REKLAMI GİZLE

Genel Sağlık-İş Genel Başkanı: Kadının istihdamda adı, siyasette yeri yok

"Kadın istihdam oranı erkeklerin istihdam oranının yarısından az"

- A +

Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Zekiye Bacaksız,  8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe ilişkin açıklamasında  “Kadının istihdamda adı yok, siyasette yeri yok, ekonomik gücü yok” dedi. Bacaksız’ın  verdiği rakamlara göre,  kadınlar iş yaşamında da eşit şekilde temsil edilemiyor. Kadın istihdam oranı erkeklerin istihdam oranının yarısından az. İşgücü araştırması sonuçlarına göre; 2017 yılı Kasım döneminde, Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde istihdam oranı yüzde 47.3 olup, bu oran erkeklerde yüzde 65.8, kadınlarda ise yüzde 29.3.

 Bacaksız’ın yazılı açıklaması ve kadın rakamları şöyle.

1857 tarihinde tekstil fabrikasında sadece daha iyi koşullarda çalışmak isteyen kadın işçilerin başlattığı grev şüpheli bir yangınla son bulmuş, 129 kadın işçi yangında hayatını kaybetmiştir. “Eşit işe eşit ücret” ve daha iyi koşullarda çalışmak isteyen kadınların anısına 8 Mart tüm dünyada “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılmaktadır.

Aradan 161 yıl geçmesine rağmen, Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nun ortaya koyduğu veriler göstermiştir ki, hiç bir ülke cinsiyet eşitsizliğini giderememiştir. 144 ülkenin değerlendirildiği 2017 yılı raporunda Türkiye bir önceki yıla göre bir sıra daha gerileyerek maalesef 131’ıncı sırada yer almıştır.

Kadının istihdamda adı yok

Kadınlar iş yaşamında da eşit şekilde temsil edilememektedir. Kadın istihdam oranı erkeklerin istihdam oranının yarısından az durumdadır. İşgücü araştırması sonuçlarına göre; 2017 yılı Kasım döneminde, Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde istihdam oranı % 47.3 olup, bu oran erkeklerde % 65.8, kadınlarda ise %29.3’tür.

Avrupa Birliği üye ülkelerinin kadınların işgücüne katılma oranı incelendiğinde; 2016 yılında kadınların işgücüne katılma oranının en yüksek olduğu ülke % 60.8 ile İsveç iken en düşük olduğu ülke % 44 ile Yunanistan oldu. Avrupa Birliği üye 28 ülkenin ortalama kadınların işgücüne katılma oranı ise % 52,6 oldu.

Şubat 2018’de açıklanan TÜİK verilerine göre 2017 yılı Kasım döneminde erkeklerde işgücüne katılma oranı %72.1 olurken, kadınlarda ise %33.8 olarak gerçekleşmiştir.

Eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı daha yüksek

Eğitim durumuna göre işgücüne katılım oranı incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılım oranı %16.0, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılım oranı %28,2, lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %32,3, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %42,6 iken yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %73,2 oldu.

 Kadının siyasette yeri yok

Kadınlar siyasi alanda da erkeklere göre daha az yer aldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki kadın milletvekili sayısı 75, oranı ise % 13,86. Türkiye’de 2018 yılında kabine 27 bakandan oluşurken, bunların sadece 2’si kadın. En son 2014 yılında yapılan yerel seçimlerinde kadın belediye başkanı oranı %2,9 oldu. 2014 yılı yerel seçimlerinde kadın muhtar oranı ise % 2 oldu.

Türkiye’de 2016’da % 27 olan kadın istihdamı, % 29’a çıksa da kadınlar erkeklerden daha az kazanıyor. Yüksekokul mezunu bir kadının yıllık kazancı, aynı eğitim seviyesinden bir erkeğin kazancından % 18,24 daha düşüktür.

İşgücüne dahil olamama nedeni ev işleri

Kadınların işgücüne dahil olamama nedenlerine bakıldığında ev işleriyle meşguliyet % 39,5 istatistiklere yansımıştır. Sorumlulukların hane içinde erkek ile eşit şekilde paylaşılması gerekmektedir. Kadının çalışmasını engelleyen temel nedenlerin giderilmesi gerekmektedir.

Kadının işgücüne katılımı hem sosyal açıdan hem de kalkınma açısından önemlidir. Yapılan bazı araştırmalar kadının işgücüne katılımı ve ekonomik büyüme arasında doğru orantı olduğuna işaret etmektedir. Kadının işgücüne katılımının düşük olmasının ve kadınların daha düşük maaşlarla çalışıyor olmasının kişi başına geliri önemli ölçüde aşağı çektiği bilinmektedir. Kadınların sosyal ve ekonomik konumlarını iyileştirmek için uygulanabilir politikaların oluşturulması sadece kadının değil toplumun refahı için büyük önem arz etmektedir.

Sağlık ve sosyal hizmetlerde kadın çalışan olmak

Sağlık ve sosyal hizmetlerle ilgili kurum ve kuruluşlarda genel istatistiklerin tersine kadın çalışan sayısı daha fazladır. Emek yoğun olarak çalışılan sağlıkla ilgili kurum ve kuruluşlarda çalışan kadınların, kendine özgü risk ve zorlukları vardır. Hizmetin 7/24 devamlılık gerektirdiği sağlık kuruluşlarında yoğun iş yükü, uzun çalışma saatleri ve nöbet uygulaması, aynı zamanda anne olan kadın sağlık çalışanını, yoğun stres ile karşı karşıya bırakmaktadır. Sağlık çalışanları “öğle tatili” veya “dinlenme molası” dahi kullanamamaktadırlar. Dinlenme hakkı Anayasal bir haktır ve bunun gereği düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir.

İşte bu olumsuz çalışma koşulları, kadın sağlık çalışanının ruh ve beden sağlıklarını, sosyal ve aile yaşamlarını olumsuz etkilemektedir.

Kadına şiddet son bulmalı

Bugün örnek gösterilen batı ülkelerinden çok daha önce toplumda erkek ile eşit yer bulan Türk kadını, maalesef toplumda hak ettiği yere ulaşamamıştır. Atatürk 1923 yılında kadın konusundaki düşüncelerini “… Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur… Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurun sonucudur… Bir toplumun bir uzvu faaliyette bulunurken öteki uzvu atalette olursa, o toplum felce uğramış demektir.” sözleriyle ifade etmiştir. Cumhuriyet devrimleri Türk kadınının çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmasını sağlamıştır. Ancak bugün siyasi iktidar, cumhuriyetin kadının hakları ve statüsü konusunda kazanımlarını silmek istemektedir. Bu zihniyetin iktidarında kadına şiddet, taciz, tecavüz, kadın cinayetleri ciddi oranda artış göstermiştir. Geçtiğimiz ocak ayında 28 kadın cinayeti işlenirken bu rakam şubat ayında 47’ye ulaşmıştır. Kadınların sosyal ve ekonomik konumlarını iyileştirmek kadına tacizi, tecavüzü, şiddeti önleyebilmenin önemli adımlarından biri olacaktır.

Eşit hak ve özgürlüklere sahip çıkmanın yolu laik Cumhuriyete sahip çıkmaktan geçtiği inancı ile başta Sendikamız Genel Sağlık-İş ve Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’e bağlı sendikalarımızın üyesi emekçi kadınlar olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz.