Gündem

"İstanbul’daki 17 Rum okulundan 13’ü öğrencisizlikten kapalı, 4’ünde 118 öğrenci okuyor"

"Hayalet şehir görmüştüm hayalet okul ilk defa gördüm"

01 Ekim 2017 12:24

İstanbul bulunan 17 Rum okulundan 13'ü öğrencisizlikten kapalı. Kapalı olmayan 4 okulda ise 118 öğrenci okuyor. Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök,  öğrencisi olmayan okulların kapatılmadığını söyleyerek, "Okulları kapatamıyorlar. Çünkü Lozan Anlaşması’na aykırı" dedi.

Hürriyet'te Ertuğrul Özkök'ün "Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesi" başlığıyla (1 Ekim 2017) yayımlanan yazısı şöyle:

Tatavla adını ilk defa, küçükken İzmir’de seyrettiğim bir filmde duymuştum.

Halk Düşmanı Hristo Hrisantos’un hikâyesiydi.

***

Tatavla adını, ikinci defa Paris’te öğrenci olduğum yıllarda satın aldığım bir Yunan plağının üzerinde görmüştüm.

Tatavla şarkılarıydı...

İşte o zaman bugünkü Kurtuluş semtinin adının eskiden Tatavla olduğunu öğrendim.

Dün Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü ve romanlarının bir bölümü bu semtte geçen yazar Ahmet Ümit’le birlikte bu semti gezdik.

***

Tatavla 1700’lerin başlarında kurulmuş bir semt.

Padişah kararıyla sadece Rumların oturması için tahsis edilmiş.

Galiba böyle bir yer bir de Ayvalık’ta varmış.

Bugün Beyoğlu’ndan sonra semtler gezisine Şişli ve Tatavla ile devam ediyorum.

Tatavla neresi, adı nereden geliyor

ADINI “tavla” kelimesinden alıyor. Tavla Türkçede de kullanılan ve ahır anlamına gelen bir kelime.

Cenevizlilerin atlarının ahırlarının bulunduğu semt olduğu için bu adı almış.

1913 yılında Melisinos Hristitodulu adlı bir din adamı tarafından yazılan kitapta, semt şöyle tarif ediliyor:

“Haliç’in sahili boyunca uzanan, Kasımpaşa’nın yukarısındaki bir Kostantiniyye semtidir. Tatavla, Beyoğlu’nun kuzeybatısına da denk gelen geniş bir alanı kapsayan tepe boyunca yayılmıştır.”

Müziğini çok eskiden keşfettiğim, daha sonra Orhan Türker’in kitabında okuduğum eski Tatavla, yeni adıyla Kurtuluş’u dün ilk defa gezdim.

Hayalet şehir görmüştüm hayalet okul ilk defa gördüm

Hayatımda gördüğüm ilk hayalet şehir, Fethiye’deki Kayaköy’dü.

Mübadelenin hüznünü ilk defa orada hissetmiştim.

Sonra Çernobil kazasını izleyen günlerde Pripyat kasabasına gitmiştim.

Orada da teknolojik bir felaketin bıraktığı hüzün enkazını görmüştüm.

Cuma günü hayatımda ilk defa hayalet bir okul gördüm.

Kurtuluş Rum İlköğretim Okulu...

Artık hiç öğrencisi kalmamış bir okul.

Boş sınıflar, boyası dökülmüş duvarlar...

Ve hayali bir müsamereyi bekleyen bomboş bir müsamere salonu...

Herkes ve her şey gitmiş...

Geriye bir azınlık okulu olarak duvarlarda kalması gereken şeyler kalmış.

Hemen her duvarda yüzlerce Atatürkfotoğrafı... CHP’nin Altı Ok ilkeleri...

Ve bir “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” ifadesi...

Artık Türk okullarından bile çıkarılmış olan o cümle...

Son öğrenci 2003 yılında gitmiş


1950’li yılların sonunda 450 öğrencisi olan okulun artık tek öğrencisi yok.

Son mezununu 2003 yılında vermiş.

Ama okulu kapatamıyorlar. Çünkü Lozan Anlaşması’na aykırı.

Okulu yöneten vakfın başkanı Dimitri Zotos, kapatıp bir kültür merkezi yapmak için mahkemeye başvurmuş, karar da almış, ama okul hâlâ resmen açık görünüyor.

Bugün İstanbul’da 17 Rum okulu var. 13’ü öğrencisizlikten kapalı. 4’ünde 118 öğrenci okuyor.

İntifa İnsanlar Derneği'ni kuran insanlar kimlermiş

Boş müsamere salonunun ortasına küçük direklere Tatavla semtinde bulunan önemli bazı yerler işaretlenmiş.

Bunların bir bölümü artık yok.

Direklerden birinin üzerinde şöyle bir yazı okuyorum:

“İntifa İnsanlar Derneği...”

Bu nedir diye sorduğumda aldığım cevap şu oluyor:

“Türkiye’ye yerleşen Nijeryalıların kurduğu bir dernek.”

Kurtuluş semtinde yaşıyorlarmış ve bir binanın altında kiliseleri varmış.

Burada, Amerika’dakilere benzeyen çok ilginç ayinlerin yapıldığını söylediler.

Tatavla'dan basamaklarda yaşayan isimler


Üç katlı binanın merdivenleri çok çarpıcı görüntülere sahip.

Her merdivenin sahanlığı Atatürk resimleri ile dolu.

Her basamağa da bir sokağın Tatavla zamanındaki adı ile şimdiki Kurtuluş zamanındaki yeni adı yan yana yazılmış. Yeni isimler arasındaki Ergenekon adı tabii ki hepimizin dikkatini çekiyor.

