REKLAMI GİZLE

Mustafa Sandal: Afrin harekâtına katılan askerler için moral konseri vermek isterim

"Çok korktum, aklıma sadece çocuklarım geldi"

- A +

Yeni albümünü Mart ayında çıkaracak olan Mustafa Sandal, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Suriye'nin kuzeybatısında bulunan Afrin'e yönelik gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekâtı'na katılan askerlere destek evrmek için moral konseri vermek istediğini söyledi. "Bu operasyonun tek amacı vatanımızın sınırlarını korumak" diyen Sandal, "Afrin her görüşten insanı tek yürek yaptı. Beni, evinde yaprak sarma yapıp askerlere götüren teyzeler çok duygulandırdı. Ne güzel bir milletiz ya!" dedi.

Günaydın'ın sorularını yanıtlayan Sandal'ın açıklaması şöyle:

Müzikte 24 yılı geride bıraktınız. Nasıl özetliyorsunuz bu yılları?

Daha dün gibi her şey... 24 yıldan da eski! İsviçre'den dönüp stüdyoda asistanlık yaptığım günler, DJ'lik günleri, ardından bestelerimi ünlülerin albümünde görmem ve elbette ilk albümüm... Yıllar geçti ama dolu doluydu! Onlarca şarkı yaptık, dinleyenlerin kalbine dokunduk. Müzik yapmayı ve bunu insanlarla paylaşmayı seviyorum. İlgi görüp kıymet verilmesi de pastanın kreması tabii... Bir sanatçı için bundan güzeli yoktur sanırım...

Dillerden düşmeyen şarkılara imza attınız. Şarkı üretirken sizi neler etkiliyor?

Hayatın ta kendisi diyebilirim. Bazen kendi yaşadığım bir olay, bazen denizdeki dalga sesi, bazen gökyüzü, bazen de çevremde şahit olduğum aşklar... Bazen bir araba, yaşadığın büyük aşkın hikayesini oluşturabiliyor. Bazen 'Suç bende' dersin kendi kendine, bazen 'Yüreğin aya benzer', bazen de isyan edersin sabırsız kalbine! Yaşadığım tüm tecrübelerin duygularla birleşip kelimelere ve notalara dökülmesi diye özetleyebilirim. Mesela, Göcek'te bir koy var. Orada herkesten, her şeyden uzak denizi seyrederim. Bir anda mısralar dökülüyor dudaklarımdan, kaydediyorum heyecanla. Çok şarkı yazmışımdır orada! Biraz içeride biriktirdiğin duygularla konuşup baş başa kalabilmekle de alakalı sanırım.

"Aşk kovulmaz" dünya trend listesinde

Müzik yaşamınıza Onno Tunç, Selçuk Başar, Uğur Başar, Garo Mafyan gibi müzik dünyasının duayenleriyle başladınız. Bu isimlerle çalışmak müziğinize nasıl katkı sağladı?

Çok büyük ustalardı onlar. Müzikal hayatımın en önemli dönemlerindendi ve onlardan çok şey öğrendim. O kalitedeki müzisyenlerin elinde yetişmek benim için gurur vericiydi.

Bestelerinizi verirken karşı tarafta aradığınız en önemli kriter nedir?

Şarkımın onun sesinde hayat bulduğunda yeni bir anlam kazanabilmesi! Ne mutlu ki, hepsinde çok farklı anlamlar kazandı şarkılar.

90'lardan bugüne sizce pop nasıl bir dönüşüm geçirdi?

Son dönemde hâlâ 90'ların şarkılarına bir özlem varsa, bunun bilim insanları tarafından araştırılması gerekiyor bence... Az önce de söylediğim gibi, biz en iyisini yapmak ve duyguların samimiyetini şarkılara dökmek için çalışıyorduk. Biraz bu açıdan bakmak gerekiyor. 'İki dım tıs; bunu radyolar çalar zaten' denilerek şarkı yapılırsa iki ayda unutulur gider! Teknolojiyi doğru kullanmak, bunu avantaja çevirmek lazım.

Albüm öncesi yeni bir single yayınladınız. 'Aşk Kovulmaz' dijitale çıktığı ilk gün sosyal medyada trending topic oldu. Her defasında bu kadar ilgi görmeyi nasıl başarıyorsunuz?

