REKLAMI GİZLE

MHP, muhalefetiyle görüşmeler başladı; sulama birlikleri tasarısı Genel Kurul'da

Tasarı üç bölüm halinde temel kanun olarak görüşülecek

- A +

TBMM Genel Kurulu'nda, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı görüşmeleri komisyondan sonra da devam ediyor. Tasarının komisyona çekilmesi talebinde bulunan MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, bu konuda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bası hassasiyetlerini duyduklarını ifade ederek, “Bizim keşke Cumhurbaşkanına bunu anlatma fırsatımız olsaydı, ben inanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımızı da bu konuda ikna edebilirdik” dedi. 

MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit de, DSİ tarafından yazılan 2016 Yılı Denetim İzleme Sonuçları Durum ve Gerçekleşme Raporu'na göre sulama birliklerinin yüzde 70 oranında başarılı bulunduğunu açıkladı.

TBMM Genel, Torba tasarı niteliğindeki, “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” gündemin ilk sırasına alınarak görüşmeleri başlandı. CHP ve HDP’nin Anayasa aykırı maddeleri ile tasarının çiftçiye vereceği zarar dikkat çektiği konuşmalara MHP’nin de uzun bir aradan sonra eklenen muhalefeti ilginç görüntülere neden oldu. CHP uzun bir aradan sonra konuşmalarından dolayı MHP’li vekilleri alkışladı.

TIKLAYIN - CHP, HDP ve MHP tasarıya şerh düştü; seçim yöntemine son verilen sulama birliklerine 'kayyım' mı atanıyor?

MHP’li vekillerin genel kuruldaki konuşmaları şöyle:

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA MİT (Ankara) - Komisyonda kabul edilen kanun tasarısı Hükûmet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine yürürlük ve yürütme maddeleri dâhil 59 madde hâlinde gelmiştir. Hazırlık sürecinde istişare edilmediği, ilgili tarafların görüşlerinin alınmadığı anlaşılmıştır.

Değerli milletvekilleri, kanun yapma tekniği ve usulü açısından uyulması zorunlu olan şartlara uyulmamaktadır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir. Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in 10'uncu ve 24'üncü maddesine göre Hükûmet tarafından hazırlanan düzenlemelerin düzenleyici etki analizi de bulunmamaktadır. Düzenleyici etki analizinde yapılan düzenlemenin muhtemelen fayda ve maliyetinin analizi, düzenlemenin sosyal, ekonomik ve ticari hayata, çevreye ve ilgili kesimlere etkileri ile izlenen danışma ve görüş alma süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgi ve değerlendirmelere yer verilmediği görülmektedir. Hâlbuki gelen yasa tasarısının düzenleyici etki analizi de bulunmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, dünyanın, gıda üretiminde kendi kendine yeten 7 ülkesinden biri olan Türkiye artık kendine yetmemektedir. Birçok kanunu ilgilendiren tasarıda arazi toplulaştırılması ve sulama birliklerinin yönetim yapısı değişikliklerin merkezinde tartışılmaktadır.

Türk tarımının geleceği açısından işletme büyüklüğü anlayışını sağlayacak, destekleyecek en önemli politika arazi toplulaştırılmasıdır. Türkiye arazi toplulaştırılmasında çok önemli tecrübeye ve başarılı uygulamalara sahiptir. Dünyada örnekleri görüldüğü üzere arazi toplulaştırma hizmetleri havza ıslahı kapsamında bütüncül planlamayla ele alınmalıdır. Havza amenajmanı projelerine uygun olarak su yapıları, siltasyon önleyici tedbirler, floranın korunması ve zenginleştirilmesi, ağaçlandırma, erozyon kontrolü, arazi toplulaştırması ve arazi tesviyesi ile tarla içi geliştirme faaliyetlerinin yanında sosyoekonomik faktör kapsamında çiftçilerin yerleşim yerlerinin ıslahı veya modernizasyonu projelendirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, tasarının ikinci önemli konusu 6172 sayılı Kanun'a göre çalışan sulama birliklerinin yeniden yapılandırılmasıdır. Sulama birlikleri kanunla kurulmuş kamu tüzel kişilikleridir, yönetim organları bütün üyelerin katılımıyla yapılan seçimlerle belirlenmektedir. Kooperatif uygulamalarındaki başarısızlığa rağmen sulama birlikleri ile PANKOBİRLİK gibi diğer birlikler başarılı hizmetler vermektedir.

DSİ tarafından yazılan 2016 Yılı Denetim İzleme Sonuçları Durum ve Gerçekleşme Raporu'na göre sulama birlikleri yüzde 70 oranında başarılı bulunmuştur.

Millet sektörüne bir başka örnek ise Konya Şeker, ilginç bir başarı hikâyesidir. Ekonomik modeller içerisinde akademik tartışmaları yapılmayan ancak üçüncü sektör olarak tanımladığımız millet sektörünün prototipidir. Tarım, gıda, endüstri ve hayvancılık alanlarında üretici, tüketici kombinasyonuyla ortaya koyduğu model iktisat fakültelerinde ders olarak okutulmaya değer bir başarı hikâyesidir.

