REKLAMI GİZLE

Milat yazarı: Abdullah Gül, "Reis yalnız bırakılmamalı" dememe tahammül edemedi, beni arattı ve...

"Dosttan gelen' iki eleştiriye ve iki ‘muhtemel’ soruya bile tahammül edemedi"

- A +

Milat yazarı Serdar Arseven, 28 Kasım 2016'da  “Yabancı Kulislerde Abdullah Gül Sesleri” başlığıyla yayımlanan yazısı sonrası 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kendisini arattığını iddia etti. Arseven, “Dosttan gelen' iki eleştiriye ve iki ‘muhtemel’ soruya bile tahammül edemedi Sayın Gül. 'Reis’in yalnız bırakılmaması gerektiğini'  söylememize bile tahammül edemedi" ifadesini kullandı.

Serdar Arseven'in "Abdullah Gül beni arattı ve!.." başlığıyla yayımlanan (2 Ocak 2017) yazısı şöyle:

Milat’ta yazmaya başladığımız günlerde Eski Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül hakkında büyük ses getiren bir yazı kaleme almıştık.

İnternetteki arama motoruna giren “Yabancı Kulislerde Abdullah Gül Sesleri” başlıklı o yazımızın ne kadar geniş yankı uyandırdığını görebilir.

Yankının bu kadar büyük olmasına şaşırmıştım o günlerde…

Zira, yazımın mahiyeti “bilenenlerin” altını kalın hatlarla çizmekten ibaretti.

O yazının Sayın Gül’de “şiddetli baş ağrısı”na yol açması da şaşırtmıştı beni…

O kadar rahatsız olmuştu ki Sayın Gül..

O, fevkalade “anlayışlı”“hoşgörülü”“yumuşak huylu”“fikir ve ifade hürriyetinden yana” eski Cumhurbaşkanımızın yaptığını anlatayım da görün:

Efendim;

15 Temmuz darbe girişiminden haftalar önce…

Sayın Gül’ün makamından aradılar…

Kendilerinin Kayseri’de Abdullah Gül Müzesi’ni açacağını ve benim de “Beyefendi’nin davet ettiği yazarlar arasında olduğumu” ifade ettiler…

Biz de programımızda bir değişiklik olmadığı takdirde bu nazik davete icabet edeceğimizi söyledik.

Sonra…

O rezil darbe girişimi meydana geldi.

Sayın Gül’ün “açılış”ı ertelendi.

Hayli vakit geçtikten sonra…

Sayın Gül’ün makamından yine arandık.

Dediler ki,

“Beyefendi’nin açılış programı darbe girişimden dolayı ertelenmişti malûmunuz. (Şu gün) açılış gerçekleşecek. Beyefendi sizi, açılışa davet ederler. Sınırlı sayıdaki siz davetli yazarlarımızla  sohbet programı da olacak.”

Teşekkür ettik ve bir mâni çıkmazsa nazik davete icabet edeceğimizi söyledik.

O günlerde, Sayın Gül’ün hazırlıklarına ilişkin “sağlam” bilgiler ulaşıyordu.

 “Yabancı Kulisleri” de yokladık.

Sayın Gül’ün, “risk alma kapasitesini” zorlayan işlere girişmeye karar verme aşamasında olduğunu gördük…

Birileri “gaz” veriyordu, bunu anladık…

Ve o yazıyı kaleme aldık:

“Yabancı Kulislerde Abdullah Gül Sesleri!”

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı “devirmeye” yönelik operasyonların hız kazanmasına paralel olarak Sayın Gül’ün öne çıkartılacağının anlatıldığı bir yazıydı o.

Hakaret, asla ve kat’a yoktu.

İstihza, asla ve kat’a.

Son derece “sevecen” bir üslupla kaleme alınmıştı.

O temiz yazının son bölümünde, şunları söylemiştim naçizane:

“Sayın Gül, 3 Aralık'ta bendenizin de aralarında bulunduğu birkaç yazar ile Kayseri'de bir araya gelecek.

