelinde insani yardım ve kalkınma örgütlerinin ihtiyaç altındaki bütün bölgelere engelsiz erişiminin sağlanacağı" sözünü verdi.

Ancak bunun dışında, yaşanan acının Güney Sudan'da çatışan tarafları durduracağına dair bir işaret yok.

Neden başka yerlerde de
gıda güvensizliği krizi var?

Ana neden çatışmalar.

Yemen, Nijerya'nın kuzeydoğusu ve Somali de çatışmaların günlük yaşamı sekteye uğrattığı yerler.

Yemen'de çok taraflı iç çatışmalar, bölgesel güçlerin müdahalesiyle sonuçlandı ve yaygın yıkım, ekonomik hasar ve can kaybına yol açtı.

Nijerya ve Somali sırasıyla aşırı İslamcı Boko Haram ve El Şebab örgütlerinin silahlı ayaklanmasıyla karşı karşıya kaldı ve bu büyük çapta insanların yerinden olmasına, tarım alanlarının zarar görmesine ve ticaret ile alışveriş faaliyetlerinin çökmesine neden oldu.

Bazı yerlerde, çatışmalar zaten var olan sorunları katladı.

Yemen'de uzun süredir suya erişim kısıtlı ve hükümetler kaynakları korumak ve ülkenin kendi kendine yeterliliğini sağlamak için gerektiği kadar çaba sarfetmemekle eleştiriliyorlardı.

Yardım kuruluşu Oxfam, çatışmalar başlamadan önce de Yemen'in gıdasının yüzde 90'ını ithal ettiğini belirtiyor.

Kısa dönemli iklim etkenlerinin de etkili olabileceği belirtiliyor.

Güney Sudan ve Somali Afrika'nın doğusundaki aylar süren kuraklıktan etkilenmişlerdi.

Amerika merkezli Afrika Stratejik Çalışmalar Merkezi, 19 Afrika ülkesinin kriz, acil durum veya ciddi oranda gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor.

Bu ülkelerin 10'unda iç çatışma söz konusu. Bu 10 ülkeden 8'inde otokratik yönetimler var. 18.5 milyon Afrikalı göçmen ya da yerinden olmuş kişilerin yüzde 82'si bu 8 ülkenin vatandaşı.

Kıtlıkla karşı karşıya olmayan
ülkeler neyi farklı yapıyor?

Kenya'da hükümet kuraklık nedeniyle ulusal felaket ilan etti ve geçim kaynaklarını kaybedenler için tazminat programı başlattı.

Kenya Kızıl Haç örgütü, nakit para, gıda kuponları ve yardım dağıtıyor, besi hayvanları zayıflayan sahiplere de hayvanları ölmeden önce onları satmalarına yardımcı oluyordu.

Bu tür önlemleri, çatışmaların olduğu ülkelerde hayata geçirmek daha zor.

BM Genel Sekreter yardımcısı Justin Forsyth BBC'ye yaptığı açıklamada, "Hiç kimse 2017'de açlıktan ölmek zorunda kalmamalı. Dünyada yeterince besin var. İnsanlık olarak yeterince imkanımız var" diyor.