REKLAMI GİZLE

Fikret Bila, ideolojik yönüyle Bülent Ecevit'i anlattı: Atatürk'ü en iyi anlayan ve fikirlerini uygulayan lider

"Ulusal sol anlayışı içinde Kıbrıs Barış Harekâtı, Ege Denizi'ndeki haklar ve haşhaş ekimi kararlarıyla milliyetçi tutumu hayata geçirmiş ve ulusal çıkarları korumasının solculukla bağdaşır olduğunu gösterdi"

- A +

Gazeteci Fikret Bilâ, ölümünün 12. yıldönümünde "üstün liderlik, siyaset ve devlet adamlığı niteliklerine" sahip ve  Türkiye'de “demokratik sol düşünce”nin kurucusu olarak gördüğü CHP'den ayrılarak Demokratik Sol Partisi'ni (DSP) kuran Bülent Ecevit'i yazdı. 

Ecevit’in demokratik sol anlayışının Marksizm kökenli Avrupa merkez solundan farklı olduğuna belirten Bilâ, Ecevit'in anlaşıyını şöyle tanımlıyor:  "Katı sosyalist devletçilikten uzaklaşması, inançlara saygılı laiklik anlayışı, dindar kesime hapsolmuş yoksul toplum kesimlerine ulaşma çabası, kooperatifçilik üzerinden sermayenin tabana yayılması, solculuğun milliyetçiliğe engel olmayacağı düşünceleriyle Avrupa merkezli soldan ayrılır."

Bila, Ecevit'in ulusal sol anlayışı içinde Kıbrıs Barış Harekâtı, Ege Denizi’ndeki haklar ve haşhaş ekimi kararlarıyla milliyetçi tutumunu hayata geçirdiğini ve ulusal çıkarları korumanın solculukla bağdaşır olduğunu gösterdiğini bunun da ünlü siyasetçinin milliyetçilik anlayışı olduğunu yazdı. 

Ecevit'in en hassas olduğu konulardan birinin de Türkiye’nin ulusal birliği ve toprak bütünlüğü olduğunu ifade eden Bilâ, Ecevit'in her zaman Misak-ı Milli sınırlarını gözeten politika izlediğini yazdı. 

Bila, ünlü siyasetcinin PKK dahil her türlü terör hareketine karşı çıktığını ve mücadele verdiğini belirterek "'Kürt sorunu' sorulduğunda, 'Türk- Kürt' ayrımını kabul etmemiş, 'Ben yüreğimi ikiye bölemem' demiştir. Atatürk’ün ırkçı olmayan ulus tanımı ve anlayışını savunmuştur. 

Ecevit'in Atatürk’ü en iyi anlayan ve fikirlerini uygulayan lider olduğunu yazan Bilâ, "Öğretisinden başta CHP olmak üzere, tam bağımsızlığa, insanca, hakça bir düzene inanan tüm siyasilerin ve siyasi partilerin yararlanmasında büyük fayda var" dedi.

Fikret Bilâ'nın Cumhuriyet'te "İdeolojik yönüyle Bülent Ecevit" başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

Üstün liderlik, siyaset ve devlet adamlığı nitelikleriyle Türk siyasi tarihinde müstesna bir yere sahip olan Sayın Bülent Ecevit, aramızdan ayrılışının 12. yıldönümünde çeşitli toplantılarla anılıyor. 
Bülent Ecevit, Türkiye’de “demokratik sol düşünce”nin kurucusudur. Bu düşünce ideolojik olarak Avrupa sosyal demokrasisinden farklıdır. Ecevit, bu farkı bilinçli olarak yaratmıştır. Bunun nedeni Türkiye, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı ve tarihi gelişiminin Avrupa ülkelerinden farklı oluşudur. Bu nedenle Avrupa’da aynı anlamda kullanılan “sosyal demokrasi” , “demokratik sosyalizm” , “demokratik sol” kavramlarını, Türkiye’de aynı anlamda kullanmamıştır. 
Sosyal demokrasi yerine, demokratik sol kavramının kullanmasının temel amacı, Avrupa solu ile kendine özgü koşulları olan Türk solunu birbirinden ayırmaktır. Avrupa merkezli sol, köylülük sonrasında, sanayi toplumunda gelişmiştir. Avrupa sanayi devrimini gerçekleştirmiş ve ayrıca dinde reform yaşamıştır. Avrupa solu bu iki önemli aşamadan sonra gelişmiş ve Marksist temelden türemiştir. Oysa Türkiye’nin böyle bir geçmişi yoktur. Dinde reform yaşamamış, sanayi devrimini zamanında yakalayamamış; bu nedenle de feodal üretim ve toplumsal ilişkileri tam olarak çözememiş, laiklik sorununu tam olarak aşamamıştır. Bu nedenlerle Ecevit’in demokratik sol anlayışı, Marksizm kökenli Avrupa merkezi solundan farklıdır. 
Ecevit’in “ulusal sol” olarak da adlandırdığı demokratik sol anlayışı, katı sosyalist devletçilikten uzaklaşması, inançlara saygılı laiklik anlayışı, dindar kesime hapsolmuş yoksul toplum kesimlerine ulaşma çabası, kooperatifçilik üzerinden sermayenin tabana yayılması, solculuğun milliyetçiliğe engel olmayacağı düşünceleriyle Avrupa merkezli soldan ayrılır.

