Ekonomi

Garanti Bankası Genel Müdürü: 2016'da enflasyonda çift haneyi görebiliriz

"Tüketici kredilerinde vadelerin 60 aya uzama ihtimali var"

20 Ocak 2016 10:21

Garanti Bankası Genel Müdürü Fuat Erbil, 2105’i yüzde 8.8 enflasyonla kapatan Türkiye’nin, iç tüketimin canlanması nedeniyle 2016 içinde çift haneli enflasyon rakamlarını görebileceğini söyledi.

Tüketici kredilerinde vadelerin 60 aya uzama ihtimalinden söz eden Erbil’in Cumhuriyet'ten Olcay Büyüktaş'a yaptığı değerlendirme ve öngörüleri özetle şöyle:

 

"Koşullar zorluydu"

 

2015 Türkiye ekonomisi ve finansal piyasalar açısından oldukça zorlu koşullar içeren bir seneydi. Öncelikle yıl içerisinde ülkede iki seçim yapılması politik belirsizlik yaratarak finansal koşullar ve ekonomi üzerinde baskı oluşturdu. Bu risklerin yanı sıra ABD Merkez Bankası Fed’in 2015 içerisinde faiz artırımı yapacağı beklentisi gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türkiye üzerinde de özellikle sermaye akımları kanalıyla baskı yarattı. Dolayısıyla beklentilerin yıl genelinde kur üzerinde baskı yarattığı, sürecin fiyatlandığı bir yıl oldu. Bu sebeple nihayet Aralık ayında Fed’in faiz artırımına başlaması oynaklığı düşürerek yurtiçi piyasalar açısından aslında olumlu bile algılandı.

* Öte yandan, TL’deki ciddi değer kaybı ve gıda fiyatlarındaki katılıkla enflasyon 2015’te Merkez Bankası hedef ve beklentisinin üzerinde gerçekleşti ve seneyi yüzde 8.8’de kapattı.

* Tüm bu risklere ve belirsizliklere rağmen Türkiye 2015’te iyi bir performans göstererek tahminlerimize göre yüzde 3’ün üzerinde büyüme kaydetti. Bu yıl büyümenin 2015’in üzerinde olacağını tahmin ediyoruz.

* Hükümetin verdiği vaatlerin önümüzdeki 1 yıllık dönemde gerçekleştirilecek olmasının ekonomiye doğrudan yansımaları olacak. Özellikle asgari ücret artışı, emeklilere ekstra maaş ödemeleri gibi düşük ücretli kesime yapılacak destekler, yeni öğretmen atamaları, yeni iş ya da projelere mali destekler ve vergi muafiyetleri, konut/çeyiz hesabı gibi sübvansiyonlar iç tüketimi canlandırıcı unsurlar olacak. Bu adımların büyümeye yaklaşık yarım puan katkısı olabileceğini hesaplıyoruz. Bu anlamda 2016 büyümesi yüzde 3.5’in üzerine çıkabilir.

* Ayrıca hükümetin asgari ücreti reel bazda yüzde 20 artırması da enflasyon, büyüme, para politikası ve bütçe açısından 2016 yılında önemli bir rol oynayacak. Asgari ücret artışının özellikle enflasyon üzerinde 2016’da yukarı yönlü baskı yaratacağını tahmin ediyoruz. Yıl içinde çift haneli rakamlara yaklaşabiliriz. Petrol fiyatlarının düşük seviyelerde devam etmesi ve Avrupa’daki toparlanma bu açıdan olumlu. Ancak jeopolitik riskler ve Rusya’nın yaptırımları hem turizm sektörü açısından hizmetler kanalıyla hem de ihracat yoluyla cari açık üzerinde kısmen olumsuz etki yaratabilir; fakat ekonomimizin sağlam temelleri bu etkiyi bertaraf etmemizi sağlayacaktır.

