REKLAMI GİZLE

HDP'li Yıldırım, 8 Mart konuşmasında peygamberin ‘hanımlarına' nasıl davrandığını anlattı

"Ey hanımlarım toplanın..."

- A +

HDP Siirt Milletvekili Prof. Kadri Yıldırım, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü münasebetiyle TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Hazreti Muhammed’in eşlerine yönelik tutumunu anlattı. 

Meclis Genel Kurulu’nda peygamber dönemi ve kadına şiddet konusunda ayrıntılı bir bilgilendirme konuşması yapan HDP Siirt Milletvekili Yıldırım, Hz. Muhammed’in rahat bir yaşam için kendisine isyan eden eşlerine karşı nasıl bir tutum izlediğini anlattı. 

“Kur'an'ı Kerim'in bir suresinin adı ‘Nisa’, yani ‘Kadınlar Suresidir’"

Hz. Muhammed’in isyan eden eşlerini kovmadığını bunun yerine bir ay boyunca kendisinin evi terkettiğine dikkat çeken Yıldırım, “Peygamber efendimiz bir ay sonra döndüğünde 'Ey hanımlarım toplanın, ben size benden istediğiniz lüks hayatı veremiyorum; normal, fakir, ümmetim içerisindeki bireyler nasıl yaşıyorlarsa ben de öyle yaşamaya devam edeceğim. Ben bir kral gibi yaşamayı asla ve asla istemiyorum’ deyip eşlerini iki seçenek arasında bıraktı” dedi.

Son dönemde, dini argümanları kullanarak kadına yönelik şiddeti teşvik eden açıklamalarda bulunanlara isim vermeden göndermede bulunan Prof. Yıldırım, “Kur'an'ı Kerim'in bir suresinin adı ‘Nisa’, yani ‘Kadınlar Suresidir’. Bu bile başlı başına Kur'an'ın kadına vermiş olduğu göstergelerden bir tanesidir” ifadelerini kullandı. 

"Kur'an ikliminden uzaklaşıldıkça kadına eller de uzatıldı, diller de uzatıldı"

Hadisler ve bazı kaynaklardan alıntılarla kadının yerini anlatan Yıldırım, “Kur'an'ın ikliminden ve Hazreti Peygamber döneminden uzaklaşıldıkça kadına eller de uzatıldı, diller de uzatıldı” diye konuştu. Yıldırım’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşmanın tutanaklara yansıyan tam metni şöyle: 

"8 Mart münasebetiyle hissiyatımı birkaç cümleyle ifade etmek istiyorum. Benim aşağı yukarı 550-600 sayfalık bir son çalışmam vardır, konusu İslami feminizm. İnşallah nisanda çıkacak bu yayın. Bu münasebetle, İslam'ın kadına vermiş olduğu önem ve birtakım yanlış anlaşılmalarla ilgili bir şeyler ifade etmeye çalışacağım. Öncelikle şunu söyleyelim: Kadının mevcut durumunun İslam'ın iki temel kaynağı olan Kur'an ve doğru sünnetle alakası yok. Dolayısıyla kadını dövmek, kadının yönetici olmasına engel olmak, kadının şahitliğiyle ilgili spekülasyonlar ortaya koymak, miras vesaire bunların hemen hemen hepsi bu çalışmada yer almaktadır.

Evvela şunu ifade etmekte yarar var: Kur'an'ı Kerim'in bir suresinin adı "Nisa suresi"dir yani "kadınlar suresi"dir. Bu bile başlı başına Kur'an'ın kadına vermiş olduğu göstergelerden bir tanesidir. Hazreti Peygamber bir hadisinde "…"(X) diyor yani kadınlar erkeklerin öz kız kardeşleridir, üvey değil, dikkatinizi çekmek istiyorum, öz kız kardeşleridir. Yani erkeğin sahip olduğu bütün eşit hakların, bütün özgürlükçü hakların, bütün adil hakların hepsine kadınlar da sahiptir, üvey değiller, erkeklerin öz kız kardeşleridir, şakîka, bunlar öz demektir.

Yine bir hadisinde diyor ki Peygamber Efendimiz: "…"(x) "Çocuklarınız arasına eşit davranın. Eğer ben bir fark gözetecek olsaydım, şüphesiz kadınları üstün tutardım." Dolayısıyla burada da yine kadına eşitlikçi, özgürlükçü bir yaklaşım söz konusudur ve maalesef bugün İslam toplumlarında kadına dayak sanki İslam'ın bir emriymiş gibi, sanki Kur'an'ın bir emriymiş gibi telakki ediliyor. Bunu da yine Hazreti Aişe'nin yani bir kadın olan ve Hazreti Peygamber'in eşi olan, hanımı olan Hazreti Aişe'nin bir hadisiyle nakletmek istiyorum. Diyor ki Aişe Validemiz:(X) Yani Allah'ın Elçisi, hayatı ömründe hiçbir zaman hiçbir kadına el uzatmamış, hiçbir şekilde hiçbir kadını dövmemiştir. Dolayısıyla, Peygamber Efendimiz'den daha rahat bir yaşam talep etmek üzere isyan eden, bakın dikkatinizi çekiyorum isyan eden eşlerini bu hareketlerinden dolayı, bu isyanlarından dolayı Peygamber Efendimiz onları evden kovmamış, kendisi yaklaşık bir ay boyunca evi terk etmiş, bir ay sonra döndüğünde "Ey hanımlarım toplanın, ben size benden istediğiniz lüks hayatı veremiyorum; normal, fakir, ümmetim içerisindeki bireyler nasıl yaşıyorlarsa ben de öyle yaşamaya devam edeceğim. Ben bir kral gibi yaşamayı asla ve asla istemiyorum." deyip şu 2 seçenek arasında bıraktı: "İsterseniz benimle bu mütevazi hayatı paylaşırsınız isterseniz de benden boşanma hakkınızı kullanırsınız, böyle bir seçenek de önünüzde vardır." dedikten sonra, bakın Peygamber Efendimiz hanımlarını evden kovmadı, bilakis kendisi evi terk etti ve aşağı yukarı bir ay ayrılıktan sonra böyle hayırlı bir neticeyle mesele sonuçlandı ve eşleri de bir kraldan istenen bir hayatı istemekten vazgeçti ve normal bir Müslüman, normal ümmet nasıl yaşıyorsa o şekilde yaşamayı tercih eden Peygamber Efendimiz'le birlikte yaşamayı tercih ettiler fakat maalesef Hazreti Peygamber'in vefatından sonra, özellikle vahiy ikliminden uzaklaşıldığı ölçüde kadınlar, sahip olmuş oldukları hakları yavaş yavaş yitirmeye başladılar. Hatta bir kaynağa göre Hazreti Ömer bir kaynağa göre de onun oğlu Abdullah'a dayandırılan şu söz çok meşhurdur: "İslam gelmeden önce biz kadınlara hem elimizi hem dilimizi uzatıyorduk fakat İslam geldikten sonra 'Hakkımızda anında ayet iner.' düşüncesiyle ve korkusuyla ne elimizi uzatabildik ne de dilimizi uzatabildik." Dolayısıyla Kur'an'ın ikliminden ve Hazreti Peygamber döneminden uzaklaşıldıkça kadına eller de uzatıldı, diller de uzatıldı.

Umarız, bundan sonra böyle bir uzatılma olmayacak ve bu münasebetle 8 Martın bütün dünya kadınları için hayırlara vesile olmasını, eşit, özgür haklarına bir an evvel kavuşmaları dileğiyle saygılar sunuyorum."