Tatavla'nın seri katilini kimin babası öldürdü

Tatavla ünlülerinden biri de Hristo Hrisantos.

Okulun “semt ünlüleri” duvarında onun da adı var.

Altında şu yazıyor:

“Seri katil. İlk sabıkasını 18 yaşında alır. Yakalanmasını yönlendiren Dolapdere Karakolu Komiser Muavini Muharrem Alkor 1952’de ‘Hrisantos’u ben öldürdüm’ isimli bir kitap yazar.”

Annesi fahişeymiş. Kadınlar arasında büyür.

Onu öldüren polis ünlü oyuncu Selda Alkor’un babasıymış.

Küçükken İzmir’de Hrisantos’un hayatını anlatan “İstanbul Kan Ağlarken” filmini seyretmiş ve çok etkilenmiştim.

Meğer bebek suratlı, yakışıklı bir adammış.

Hakkındaki yazılanlara bakılırsa 13 polisi öldürmüş.

Sonunda iki Türk polisi onu, bir Rum’un ihbarı üzerine arkadaşının evinde kıstırır.

Polislerden birini ağır yaralar. Ama yaralı polis ölmeden önce silahını onun ağzına dayar ve bütün kurşunlarını boşaltır.

Hrisantos’un cenazesine binlerce Rum katılmış.

Tabii ki fotoğraf çok iyi bir polisiye yazarı olan ve bu semti çok iyi bilen Ahmet Ümit’in dikkatini çekiyor.

Ancak onun görüşü farklı.

“Bu bilgi yanlış. O seri katil değil. Daha çok bir mahalle kabadayısıydı” diyor.

Semtin ünlüleri arasında kimler var


SINIFLARDAN birinin duvarında Tatavla’dan çıkmış ünlü kişiler hakkında bilgiler var.

- Bademcik ameliyatının öncülerinden biri olan doktor Nikolaos Taptas adını ve fotoğrafını görüyoruz.

- İstanbul’un ünlü çiçekçisi Sabuncakis.

- Ünlü silah tüccarı Basil Zaharoff da bu semtten.

- Evgenios M. Andoniadis: Bilimsel gezegen çizimleri ve özellikle Mars gezegeni coğrafyası çizimleri ile ünlü astronomi uzmanı. Güneş Sistemi’nde adı verilmiş 4 yer varmış.

Bu haliyle İstanbul Bienali'nin tam konusu


BİNADA bir de fotoğraf sergisi var.

Ama hepimizin izlenimi şu.

Bu bina, bu hayalet haliyle, İstanbul Bienali’nin bu yılki konusuna çok uygun.

“İyi Komşuluk...”

Artık ülkemizi terk etmek zorunda kalmış Rumlar için “Ne iyi komşumuzdunuz siz bizim” hüznünü anlatan bir bina burası.

İstanbul Bienali çerçevesinde olmasa bile, gidin mutlaka görün derim.

Ahmet Ümit'e göre en sofistike polisiye kahramanı kim


Tatavla yollarında bir süre dolaştıktan sonra semtin ünlü meyhanesi Despina’ya oturuyoruz.

Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü de bir polisiye düşkünüymüş.

“En sevdiğin polisiye yazarı kim” diye sorunca, Ahmet Ümit’le ortak bir yanımız çıkıyor.

O da Patricia Cornwell hastasıymış. Ben de “En sofistike polisiye kahramanı kim”diye sorunca şu cevabı veriyor:

“Umberto Eco’nun Gülün Adı kitabındaki Baskerville’li Williem” diyor...

Ben de katılıyorum...

Ben de ona, o kitaptan beni çok etkileyen ve “Annus Horribilis” adlı sadece arkadaşları için bastırdığı kitaptan beni en çok etkileyen diyaloğu aktarıyorum.

Gülmeyen gülemeyen siyasetçilere gülme üzerine mütevazı bir diyalog


“GÜL’ÜN Adı” romanında Baskerwille’li Williem ile kör keşiş arasında şu konuşma geçer:

Baskerwille’li Williem: “Gülmeyi sizin gözünüzde bu kadar korkutucu kılan nedir?”

Kör keşiş: “Gülmek korkuyu öldürür. Korku olmadan inanç olmaz. Çünkü şeytan korkusu olmazsa Tanrı’ya ihtiyaç kalmaz.”

6-7 Eylül'de elektrik kontağı kiliseyi kurtarmış


Okuldan sonra hemen ona bitişik kiliseyi geziyoruz.

İçerideki avluya girince, İstanbul’dan tamamen kopuyor, sanki Ege’de bir kasaba avlusunda kendinizi buluyorsunuz.

Yan taraf zeytin ağaçları ile çevrili.

Girdiğimizde kilisede ayin vardı ve bitmesini bekledik.

İçerisi çok bakımlı.

6-7 Eylül olayları sırasında orada olan yaşlı bir Rum’la konuştuk.

Bu kiliseye de saldırıp yakmak istemişler.

Ancak bir kontak olunca elektrik kesilmiş ve karanlık olduğu için bırakıp gitmişler.

Tatavla festivali

Okulu ve kiliseyi yöneten vakıf geçmişte bir iki defa “Tatavla Festivali” düzenlemişler.

Ama son yıllarda yapılmıyormuş.

Oysa bu harika semte ve İstanbul’a renk getirecek çok iyi bir etkinlik. Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü yardım sözü verdi.

Bu festivalin yeniden yapılması için girişimde bulunulacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Bienali düzenleyicileri de ilgilenebilirler belki.