Ortanın solu 

Ulusal sol anlayışı içinde Kıbrıs Barış Harekâtı, Ege Denizi’ndeki haklar ve haşhaş ekimi kararlarıyla milliyetçi tutumu hayata geçirmiş ve ulusal çıkarları korumasının solculukla bağdaşır olduğunu göstermiştir. Ecevit’in, milliyetçilik anlayışı budur. 
Bu anlayış farkı nedeniyle Ecevit, henüz 1972 yılında CHP Genel Sekreteri iken, “ortanın solu” , “sosyal demokrasi” kavramları yerine “demokratik sol” kavramını kullanmaya başlamış ve 1974 yılında toplanan 22. CHP Kurultayı’nda “Cumhuriyet Halk Partisi demokratik sol bir partidir” ifadesini parti tüzüğüne koydurmuştur. Ecevit, CHP’nin “cumhuriyetçilik, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık, laiklik ve devrimcilik”ten oluşan altı okunu yeniden yorumlayarak, yeni açı vermiş ve CHP’nin programını hazırlamıştır. 

Demokratik Sol Parti’nin bazı ideolojik yaklaşımlarının, stratejilerinin ve ilkelerinin temellerini, Bülent Ecevit’in CHP Genel Başkanı ve Genel Sekreteri olduğu dönemlerindeki söylemlerinde ve CHP’nin demokratik sol değişim belgelerinde bulmak mümkündür. 
Bunun en belirgin örnekleri “devletçilik” ve “din ve laiklik” konularında görülmektedir. 
Bülent Ecevit, 1960’larda “katı devletçi” anlayıştan uzaklaştığı, bu yaklaşımını da CHP’nin programına taşıdığı görülmektedir. CHP’nin 12 Eylül’den önceki son programında, ekonomik gücün devlet tekelinde olmasına da özel sektör tekelinde olmasına da karşı çıkıldığı, bunun yerine, ekonomik gücün, Pazar ekonomisi içinde yaygın biçimde halkın elinde olması gerektiğinin savunulduğu görülmektedir. Bu yaklaşım DSP programında da aynen korunmuştur.

Din ve laiklik 

Ecevit’in, devletçilik yerine halk girişimciliğine dayandırdığı ekonomik yaklaşımının kökenleri Mithat Paşa’nın ekonomik görüşlerine kadar dayanır. Kırsal kesimde demokratik yapılı kooperatifçiliği onun başlattığı ve bir anlamda ve Ecevit’in geliştirdiği köy kent projelerini Mithat Paşa’nın ilkel olsa ilk uygulamalarından esinlendiği söylenebilir. Ecevit, Mithat Paşa ve Türk Ekonomisinin Tarihsel Süreci çalışmasında bu konuyu işler. 
Bülent Ecevit’in “din ve laiklik” konusundaki yaklaşımlarının kökenleri 1950’li yıllara kadar uzanmaktadır. Batı tipi reform hareketi geçirmemiş olan Türkiye’de din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasının sadece yukarıdan başlatılan girişimlerle değil, halkın aydınlatılması ve katılmasının sağlanmasıyla daha sağlam bir temele oturacağını savunur. Bu süreç, insanların din duygularının incitilmemesi gerektiği üzerinde hassasiyetle durmuştur. Ecevit, özellikle 27 Mayıs 1960 sonrasında CHP’ye yöneltilen “dinsizlik” suçlaması karşısında, laiklik anlayışını, hem din hem devlet işlerinin birbirinden ayrılması hem de inanç ve düşünce özgürlüğünün korunması yaklaşımıyla CHP’nin 1976 tarihli programına detaylı biçimde koydurmuştur. Ecevit’in DSP döneminde kavramlaştırdığı “inançlara saygılı laiklik” anlayışının kökeninde, CHP lideriyken programa koydurduğu bu yaklaşım yatmaktadır. 
Bu yaklaşım aynı zamanda, demokrasiyi ve sosyal adaleti benimsemiş ancak toplumdaki duruşu itibarıyla sağ kesimde kalmış yurttaşlara ulaşmanın bir aracı da olmuştur. Bülent Ecevit, seçim bildirgelerinde, “DSP iktidarında bir yandan laiklik ödünsüz olarak korunurken, bir yandan da inanç, din ve ibadet özgürlüğüne içten saygı gösterir” ifadeleriyle temel bir ilke olarak yer vermiştir.

------------------------------------------------------------

Yazısının tamamına buradan ulaşabilirsiniz