'Aşk Kovulmaz' yakında çıkacak olan albümde yer alan bir şarkı. Günay Çoban ve Volga Tamöz imzalı bir çalışma. Önden bu şarkıyı vermek istedim. Hem hasret gidermek için, hem de bir an evvel müzikseverlerle buluşmasını istedim. İlgi görmesi beni de çok mutlu etti. Çok şükür müzikseverlerle birbirimizi özlüyoruz ve yeni şarkılarda böyle hasret gideriyoruz. Sosyal medyada bizim sevenlerimizle özel buluşmalarımız oluyor. Daha önce benim doğum günlerimde buluşurduk, İstanbul dışındakiler 'Biz gelemiyoruz' diye üzülürdü. Şimdi, sosyal medya sayesinde dünyanın dört bir yanındaki sevenlerimizle bire bir yazışıp sohbet edebiliyoruz. Her şarkı ve klip çıktığında o buluşmaları Twitter'da yapıyoruz. 'Aşk Kovulmaz' şarkısı çıktığında da yaptık ve biz sohbet ederken bir anda 'Aşk Kovulmaz' etiketini dünya trend listesinde gördük. Ee çok özlemişiz birbirimizi...

90'ların tadı olacak mı albümde?

Hem 90'lar, hem 2000'ler, hem de 2010'lar diyeyim, sen anla... Bizim ekipçe içimize sinen bir albüm oldu. Daha stüdyoda işlerimiz var, son rötuşları yapıyoruz ama doyurucu oldu bence. Ki, bir albümdeki en önemli özellik; müzikal anlamda doyurucu olması ve içinde barındırdığı samimiyeti insanlara sunabilmesidir. Ben çok umutluyum. Neredeyse sekiz yıl oldu albüm yapmayalı! Hep single'larla özlem giderdik ama şöyle dolu dolu bir albümün de zamanı gelmişti artık... Çıkış tarihi olarak Mart dedik ama bakalım, tam olarak 'İşte bu' diyeceğimiz anı bekliyoruz ekipçe...

"O sahnede olmak boynumun borcu"

Yurt dışına açılmış, birçok önemli yerde konserler vermiş biri olarak, Türk müzisyenlerin uluslararası alanda hak ettiği başarıyı gördüğünü düşünüyor musunuz?

'Araba' şarkısı dünyanın birçok ülkesinde 1 numara oldu. 'Aya Benzer' keza öyle! 'İsyankar' ile Almanya'da Altın Plak aldık. Evet, çok önemli başarılardı ama oradakiler bizi o dönem Orta Asya ülkesi gibi görmek ve öyle pazarlamak istiyordu. Ben belki de milyonlarca doları elimin tersiyle itip reddettim bu tavrı! Ben Türk'üm ve Türkçe pop yapıyorum; beni kabul eden böyle edecek... Bizden sonra da sanırım pek dünyaya açılan olmadı ya da ben hatırlamıyor olabilirim. Keşke açılsalar, onlar da denese! Ben çok isterim, bir Türk şarkıcının dünya müzik piyasasını sallamasını.

Zeytin Dalı Operasyonu'na destek mesajı veren sanatçılardan birisiniz...

Aklı başında her Türk vatandaşı gibi bu harekata sonsuz destek veriyorum. Ben, ülkesini çok seven ve bayrağımızı uluslararası arenalarda taşımaktan hep gurur duymuş bir insanım. Allah, Mehmetçiğimizin yardımcısı olsun. Bugün biz hâlâ sanatımızı icra edebiliyorsak ve herkes sokakta özgürce dolaşıp normal hayatına devam edebiliyorsa, bu onların sayesindedir.

Mehmetçiğimiz için moral konseri vermek ister misiniz?

Askerimiz ve devlet büyüklerimiz böyle bir şey isterse bırakın istemeyi, o sahnede olmak benim boynumun borcudur. Hele bir aslanlarımız zaferle sağ salim dönsünler de... Benden istemeleri yeter; şarkı söylemek de neymiş, koşa koşa gidip alınlarından öpmek isterim!

"Bu yüce millete kimse zarar veremez"

Böyle dönemlerde Türkiye'nin birlik ve beraberlik içinde olması çok önemli değil mi?

Elbette! Böyle günlerde tek yürek olmalıyız. Bu bizim yaradılışımızda var. Ne mutlu ki, bu operasyon süresince her görüşten insan tek yürek olabildi. Sonuçta bu operasyonun tek amacı vatanımızın sınırlarını ve ülke güvenliğini, bütünlüğünü korumak! Beni en çok da evinde zeytinyağlı yaprak sarma yapan, kek börek yapıp bunu askerlerimize gönderen annelerimiz, teyzelerimiz duygulandırdı. Biz ne güzel bir milletiz ya! Samimiyetle söylüyorum ki, hem o kadınlarımızla, hem de vatanı için canını ortaya koyan kahraman askerlerimizle aynı ülkede, aynı bayrak altında nefes alıyor olmaktan gurur duyuyorum. Ülkemiz birlik ve beraberlik içinde oldukça bu yüce millete kimse zarar veremez! Bu arada, sizlerin vesilesiyle şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize şifa diliyorum.