 

"Risk primleri yükseliyor"

 

Türkiye için belirsizliğini koruyan ve çok hızlı değişen, en önemli konulardan biri jeopolitik riskler. Bu durum, diğer gelişen ekonomilere göre Türkiye’nin risk primlerinin halihazırda daha hızlı yükselmesine sebep oluyor. Bu da kur ve faiz hareketlerinde negatif ayrışmamızı tetikliyor. Reformların etkin ve kararlı bir şekilde uygulanması, Türkiye özelindeki risklerin daha ılımlı kalmasına destek vererek sermaye girişlerini de devam ettirebilir. Keza, bu durum sektörümüz açısından da olumlu olacaktır.

 

"Tüketici kredileri sınırlı"

 

2015’in ilk yarısındaki ivmenin senenin ikinci yarısında kaybolmasıyla sektörde kredi büyümesi önceki yıla görece bir miktar yavaşladı. Önceki yıl yüzde 18 büyüyen TL krediler geçen yıl yüzde 16 büyüme kaydetti.

Sektör son dönemde olduğu gibi tüzel krediler ağırlıklı büyümeye devam etti. TL kurumsal ve ticari krediler yüzde 23 ile büyümeyi en çok destekleyen alan oldu. Tüketici kredileri ise yüzde 8.6 artış ile sınırlı kalarak son yılların en düşük büyümesini gerçekleştirdi.

 

"Çin önemli risk"

 

 

Çin’in beklenenden daha hızlı yavaşlaması da gelişmekte olan ülkeler özelinde risk algısının bozulmasına sebep olabilir ve dış finansman ihtiyacıyla öne çıkan Türkiye’yi zayıf sermaye akımları ve artan risk primleriyle kısmen zorlayabilir. Dolayısıyla küresel para politikalarının seyri kadar Çin’deki gelişmeler de 2016 yılının en önemli risk unsurları.

Öte yandan Fed’in Aralık 2015’te nihayet başladığı faiz artırımlarının 2016 yılında hızı ve sertliği bizim için önem arz ediyor. Nispeten kötüleşen enflasyon beklentileri ve Fed’in faiz artırması daha sıkı bir para politikasıyla karşılaşabileceğimiz anlamına geliyor. Dolayısıyla Fed’in politika adımları ve buna karşı Merkez Bankası’nın alacağı önlemler önümüzdeki dönemde özellikle kur ve enflasyon tarafında belirleyici konular olacak.

 

"Vadeler 60 aya çıkabilir"

 

Tüketici kredilerinde vade uzatma ihtiyacı birkaç nedenden doğuyor. Toplam gelire oranla borçluluk anlamında Türkiye dünyadaki diğer ülkelerle kıyaslandığında iyi bir yerde. Ancak aylık gelirin içerisinde aylık ödeme taahhütlerine bakıldığında tüketicinin sıkıntı çektiğini çok net gözlemliyoruz. Bunun en kritik nedeni kredi kartı ve kredili mevduat hesabındaki minimum ödeme oranlarının dünyadaki diğer ülkelere göre çok yüksek olması.

Bir taraftan da tüketici kredilerinde maksimum vadeye getirilen kısıtlamalar ile tüketicilerin aylık ödeme taahhütleri daha da yükseldi. Türkiye’deki kredi kullanan müşterilere baktığımızda yüzde 60’a yakını 40 yaş altında. Bunun sonucu olarak büyüme mevduat yerine kredi kaynaklı tetikleniyor. Ancak yapılan bu düzenlemelerin etkisiyle toplam borç stoku çok fazla olmayan birçok genç hanehalkı, aylık ödemelerini yapmakta zorlanmakta. Bu kapsamda, birçok iyi durumdaki müşterimizi batık krediye dönüşmeden kurtarmanın yolunun vadeleri uzatmaktan geçtiğini düşünüyoruz. Vadelerin tüketici kredilerinde eskiden olduğu gibi 60 aya kadar çıkabileceği görüşündeyiz.