Devlet Su İşleri, Sayıştay ve defterdarlık tarafından sürekli denetlenen, kurumsallaşma ve sahiplenme duygusu yönünden ciddi mesafeler alan sulama birliklerinin de sahibi milletin bizatihi kendisidir. Sahibi millet olan birliklerin millet tarafından yönetilmesinden daha doğru bir tercih söz konusu olamaz. Kötü örnek, örnek değildir. Kötü örnekten hareketle milletin toprağa aidiyetini geliştiren kuruluşlardan olan sulama birliklerinin ortadan kaldırılması doğru değildir. Sulama birlikleri mevcut hâliyle korunmalıdır.

Tasarı, sulama birliklerinin tüzel kişiliğini muhafaza etmektedir. Tasarı, seçimle gelen organları ortadan kaldırılarak atama yoluyla görevlendirilen bir başkan tarafından temsil ve yönetimi öngörmektedir. Lakin seçimi olmayan, temsil yetkisi bir başka kurumdan atamayla alınan temsilcinin idari, mali ve özlük yönünden başka bir kuruma bağlı olduğu, üyelerinin hiçbir karara katılmadığı bir yapının kişiliğini tarif eden bir lügat da bulunmamaktadır. Kişiliği olmayan yapı, tüzel kişiliğini de kazanamayacaktır.

Sulama birliklerinin 2016 yılı faaliyetlerine ilişkin Devlet Su İşlerince hazırlanan denetim ve izleme raporu, birliklerin değerlendirmesini yapmıştır. Değerlendirilen 378 sulama birliğinin ortalama analiz puanı 100 üzerinden 52 olarak çıkmaktadır. Sulama birliklerine devredilen sulama sahasının yüzde 7'si çok başarılı, yüzde 33'ü başarılı, yüzde 34'ü iyi ve yüzde 23'ü de orta durum olarak değerlendirilen 353 sulama birliğine ait durum bu şekilde özetlenmiştir. Sulama birliklerinin büyük çoğunluğunun genel durumlarının ortalamanın üstünde bir performans sergilemesinin en önemli etkeni, ısrarla ve geliştirilerek sürdürülen denetimlerdir denilmektedir.

Sulama birliklerinin yönetim yapısının değiştirilmesine yönelik düzenlemenin bir diğer gerekçesi olarak gösterilen tahakkuk tahsilat oranlarıdır. 2006 ile 2016 yılı mukayese edildiğinde gider dengesinin oluşmaya başladığı görülmektedir. On yıllık istatistiklerin ortaya koyduğu gerçek, sulama birliklerinin kurumsallaşmaya başladıkları, idari ve mali açıdan istikrara kavuştukları yönündedir.

Değerli milletvekilleri, 2016 yılında 6172 sayılı Kanun'da değişiklik yapılması için DSİ Genel Müdürlüğü birimlerince çok kapsamlı çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada ortaya çıkan gerçek ve bu gerçek üzerinde geliştirilen düşünce, başka kurumlardan devralınan tesislerin sulama birliklerine devredilmesine imkân tanınması, çalışma metnine getirilmiştir. Bu çalışmanın mürekkebi kurumadan sulama birliklerinin Devlet Su İşlerine devrini öngören tasarı tezat teşkil etmektedir.

Sulama birliklerinden başarısız olanlara ilişkin mevcut yasada var olan yetkilerin kullanılması, müeyyidelerin uygulanması suretiyle başarısız olanların feshedilmesi, başarılı birliklerin statülerinin aynen korunması gerekmektedir.

Çiftçinin yönetiminde olan kullanma suyu ve sulama tesislerini, doğrudan illiyeti dolayısıyla, çiftçiden daha iyi koruyacak bir model de söz konusu değildir.

Değerli milletvekilleri, suyun özelleştirilmesi anlamına gelebilecek hükümler komisyon çalışmalarında tasarıdan çıkarılmıştır ancak 8'inci maddeye bağlı ek madde 11'de yer alan "DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek ve tüzel kişi..." ifadesi, komisyon çalışmalarında tasarının ilk hâlinde olmayan bu ifade eklenmiştir. Bu ifade yasa metninde oldukça suyun özelleştirilmesine yönelik düşüncenin hâlâ devam ettiği, ileride yapılacak bir düzenleme ve tartışmaya hukuki dayanak ve emsal teşkil edeceği açıktır.

Yine, 8'inci maddeye bağlı ek madde 12'de yapılan değişiklikler sonucunda maddenin üçüncü cümlesi "Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işlettirilebilir." şeklini almıştır. DSİ neden hizmet alımı yapacaktır? Hizmet alımının usul ve esasları ne olacaktır? Bunların bu tasarıda açıklığa kavuşturulması gerektiğini düşünüyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUHARREM VARLI (Adana) - Bu yasa Komisyonda görüşülürken de gerekli katkıları ve itirazlarımızı belirtmiştik. Bazıları dikkate alındı, bazıları dikkate alınmadı. Onun için tümü üzerindeki konuşmalarımızda, nelerle ilgi yanlışlar var, eksikler var, onları sizlerle paylaşacağız.

