REKLAMI GİZLE

İsmail Beşikçi’ye Boğaziçi Üniversitesi'nden fahri doktora

Yazdığı 36 kitaptan 32'si yasaklanan sosyolog ve yazar İsmail Beşikçi'ye Boğaziçi Üniversitesi tarafından fahri doktora verildi

- A +

Türkiye ’de yazdığı yazılar nedeniyle yıllarca cezaevinde yatan İsmail Beşikçi, Boğaziçi Üniversitesi’nden fahri doktora aldı.

"Alikan Aşireti Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme" adlı doktora teziyle girdiği akademik hayatı, "Marksist propaganda ve bölgecilik" suçlaması nedeniyle Erzurum Atatürk Üniversitesi'nden atılmasıyla kesilen, 1999’a kadar ömrünün 20 yıla yakın bir süresini cezaevlerinde geçiren İsmail Beşikçi'ye Boğaziçi Üniversitesi tarafından onursal doktora verildi.

Okuldan meslektaşı Sosyoloji doçenti Orhan Türkdoğan tarafından “marksist” ve “bölgeci” olmak suçlamalarıyla mahkemeye verilen İsmail Beşikçi, 12 Mart 1971 döneminde sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı ve üniversite ile ilişiği kesildi. 1974 affıyla cezaevinden çıktı, daha sonra Kürt sorununu işleyen düşüncelerinden ötürü yargılandı.

Kürt sorunu üzerine araştırmaları ve yazılarıyla tanınan Beşikçi, sekiz kez cezaevine girip çıktı ve yaşamının 17 yılı cezaevinde geçti. 12 Eylül askeri darbesinden önce 1979'da cezaevine girdi, 1987'de serbest bırakıldı ancak davalar bir türlü peşini bırakmadı. Bu davalardan giydiği hükümlerle 1999'a kadar tutuklu kaldı.

1999 yılında yapılan sınırlı yasal düzenleme sonucu tahliye olduğunda hakkında toplam 100 yıl hapis ve 10 milyar lira para cezası verilmişti. İsmail Beşikçi'nin yayımlanan 36 kitabından 32'si Türkiye'de yasaklandı.

'Bilim saçmalayabilme özgürlüğüdür'

Kürtler arasında “Sarı Hoca” lakabıyla anılan İsmail Beşikçi, Çorum İskilip doğumlu, Türk ve Hanefi bir aileden gelen bir isim olarak Kürt sorununa yönelik resmi ideolojinin bütün renkleriyle kökten ters düşerken, “bilim” vurgusundan hiç vazgeçmedi.

Boğaziçi Üniversitesi’nin verdiği doktora, genel akademik sistemin bugüne kadarki inkar ya da karalama politikalarındaki payının bir özrü niteliği de taşıyor. Beşikçi ise doktora töreninde söylediği sözlerle, bilim ve fikir özgürlüğüne dair tavizsiz tutumunun hiç kesilmeyeceğini de müjdeliyor: “Bilim saçmalayabilme, yanlış yapabilme, suç olanı söyleyebilme özgürlüğüdür.”