REKLAMI GİZLE

"Hükümet şeker fabrikalarının satışına karşı tepkileri görmezden gelmemeli"

"Tükettiğimiz ürünü kendimiz üretmek istiyoruz; sokak bu işin başlangıcıdır"

- A +

Şeker-İş Uşak Şube Başkanı ve Türk-İş İl Temsilcisi Yaşar Taylan, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile birlikte Türk şekerinin yok olacağını belirterek, “Hükümet satışa karşı verilen tepkileri görmezden gelmemeli” dedi.

Evrensel'den Alican Sağıroğlu'nun haberine göre pancar üretiminin desteklenmemesinden dolayı çiftçilerin pancar üretiminden uzaklaştığını belirten Taylan, bu durumun devlete ait bazı fabrikalarda üretimin düşmesine neden olduğunun bilgisini verdi. Taylan, ancak satışa çıkarılan fabrikaların lokomotif görevinde olan, üretimin en çok yapıldığı yerler olduğunu dile getirdi.

Satışın Türkiye şekerinin sonunu getireceğinin vurgulayan Taylan, bu fabrikaların satılması durumunda geriye kalan fabrikaların da ciddi anlamda sıkıntılar yaşayacağı belirterek unalrı kaydetti:

"Dikkat edilmesi gereken ince bir nokta var. Bu fabrikaların satışı ile birlikte 5 yıl çalışma zorunluluğu var. 5 yıl sonra isterlerse şeker üretiminden vazgeçebilecekler. İddia ediyoruz bu fabrikaların satışı ciddi olumsuzluklar getirecektir. Dünyada gittikçe büyüyen yapay tatlandırıcı bazlı bir şeker lobisi var. Bu firmalar acımasızca bizim gibi ülkelerde istihdama katkısı olan şeker fabrikalarının çalışmasını engelleyip pazar haline getirmeye çalışıyorlar. Bunun için de ilk olarak şeker fabrikalarını ele geçirmeyi planlıyorlar. Kendi ürünleri olan malzemeyi tüketim maddesi olarak önümüze koyacaklar. Bizim açımızdan hiç bir ekonomik katkısı olmayan bir ürün bir zehirdir. Birçok Avrupa ülkesi bu tatlandırıcıları yasakladı."

"Tütünde yaşadığımız sorunları yaşayacağız"

Özelleştirme dışında kalan Uşak’ın da tepkisini ortaya koyduğunu belirten Taylan şunları söyledi: “Hükümet satmak yerine fabrikaların kapasitelerini arttırıp teknolojisini yenileyebilirdi. Geride kalan fabrikaların fabrika değeri olmasa bile arsa değerleri bile yüksek. Uşak’taki fabrikamız da artık merkezi bir noktada. O fabrikalar satıldıktan sonra bizim de gözümüzün yaşına bakmayacaklar. Verecekleri bu fiyatlar çok ciddi olabilir ama kısa süre o parayı amorti edeceklerdir. Özelleştirme, çiftcisinden taşıyanına kadar geniş bir kesimi etkileyecek. Tütünde, TARİŞ’te yaşadığımız sorunu şekerde de yaşayacağız. Hükümetin stratejik bir ürünü apar topar satışa koyması anlaşılır değil.”

"Toplum sağlığı da tehlikede"

2000’li yıllarda şeker fabrikalarının satışa çıkarıldığını ancak verilen mücadele ile geri adım attırıldığını hatırlatan Taylan, “Şeker piyasasını düzenleyen Şeker Kurumu da KHK ile kapatıldı, görevleri bakanlığa devredildi. Bu şeker üretimi ile süreçleri olumsuz etkiledi, şimdi serbest piyasa hakim olacak. Bu şeker fiyatını arttıracaktır” dedi. Şeker fabrikalarının işçi istihdam etmesinin dışında başka yararlarının da bulunduğunu ifade eden Taylan, “Bünyesinde konutları, okulları, spor salonları, sinemaları oluşturmuştur. Bugün şeker tarımından uzaklaşan yerler göç vermektedir. Özelleştirmenin olduğu yerlerde bu yaşanacaktır. Şeker fabrikaları sadece üretim olmamış aynı zamanda okul olmuştur. Fabrikalarımızın satılması bu devamlılığın önünü kesecektir” diye konuştu.

Şeker işçisinin bugün sadece kendisi için değil toplumun sağlığı ve geleceği için mücadele ettiğini dile getiren Taylan şöyle devam etti:

“Şu anda imza kampanyası başlattık, OHAL olması dolayısıyla ciddi eylemler yapamıyoruz. İnsanlar şeker fabrikasına sahip çıkmak için imza sırasına girdi. Bu şeker fabrikalarına verdiği önemi gösteriyor. İmza kampanyamız çarşamba gününe kadar devam edecek. Hükümet karardan vazgeçene kadar tepki göstermeye mücadele etmeye, halkımızdan destek istemeye devam edeceğiz.”

Sağlığımız için

Özelleştİrmenİn her türlü zararını halka anlatacaklarını belirten Taylan, “Bu konuda birçok kitle örgütü bizimle. Başta Uşak halkı ve herkese çağrıda bulunuyorum, bu emek meselesidir, geleceğimizin meselesidir, sağlığımızın meselesidir. Yapay tatlandırıcı şirketleri sağlığımızı ve geleceğimizi karanlığa götürmesin. Geleceğimizi olumsuz yönde etkileyen bu uygulamalara karşı ülkenin dört bir yanında kenetlenmeliyiz. Tarımın ve fabrikaların olduğu bir ülkede bir pazar olmak istemiyoruz, üreten olmak istiyoruz. Tükettiğimiz ürünü kendimiz üretmek istiyoruz. Sokak bu işin başlangıcıdır” dedi.