Yine, 8'inci maddenin ek 11 ve ek 12'si. Buna Komisyonda da itiraz etmiştim burada da itirazımı gündeme getiriyorum. Bu 8'inci maddenin ek 11 ve ek 12'nci maddelerinin metinden çıkartılması lazım. Önergemizi de bu şekilde vereceğim zaten. Neden? Çünkü burada ucu özelleştirmeye varabilecek kadar açık bir şey var. Bunu kanunla sarih hâle getirmemiz lazım ya da bu metinlerin, 11 ve 12'nin 8'inci maddeden çıkartılması lazım. Şimdi, orada diyor ki: "Sulama birlikleri tüzel kişiliğini yitirse büyükşehir belediyelerine, büyükşehir belediyesi sınırında değilse ilçe belediyelerine, hatta DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işletilebilir." Yani bu ne demektir? Bu sulama birliklerinin özelleştirilmesine kadar gidebilecek bir açıklıktır. Dolayısıyla ek 11 ve ek 12'nci maddelerin bu metinden çıkartılması lazım ya da kanunen yeni bir düzenleme yapmamız lazım. Dolayısıyla ek 11 ve ek 12'nci maddelere de itirazımız var.

Burada oturan bütün AK PARTİ'li değerli milletvekili arkadaşlarımın vicdanına sesleniyorum, Komisyon Başkanının vicdanına sesleniyorum, Bakanlığın vicdanına sesleniyorum: Gelin, bu sulama birlikleriyle ilgili konuyu yeniden gündeme alalım, yeniden değerlendirelim.

E, şimdi, Sayın Bakan diyor ki: "Biz sulama birliği başkanlarını görevden alacağız yani tüzel kişiliği bitti miydi yerine bir memur tayin edeceğiz." Yahu, arkadaşlar, gece on ikide su olmadığı zaman benim çiftçi arkadaşım sulama birliği başkanını arar ve ona ulaşır, gece üçte arar ve ona ulaşır; sulama birliği başkanı da personeli vasıtasıyla veya kendisi bizzat giderek o yöredeki su sıkıntısını çözer, çözmeye çalışır en azından. E, ben şimdi senin atayacağın memura -sabah sekiz akşam beş, grand tuvalet gelecek- nerede ulaşacağım, nasıl ulaşacağım? Allah rızası için bana bunu biriniz izah etsin.

Şimdi, şu anda siz iyi niyetle hareket ediyorsunuz, bunu böyle kabul etmek istiyorum, böyle düşünmek istiyorum ki iyi niyetlisiniz. Yarın kötü niyetli bir insan bu işin başına gelirse, kötü niyetli birilerini buraya görevlendirirse, çiftçiye "Ben sana su vermiyorum kardeşim." derse o zaman bunu nasıl çözeceğiz Sayın Bakan? Yani burada muallakta olan ve çiftçinin aleyhine olacak birçok şey var.

Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyla ilgili bazı hassasiyetleri olduğunu da duyduk. Bizim keşke Cumhurbaşkanına bunu anlatma fırsatımız olsaydı, ben inanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımızı da bu konuda ikna edebilirdik ama bizim anlattığımız gibi anlatılmadığına inanıyorum ben Sayın  Cumhurbaşkanımıza. Anlatılmış olsaydı, o da çiftçinin aleyhine olabilecek, çiftçinin mağdur olabileceği bir şeye "Evet." demezdi diye düşünüyorum.

Dolayısıyla bu yasayı gelin tekrar Komisyona çekelim, tekrar görüşelim, eksiklerini giderelim ve çiftçinin, köylünün lehine olabilecek şekilde tekrar gündeme taşıyalım.

Bakın, tekrar söylüyorum, değerli AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarımın, özellikle Komisyonda görev yapan değerli arkadaşlarımın vicdanlarına sesleniyorum: Yani bundan memnunsanız, gerçekten size bu şikâyetler gelmiyorsa, bu sıkıntılar gelmiyorsa hep beraber bunu halledelim. Ama inanıyorum ki bu sıkıntılar ve şikâyetler sizlere de iletiliyor, sizler de bundan çok memnun değilsiniz. Ama yani bir şekilde geliyor, geçiyor; yani bunu da anlamak mümkün değil. Ben, onun için, tekrar bu yasayı Komisyonda görüşmeyi teklif ediyorum değerli arkadaşlar.

MUHARREM VARLI (Devamla) - Yani bizim Almanya ekonomisi gibi keşke Mercedes'imiz, BMW'miz olsa, başka yerlere satabilsek de bunları ithal edebilsek ama bizim en büyük kaynağımız, en büyük girdimiz çiftçinin ürettiklerini başka yere satmakla oluyor değerli arkadaşlar. Cari açık vermeyen tek kurum çiftçi, onun için biz çiftçiyi ve üreticiyi korumak zorundayız. Bu yasayı bu hâliyle doğru bulmuyoruz ve çiftçinin ve köylünün lehine bu yasada muhalefet edeceğimizi belirtir, hepinize saygılar sunarım. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)