Gündem

HDP'li Beştaş, cezaevinde yaşadıklarını anlattı

"Alternatif medyanın nasıl bir boşluğu doldurduğunu gördüm"

28 Nisan 2017 18:42

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, tutuklu bulunduğu 82 günü anlattı. Beştaş, cezaevinde gündemi sıkı takip ettiğini belirtirken, verdiği soru önergelerinin kısıtlı bir kısmının ulaştırıldığını ifade etti.  Beştaş, referandum sürecinde televizyonlarda sadece “tek seslilik” olduğunu belirtirken, “Referandum sürecinde de muhalefet olarak sadece CHP’ye biraz yer verildi. HDP’nin sesi tümüyle kısılmak istendi” dedi. Beştaş, tek sesliliği, sansürü çok ağır hissettiğini söylerken “Sosyal medyanın, alternatif medyanın o boşluğu nasıl doldurduğunu daha iyi gördüm” ifadelerini kullandı. 

Gazete DuvaR’dan Özlem Akarsu Çelik’e konuşan Beştaş’ın ifadelerinin bir kısmı şöyle:

Nasıldı cezaevi?

Özgürlüğünün olmadığı bir yer olması itibariyle kötü bir yer cezaevi. Kapıyı açamıyorsunuz, dışarı çıkamıyorsunuz. Hep sizin iradeniz dışında açılıp kapanıyor kapılar. Sadece dört duvar… Gökyüzü yok, toprak yok, ağaç yok, çiçek yok, sevdiklerim yok. İnsanın doğasına aykırı bir yer.

Nasıl geçiyordu günleriniz cezaevinde, neler yapıyordunuz?

Hayatımda hiç bu kadar zamanım olmamıştı. Bütün bir günü okumayla ve sporla geçiriyorsunuz. Çok farklı bir şey. Ben gündeme, okumaya yoğunlaştım. İki öykü yazmaya başladım. 90’lı yıllarda tanıklık ettiğim, yaşadığım, avukat olarak baktığım dosyalardan olaylar bunlar. Biri işkence öyküsü, diğeri ise köyü yakıldıktan yıllar sonra köyüne giden ve bu büyük hayalini gerçekleştirdikten sonra ölen yaşlı amcanın hikâyesi… Bitirmek istiyorum ikisini de.

Selahattin Demirtaş cezaevinde saz çalıp beste yapıyor. Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak da saz öğreniyor. Siz de denediniz mi saz çalmayı?

Aklımda vardı bir şeyler öğrenmek ama çıkardılar beni. Eşbaşkanımız gibi öyküler, şiirler yazmasak da biz de boş durmadık (gülüyor). Şaka bir yana, o ortamda sanat için esin kaynağı bulmak gerçekten çok zor ama düş dünyanızda, hayallerinizde onları yaşatmak mümkün. Eşbaşkanımız da hepimiz adına bunu yapıyor.

Ne okudunuz içeride?

50’ye yakın kitap okudum. Dinler tarihi, Ortadoğu tarihi, Zülfü Livaneli’nin son kitabı, Nurcan Baysal’ın ‘Ezidiler’ kitabı, Stefan Zweig’in otoportresi… Çok yoğun çalıştım. İlk bir hafta vermediler ama ısrarlı görüşmeler, dilekçeler sonunda istediğimiz gazeteleri alabildik. Her gün 5-6 gazete okuyorduk. Gündemi çok aktif takip ettim ama maalesef dışarıyla iletişimimiz güçlü değildi. Bize gönderilen mektuplar, kartlar verilmiyordu. Çok sayıda soru önergesi yazmama rağmen sadece birkaçı ulaştı, geri kalanlar ulaştırılmadı. Basından gelen röportaj taleplerine verdiğim yanıtlar da gönderilmiyordu. Sağ olsunlar avukatlar, her gün ziyaretimize geldiler.

Medyadaki tek seslilik cezaevinden nasıl görünüyor?

Zaman bol olduğu için televizyon haberlerine daha çok odaklanıyorsunuz. Televizyonlardaki koro halindeki tek seslilik inanılmaz ağırdı, canımızı yakıyordu. Newroz haberi, ana haber bültenlerinde küçücük bir haber olarak geçti. Hiçbir şeyin onların verdiği gibi olmadığından emindik. Referandum sürecinde de muhalefet olarak sadece CHP’ye biraz yer verildi. HDP’nin sesi tümüyle kısılmak istendi. İçeride, bu tek sesliliği, baskıyı, sansürü çok ağır hissettim. Dışarıda sosyal medyanın, alternatif medyanın o boşluğu nasıl doldurduğunu daha iyi gördüm.

Söyleşinin devamını okumak için tıklayınız.