Medya

Erdoğan'ın ilk müsteşarı: Terör ve FETÖ için tedbir alırken, toplum ve iş dünyasının güvenini kaybetmemeli

"Ekonomide önce güven sorunu çözülmeli"

14 Kasım 2016 12:47

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık görevini üstlendiği dönemdeki ilk Başbakanlık Müsteşarı olan Ömer Dinçer, darbe girişiminin ardından Gülen cemaatine yönelik başlatılan soruşturmalarla ilgili olarak "Terör ve FETÖ nedeniyle güvenlik tedbirleri alırken, toplumun ve özellikle iş dünyasının güvenini kaybetmemek de önemlidir. Yatırım ortamının iyileştirilmesi, bürokrasinin işadamlarına karşı adil tutumu ve kolaylaştırıcı rolü ihmal edilmemelidir" dedi.

Ömer Dinçer'in "Ekonomide önce güven sorunu çözülmeli" başlığıyla yayımlanan (14 Kasım 2016) yazısı şöyle:

Geçtiğimiz günlerde bir haber ajansıyla röportaj yapan Maliye Bakanı Sayın Naci Ağbal “Problemin farkındayız, ekonomi yavaşlıyor. Hükümet olarak aralarında para politikası, makro ihtiyati tedbirler ve mali politikaların da bulunduğu ihtimal dahilindeki tüm enstrümanları kullanmaya çalışıyoruz. Ekonomiye hız kazandırmak için ek önlemler de almaya devam edeceğiz. Eğer mümkün olursa geçici vergi indirimleri yapılabilir ancak aynı zamanda mali disiplini de dikkate alarak hareket etmek zorundayız” dedi.

Daha önceleri Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek benzeri imalarda bulunuyordu. Sayın Şimşek de “bu sene büyümede geçici olarak bir sıkıntıyla karşı karşıya olunduğunu” dile getirmişti. Türkiye’nin en temel sorununun tasarruf açığı olduğunu sıkça hatırlatan Şimşek, “büyüme ile orantılı olarak işsizlikte göreceli artış olduğunu, enflasyonda hedeflerin tutturulacağını, ancak dünyaya göre bir miktar yüksek olduğunu” söylüyordu.

Sorunların çözümünde farklı yaklaşım tarzları vardır. Çoğu karar verici, sorunu kabullenmekte zorlanır, sorunun ortaya çıkaracağı yan etkileri hesap eder ve onu çözmeyi sürekli tehir eder. İzlenen “bekle gör politikası” genellikle sorunu krize dönüştürür ve daha yüksek maliyetli bir çözümle son bulur. Halbuki, modern yönetim teorileri sorunun hissedildiği andan itibaren üzerine gidilmesini ve çözümü için çaba sarf edilmesini öğütler.

Sayın Şimşek ve Ağbal doğru bir adım attı ve sorunu dile getirdi. Çünkü sorunu görmezlikten gelmek, sorunu gördüğü halde kabullenmemek, çözümünü tehir etmek çok daha büyük sorunların sebebidir. Ayrıca, kendi gözlemlerinden farklı bir söylem, halk arasında gerçeklerin saklandığı endişesi ve dedikodu yoluyla yayılan bir kriz algısı yaratır. Sorunu açıkça konuşmak, onu saklamaktan daha yararlı sonuçlar doğurur.

Burada “ekonomik büyümeye hız kazandırma amacı” kritik bir ifade. Ekonomi birkaç yıldır kamu harcamalarıyla büyüyor. Özel sektör yatırımları neredeyse durdu. Ayrıca son dönemdeki ihracat azalması ve sanayi üretiminin düşmesi dikkate alınması gereken gelişmeler. Ayrıca ülkemizde yüzde 3-4’lük bir büyüme, nüfus artışı ve enflasyon hesap edildiğinde gerçek bir ekonomik gelişme anlamı taşımaz.

Hatırlanacağı gibi, birkaç ay önce özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yapılacak yatırımlar için ciddi teşvik tedbirleri açıklandı. Şimdi ise geçici vergi indiriminden bahsediliyor. Dile getirilen bu tedbirler için itiraz etmenin hiçbir anlamı yok. Ancak büyüme hızının düşmesinin gerekçelerine cevap üretecek tedbirler olduğundan emin olunmalı. Çünkü doğru çözüm ancak doğru teşhisle mümkündür. Özel sektörün yatırım yapmamasının, hatta doğrudan yatırım veya gayrimenkul alma gibi nedenlerle yurtdışına kaynak transfer etmesinin gerçek sebepleri araştırılmalıdır.

Terör ve FETÖ nedeniyle güvenlik tedbirleri alırken, toplumun ve özellikle iş dünyasının güvenini kaybetmemek de önemlidir. Yatırım ortamının iyileştirilmesi, bürokrasinin işadamlarına karşı adil tutumu ve kolaylaştırıcı rolü ihmal edilmemelidir.

Hükümet etmenin şartı

Bir öğrencisi Konfüçyüs’e hükümet etmeyi sorar. Konfüçyüs, “Yeterli besin, yeterli silah olmasını ve halkın hükümete güvenmesini sağlamak lazım” der.

Öğrenci sorar: “Eğer bunlardan birinden kaçınılmaz olarak vazgeçmek gerekse, hangisi ilk olarak gözden çıkarılabilir?” Konfüçyüs der ki: “Silahları gözden çıkar.”

Öğrenci yine sorar: “Geriye kalan ikisinden birinden vazgeçmek gerekse, hangisi ilk olarak gözden çıkarılabilir?”

Konfüçyüs der ki: “Besini gözden çıkar. İnsanlar kadim zamanlardan bu yana ölmekteler; ama insanların güveni olmaksızın hiçbir şey kurulamaz, hükümet edilemez.”

Kıdem tazminatı fonu

Tasarruf oranlarının düşüklüğü gerçekten önemli bir sorun. Bunun çözümü için kıdem tazminatı fonu kurulması yeniden gündeme gelmeli. Zorunlu bireysel emeklilik uygulaması belki iyi bir strateji, ama halkın gözünde zorunlu tasarrufu çağrıştırıyor.