Medya

"Koruma Kurulu'nun suç duyurusunda bulunduğu Galataport'taki yıkımlara izni kim verdi?"

Karaköy Yolcu Salonu ile Paket Postanesi, Galataport kapsamında yıkılmıştı

Karaköy Yolcu Salonu'nun eski fotoğrafı

28 Mart 2017 12:17

Hürriyet yazarı Sedat Ergin, tarihi Karaköy Yolcu Salonu ile Paket Postanesi'nin yıkılmasıyla ilgili olarak "gerekli izinlilerin alındığını" ileri süren 'Galataport' projesini yürüten Salıpazarı Liman İşletmeciliği A.Ş.'ye "Bu yıkım iznini kim verdi?" diye sordu. 2 Numaralı Koruma Kurulu'nun, 2 tarihi binayı yıkanlar hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu hatırlatan Ergin, "Galataport projesi çerçevesinde bu binalar için bir yıkım izninin verilmediğinin açık bir kanıtıdır. Bu durumda bana da İstanbul 2 Numaralı Koruma Kurulu’na yönelttiğim soruları geri almak düşüyor. Peki o zaman bu yıkım iznini kim verdi?" diye yazdı. 


"Karaköy'de tarih yıkılırken, Koruma Kurulu'na ne zaman başvuruldu, kurul geri adım mı attı?"


Sedat Ergin'in Hürriyet gazetesinin bugünkü (28 Mart 2017) nüshasında yayımlanan 'Galataport yıkımları çok baş ağrıtacak' başlıklı yazısı şöyle:

Bundan üç hafta önce bu köşede yayımlanan "Kültür Şûrasından Karaköy Yolcu Salonu’nun Yıkımına" başlıklı yazımda birinci derece koruma altında olan bu yapıyla ilgili bazı sorular yöneltmiştim. Yazıda, Yolcu Salonu ve komşu parseldeki tarihi Postane Binası’ndaki yıkımları büyüteç altına yatırıp, İstanbul 2 Numaralı Koruma Kurulu’nun nasıl olup da bu yıkımlara izin verdiğini soruyordum.

Bu soruları şehir plancısı Ahmet Kaya’nın başkanlığını yaptığı koruma kuruluna yöneltmeme yol açan husus, “Galataport” projesini yürüten Salıpazarı Liman İşletmeciliği A.Ş.’nin Karaköy Yolcu Salonu’nun ön cephesinin olduğu gibi yıkılmasından hemen sonra 18 Şubat tarihinde kamuoyuna yapmış olduğu bir açıklamaydı.

Doğuş Grubu ve Bilgili Holding’in ortak oldukları bu şirket, açıklamasında yıkım tasarrufuyla ilgili eleştiriler karşısında restorasyon için "gerekli izinlerin alındığını" duyurmuştu. Açıklamada, "Karaköy Yolcu Salonu ile ilgili restorasyon çalışmaları, ilgili tüm resmi kurum ve mercilerden gerekli izinlerin tamamlanması ile başlamıştır" denilmişti.

Bu açıklamadan kısa bir süre sonra bu kez tarihi yolcu salonunun bitişiğindeki parselde bulunan, yapımı 1911 yılında tamamlanan tarihi Postane Binası’nın denize bakan ön cephesi korunup, içi ve çatısı olduğu gibi yıkılmıştı.

Salıpazarı Liman İşletmeciliği A.Ş., ikinci eleştiri dalgası üzerine 3 Mart tarihinde yaptığı yeni bir açıklamada, yine “gerekli izinlerin alındığını” vurgulamış, “Galataport liman sahasında yer alan diğer tescilli yapıların restorasyon çalışmaları, İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü kararları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ruhsatları paralelinde, öncelikle kültür varlığı yapıların yerinde korunarak güçlendirilmesi bakış açısıyla planlanmaktadır” demişti.

Bu açıklamalar, her iki tarihi binayı da hedef alan yıkım tasarruflarını koruma kurulunun kararları çerçevesinde meşru göstermeyi amaçlıyor. Ayrıca, belediyenin verdiği ruhsatlara da atıf yapılarak, belediye de denklemin içine dahil ediliyor.

* * * 

Salıpazarı A.Ş.’nin açıklaması, beni yıkımlara koruma kurulunun izin verdiği izlenimine sevk etmişti. Ben de 7 Mart tarihli köşe yazımda, “Şirket koruma kuruluna yıkım için ne zaman başvurmuştur. Kurul izin verdiyse bu kararı hangi tarihli toplantısında almıştır. Böyleyse kurul neden 2016 tarihli 4559 sayılı kararından geri adım atmıştır” sorularını yöneltmiştim.

Bu sorularıma yaklaşık üç hafta süreyle bir yanıt alamadım. Yanıt geçen pazar günü Hürriyet’te Ömer Erbil’in gazetecilik açısından başarılı bir fikri takip örneği olan haberinde karşıma çıktı. Bu habere göre, 2 Numaralı Koruma Kurulu, tarihi Karaköy Yolcu Salonu ile Paket Postanesi’ni yıkanlar hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

Bu habere göre, koruma kurulu iki hafta önce dört uzmanını inşaat şantiyesine göndermiş, uzmanlar çalışmaların onaylanan proje kapsamında olup olmadığını denetleyerek, başta postane olmak üzere tescilli yapıların yıkıldığını, projeyle aykırı uygulamaların yapıldığını tespit etmiş. Kurul da uzmanların bu raporu doğrultusunda 2863 sayılı yasaya muhalefet edildiği, onaylı projeye aykırı uygulamalar olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasına karar vermiş.

Ömer Erbil’in aldığı bilgiye göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi temsilcileri de suç duyurusuna imza atmış. Bu durumda belediye tarafının da yıkım işlemini sorunlu gördüğü anlaşılıyor.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65’inci maddesinde şöyle deniliyor:

“Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğveya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Bu Kanuna aykırı olarak yıkma veya imar izni verenler, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.”

* *  *

Şimdi buradaki meselenin özüne gelelim. Koruma kurulunun restorasyon için izin verdiği 9 Haziran 2016 tarihli 4459 sayılı kararı koşullu bir onay içeriyor. Örneğin karar, Yolcu Salonu’nun restorasyonunun ancak "düzeltmeler"le uygun olduğunu belirtiyor. Kurul, Paket Postanesi binası için düzeltmeye bile yeşil ışık yakmamış, yalnızca restorasyon izniyle yetinmiştir. Oysa bugün ön cephesi hariç Paket Postanesi’nin yerinde yeller esmektedir.

Kurulun yaptığı suç duyurusu, Galataport projesi çerçevesinde bu binalar için bir yıkım izninin verilmediğinin açık bir kanıtıdır. Bu durumda bana da İstanbul 2 Numaralı Koruma Kurulu’na yönelttiğim soruları geri almak düşüyor.

Peki o zaman bu yıkım iznini kim verdi?