"Çok korktum, aklıma sadece çocuklarım geldi"

'Aşk Kovulmaz'ın klibi de çok konuşuldu ve beğenildi. Kayak yapan bir Mustafa Sandal gördük klipte...

Evet, çok zordu çekimler, bir o kadar da keyifliydi. Saatlerce kar altında çekim yaptık, tırmandık, çok emek verdik ama değdi. Klipte aşkı için zirveye çıkan bir adamın hikayesi anlatılıyor. 'Bir gün zirveye çıkardığın aşk kalbinden kayıp gittiğinde çaresizse seyredersin çünkü aşk kovulmaz' diye yazdık klibin başında. Aslında bu cümle her şeyi anlatıyor. Şarkının ve klibin duygusu bu cümlede saklı! Klipte aşkın peşinde koşma duygusu var. Şarkının teması aşkı kovmamak! Bence de aşkı kovmayalım, kalbimizin en derinlerine davet edelim aşkı! Zaten sonrasında o yolunu bulur ve en derinlerde yaşamaya devam eder.

Klipte ölüm tehlikesi atlattığınıza dair haberler çıktı..

Bir tehlike atlattığımız doğru. Öyle zor şartlarda çekim yapıldı ki, bir ara kar motoruyla yere sürüklendik. Öndeki arkadaşımın kullandığı motorun beni ezmesine ramak kalmıştı. Çok korktum, aklıma çocuklarım geldi sadece... Çok şükür ikimize de bir şey olmadı. Hatta, bu kazayı İstanbul'daki ekibimden ve çocuklarımdan gizledim, korkmalarını istemedim.

"Emina iki evladımın annesi, benim de başımın tacıdır"

Evliliğinizle ilgili sıkıntılı bir dönemden geçiyorsunuz. Medyanın en çok takip ettiği çiftlerden birisiniz. Size şunu sormak istiyorum; ünlülerin evlilikleri normal evliliklere göre sizce ne gibi zorluklar taşıyor?

Evliliğin ünlüsü ünsüzü olmaz. Biz de her çift gibi sevdik, aşık olduk, birbirimize inandık ve aile kurduk. Emina, iki evladımın biricik annesi, benim de başımın tacıdır. Hep de öyle kalacak. Sosyal medyada yaptığımız açıklamaların dışında sana sadece bunu söyleyebilirim sevgili Tuba.

Baba olmak sizin hayatınızda neleri değiştirdi?

Şöyle özetleyeyim; benim hayatımın miladıdır baba olmak. Baba olmadan öncesi ve sonrası var hayatımda... Yaman ve Yavuz'la hem arkadaş, hem de baba-oğuluz. Oyunlar oynuyoruz, Beşiktaş'ın maçlarına gidiyoruz, ben onları okuldan alıyorum. Hatta, geçenlerde Yaman'ın veli toplantısına gittik; çok keyifliydi. Kendi çocukluğum ve öğrencilik yıllarım geldi alkıma! Ne korkardık öğretmen anne-babamıza kötü bir şey söyler mi diye! Ne mutlu ki, Yaman bizi çok gururlandırdı, maşallah öğretmenleri çok memnun ondan!

"90'larda amacımız en yii şarkıyı yapmaktı"

Geçmişle kıyasladığınızda bugünkü müzik dünyası koşullarında sanatçıların markalaşması daha mı zorlaştı?

Bizim 90'lardaki en önemli amacımız en iyi şarkıyı yapmaktı! Müzikal zenginlik de bizim için önemli bir kriterdi. Anahtar kelime ise samimiyetti. Samimiyeti yakalamak çok önemliydi; ne mutlu ki bunu başarabilmişim. Şimdilerde de çok güzel şarkılar duyuyorum elbette. Çok yetenekli gençler var, onlara kıymet verip ellerinden tutmalıyız. Birçok genç, benim 90'lardaki şarkılarımı istiyor ve seve seve veriyorum. Bizim desteğimiz önemli. Ne var ki, 90'ların tadını bulmak bazen zor oluyor ama dediğim gibi şimdiki gençlere de haksızlık etmeyelim. Markalaşmak her dönemde zor, bu dönemde de öyle! Şimdiki gençler bu konuda sosyal medyayı iyi kullanıyor, bu konuda başarılılar diyebilirim. Ancak, markalaşmayı halkla bütünleştirebilmek de önemli elbette.