REKLAMI GİZLE

Hrant Dink davasının 74. duruşması; dönemin mülkiye müfettişi Şükrü Yıldız tahliye edildi

Hrant Dink, 19 Ocak 2007'de uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi

- A +

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davanın bugün 74. duruşması görüldü.  Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan dönemin mülkiye müfettişi Şükrü Yıldız’ın tahliyesine karar verirken bir sonraki duruşmayı 10-11-12 Temuz tarihlerine erteledi.

Evrensel'denn Cansu Pişkin'in haberine göre Hrant Dink’in öldürülmesinde sorumluluğu bulunan Emniyet, İstihbarat ve jandarma görevlilerinin yargılandığı davanın 74. duruşması Çağlayan’daki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklar Ali Öz ve Ercan Gün, tutuksuz sanıklar Bekir Yokuş, Mustafa Küçük, Ahmet Faruk Aydoğdu, Ali Barış Sevindik ile taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanıklar Şükrü Yıldız, Ramazan Akyürek, Yakup Kurtaran, Metin Yıldız, Yavuz Karakaya, Muharrem Demirkale ve Özkan Mumcu da tutuklu bulundukları cezaevlerinden SEGBİS bağlantısı ile duruşmaya katıldılar.

"Trabzon'un Samast'tan haberdar olduğundan kuşkum vardı"

Duruşmada ilk olarak söz alan dönemin Mülkiye Başmüfettişi Şükrü Yıldız, hakkında “FETÖ üyeliği” suçlamasıyla hazırlanıp Dink dosyasına dahil edilen iddianameye ilişkin savunma yaptı.

İlk iddianamede örgüt üyesi olmamakla beraber örgüte yardımla suçlandığını hatırlatan Yıldız, hazırlanan yeni iddianamede de farklı bir delil olmadığını savundu. Yıldız, şöyle konuştu:

“Ben ek koymadan rapor yaptım ve Bakanlık kabul etti. Ekleri istemediler. 8 yıl sonra ekleri sordular. İmha ettim dedim. Sonradan rapora koymadığın ekler nedeniyle örgüt üyeliğiyle suçlandım. 246 sayılı yazı soruşturma makamlarından gizlenmiş. 9 No'lu F4 raporunu gizlediğim doğru değil. Hrant Dink her ne pahasına olursa olsun öldürülecek ibaresinin geçtiği F4 benden de gizlendi. Ben o raporu görmedim. Polis müfettişlerine müdahalem görev çerçevesindedir."

Hazırlanan yeni iddianamede 'FETÖ' tarafından 'parlatıldığını' (terfi ettirildiğini) iddia edilen Yıldız, savunmasını şöyle tamamladı:

“Erhan Tuncel’in McDonald’s'ın faili olabileceğini ben ortaya çıkardım, savcılığa bilgi verdim. Trabzon Jandarması emir komuta içerisinde bana topluca yalan söylediler, örtmeye çalıştılar ama buna izin vermedim. Müfettişler, Trabzon Emniyeti’nin arşivini görmüşsün dediler. Evet gördüm çünkü Trabzon Emniyeti’nin Ogün Samast’tan haberleri olduğunu düşündüm ve şüphemi doğrulamak için arşivi gördüm. Arşivde Samast’ı aradım bulamadım. Kuşkularımı gideremedim. Gizlemekle suçlandığım raporları arşivde görmedim. Benim patlatıldığım söyleniyor. Ben nasıl parlatıldım? Vali olamadım, müsteşar veye müsteşar yardımcısı olmadım. 12 Eylül döneminde kaymakamdım. 1995 yılında müfettiş oldum. Parlatıldığım doğru değil. Vali yardımcılığına atandım. Önce açığa alındım. Darbe girişimi sonrası tutuklandım. Bu iddiaların benimle alakası yok. Örgüt üyeliği ile ilgim yok."

Sanıklar tahliye ve beraat talep etti

Tutuklu sanıklar tahliyelerini talep ederken, tutuksuz sanıklar da suç vasfının değişmesi dolayısıyla dosyalarının davadan ayrılmasını ve beraatlerini talep ettiler. Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu da mahkemeden, dönemin İstanbul İl Jandarma Komutanı Ünal Karaosmanoğlu, İstanbul İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Aycan Oktaylar, Aşırı Sağ Faaliyetler (ASAF) Tim Komutanı Serkan Özel’in dinlenmesini talep etti.

Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın cinayet öncesi aylık il emniyet ve koordinasyon toplantısında Dink’in durumunun konuşulup değerlendirildiğini ve bu toplantıda dönemin İstanbul MİT Bölge Başkanı Ahmet Köksoy’un da olduğu beyanını hatırlatan Bakırcıoğlu, Köksoy’un da dinlenmesini talep etti.

Talepleri değerlendiren mahkeme heyeti, dönemin Mülkiye Başmüfettişi Şükrü Yıldız'ın tahliye edilmesine karar verdi. Diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren heyet, duruşmayı 10-11-12 Temuz tarihlerine erteledi.