"Kılıçdaroğlu, şiddet kullanılmasından endişe ettiği için 'Sokağa çıkın' çağrısı yapmıyor"

"Şiddet kullanılması ihtimali her zaman söz konusu olabilir"

- A +

Hürriyet yazarı Murat Yetkin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hükümet tarafından siyaseti Meclis dışına taşımakla suçlanmak istemediğini savunarak "Sokağa çıkacak kitlelerin fiziki güvenliğinden endişe ediyor; yalnızca polis müdahalesi değil, ama hükümet yanlısı grupların muhtemel karşı gösterilerinde şiddet kullanılması ihtimali her zaman söz konusu olabilir" dedi.

CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK), Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'da geçersiz sayılan mühürsüz pusula ve zarfları son anda geçerli saymasının "seçimi şaibeli hâle getirdiğini" savunarak "Referandum yenilenmelidir, tekrar edilmelidir. CHP bu süreçte üzerine düşen her şeyi yapacaktır. Bunların içine Meclis’ten çekilmek de çalışmaya devam etmek de girer”  demişti. 

Murat Yetkin'in "CHP’de sokak - mahkeme ikilemi" başlığıyla yayımlanan (21 Nisan 2017) yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün "Bu iş kesin olarak bitti" dedi ama toplumdaki tartışmanın bitmediğini herhalde kendisi de görüyor ona ulaşan bilgilerden.

Tabii tartışmanın Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kısmının bittiği doğru. Muhalefetin mühürsüz oyların geçerli sayılmasına itiraz edip referandumun yenilenmesi talebinin geri çevrilmesi kararının temyizi yok.

Geriye Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru hakkı kalıyor.

Tıpkı Ergenekon ve Balyoz davalarının seyrini değiştiren türden bireysel başvurular gibi yani.

Ama burada bir ceza davası değil, sandık sonucu tartışma konusu, üstelik ülkenin idare sistemini değiştiren türden bir sandık sonucu.                                                  

Hatırlayacaksanız, CHP’lilerin YSK’ya itirazlarını verdiği sırada AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın Beştepe’de –Çin başbakan yardımcısını hariç tutarsak- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın referandum sonrası ilk konuğu olduğunu yazmıştık.

O görüşmede, iş Anayasa Mahkemesi'ne gelirse nasıl bir karar çıkma ihtimali olduğu konuşulmuş mudur? Bu konuda bir açıklama yok. Konuşulmamış olması gerekir, ama açıklama yapılmadı.

Anayasa değişiklikleri yüksek mahkemeyi de fazlasıyla ilgilendiriyor. Mahkeme üyelerinin çoğu Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek, Mahkeme üzerinde, artık bütün yürütme gücünü elinde toplamış olan Cumhurbaşkanının etkisi artacak.

Mahkemenin kararı hangi yönde olursa olsun, zaten siyasi karar suçlamasıyla karşı karşıya kalacak; tıpkı daha önceki hemen bütün AYM kararlarında olduğu gibi.

Ancak bireysel başvuruyla bir halk oylamasının iptal edilmesi talebi pek sık rastlanan bir örnek değil.

Halk oylamasında hile yapıldığı, hilenin örtbas edildiği velev ki su götürmeyecek bir şekilde kanıtlansa dahi AYM salt hukuki gerekçelerle halk oylamasını iptal edecek, bu sorumluluğu almak isteyecek midir?

Öte yandan AYM’nin bu başvuruları iptal etmesi halinde de –salt 16 Nisan gecesi YSK’nın mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayma kararından dolayı- “Aslında hayır çıkıyordu da, YSK üzerinden müdahale edildi” iddiasında olanların kanısı değişecek gibi görünmüyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AYM’den de ret gelmesi durumunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gidilebileceğini söylüyor; tabii yine bireysel başvuru yoluyla.

Bu tür bir adım önünde hukuki bir engel, ya da sorun olmaz ancak acaba aynı şey siyasi açıdan da söylenebilir mi?

Bir ulusal seçimin iptalinin uluslararası bir mahkeme tarafından yargılanması, siyaseten nasıl bit tablo ortaya çıkarır?

Bireysel hak arayışıyla, halk oylaması tekrarı sağlanabilir mi? Sağlanabilirse bunun belki hak arayışı, hukuk açısından eşi görülmemiş bir anlamı olur ama siyaseten ön ayak olanlara ne kazandırır?

Bunlar daha ilk aşamada akla gelen sorular.

Bir de Kılıçdaroğlu üzerinde hem parti içinden, hem de parti dışından “Hayır” cephesi kaynaklı kurulan bir “sokak baskısı” var.

Kılıçdaroğlu’nun sokak protestolarını neden desteklemediği, neden Erdoğan ve AK parti hükümetine karşı neden sokağı harekete geçirmediği sorgulanıyor.

Parti sözcüsü Selin Sayek Böke’nin belki boş bulunarak, belki de içerideki tartışmalardan etkilenerek yaptığı parlamentoyu terk etme, yaygın deyimiyle sine-i millete dönme iması, partinin kıdemli yöneticilerinden Levent Gök tarafından bu nedenle anında düzeltildi.

Kılıçdaroğlu bir yandan –Başbakan Binali Yıldırım’ın ilk uyarıyı yaptığı şekilde- hükümet tarafından siyaseti Meclis dışına taşımakla suçlanmak istemiyor. Diğer yandan sokağa çıkacak kitlelerin fiziki güvenliğinden endişe ediyor; yalnızca polis müdahalesi değil, ama hükümet yanlısı grupların muhtemel karşı gösterilerinde şiddet kullanılması ihtimali her zaman söz konusu olabilir.

Yani referandumda kendi oy potansiyelinin ötesinde bir kitleye erişebilen CHP, şimdi mahkeme ile sokak arasında kendi yolunu bulmak arayışında; CHP demokratik sınırlar içinde kendi kitlesi tarafından tarih önünde bir oldubittiye boyu eğmekle suçlanmayacağı bir üçüncü yol arayışında.

Mahkemeden bir şey çıkma umudu zayıflar, sokak ise tehlikeli görünürken, Kılıçdaroğlu parti kurullarını birbiri ardına toplantıya çağırmış bulunuyor. 22 Nisan cumartesi kapalı Meclis grubu ve parti yönetimi toplantısı, Salı Meclis grubu, Çarşamba, ya da Perşembe İl Başkanlarından raporlar alınması ona göre bir rota çizilmesi öngörülüyor. 

Okuyucu Yorumları