Umarım, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında Türkiye'ye kurulan tezgâhlara dikkat çekmekte “hasis” davranmaz.

Her tarafa çekilebilecek (MUĞLAK!) mesajlar vermez!

Batı'nın gözüne girmek için sergilediği bütün tavırların ‘hepimize’ zarar verdiğini gözden uzak tutmaz!

Ve bu milletin ‘Reis’i asla yalnız bırakmayacağını!..”

Evet, aynen böyle bitirmiştim.

Bunlar “dost uyarıları” değil mi?

Öyle de…

Sayın Gül, kıymetli dostum, kardeşim Abdullah Gül, bu kadarına bile tahammül edemedi!..

“Gayet yumuşak”“gayet tahammüllü”, efendime söyleyeyim; “düşünce ve fikir hürriyetinden yana” olduğu öne sürülen  Sayın Abdullah Gül’ün makamından aradılar…

Ve…

Şunları söylediler:

“Müze programı için değil de, soru sormak için gelecekmişsiniz!.. Öyle yazmışsınız!.. Bundan dolayı Beyefendi davetlerini geri çektiler!”

Hoppalaaaa!..

Israrla davet ediyorlar ve bunları yazdık diye davetlerini geri çekiyorlar.

Dedim ki, “Elçi” Efendi’ye;

“Sayın Gül’e saygı ve selâmlarımı iletiniz lütfen!..

Gezi olayları sırasında kışkırtıcı paylaşımların yapıldığı Twitter’ın birkaç saatliğine erişime kapatılmasını bile ‘demokrasi sorunu’ olarak gören Sayın Gül’ün, Serdar Arseven kardeşinin muhtemel sorularına bile tahammülsüzlük göstermesini yadırgadığımı da lütfen kendilerine iletiniz!.. ”

İlettiler mi bilmem!..

Evet efendim;

“Dosttan gelen” iki eleştiriye ve iki ‘muhtemel’ soruya bile tahammül edemedi Sayın Gül!..

“Reis’in yalnız bırakılmaması gerektiğini”  söylememize bile tahammül edemedi!..

Ki…

Zât-ı âlileri,  “Hoşgörü Âbidesi” bir Devlet Adamı!..

Öyle diyorlar yâni!..


Bu Haberin Dahil Olduğu Konu Başlıkları

AKP'de çatlak; Erdoğan ve Gül karşı karşıya

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile selefi Abdullah Gül arasındaki çatlak kamuoyu önünde yürütülen tartışmalarla derinleşiyor. 14 Ağustos 2001'de kurulan AKP'nin bir ve iki numaralı ismi olan Erdoğan ve Gül arasında ilk açık yol ayrımı, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından gözlenmişti. Erdoğan olağanüstü AKP kongresini, Cumhurbaşkanlığı devir teslim töreninin önüne çekerek Gül'ün AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık için aday olmasını engellemişti. İlerleyen süreçte AKP etkinliklerine katılmayan ve sıklıkla 'kurucu değerlere dönme' vurgusu yapan Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini getirmek için 16 Nisan 2017'de gerçekleşen referandumda Erdoğan'ın yürüttüğü kampanyaya mesafeli durması dikkat çekmişti. Son olarak OHAL kapsamında çıkarılan 696 sayılı KHK ile sivillere geleceğe açık ifadelerle getirilen ceza muafiyetini eleştiren 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere çok sayıda AKP milletvekili ve yöneticisinin tepkisini çekti. AKP'ye yakınlığı ile bilinen medyada Gül'ü eleştiren çok sayıda yazı çıkarken, Gül'ün AKP'nin 'küskünleri' olarak bilinen isimleri de yanına alarak bir parti kuracağı veya 2019'daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin adayı olarak Erdoğan'ın karşına çıkacağı iddia edildi. Erdoğan'ın, Gül'ün, Bülent Arınç'ın da desteklediği KHK eleştirisine "Yazıklar olsun" çıkışıyla derinleşen yol ayrımı sürecinde yaşananlara ilişkin haberler şöyle:

Devamını Oku