Gündem

Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa ne olur?

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nın iki uzmanı, Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası Türkiye'nin geleceğini yorumladı

07 Ağustos 2014 18:40

Alparslan Esmer-Amerikanınsesi.com

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilme olasılığını değerlendiren Carnegie uzmanları, 'kutuplaştırıcı' politikalar izlenebileceği öngörüsünde bulunuyor. Uzmanlar ayrıca Erdoğan'ın başkanlık sistemini meşrulaştırmak için 2015 genel seçimlerini beklediğini de tahmin ediyor

Türkiye’de halk, Pazar günü cumhurbaşkanını seçmek amacıyla ilk kez sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Batılı ülkelerse, seçim sonrası Türkiye’ye hazırlanıyor.

2003’ten bu yana Başbakanlık görevini yürüten Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminden zaferle çıkacağı beklentisi, Batılı uzmanlarca sıklıkla dile getiriliyor. Bununla birlikte seçimin, Türkiye’de iç politika ve bölge politikaları üzerindeki yansımaları, en çok yanıt aranan sorular arasında yer alıyor.

Konuyu telekonferans yoluyla tartışmaya açan Carnegie Uluslararası Barış Vakfı, iki uzmanı, Marc Pierini ve Sinan Ülgen’in görüşlerine yer verdi.

2006-2011 arası AB Komisyonu Türkiye Temsilciliği'ni yürüten Marc Pierini’ye göre Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimi kazanması “yeni bir dönem” başlatabilir. Bunu olumlu anlamda dile getirmeyen Fransız diplomata göre Türkiye bu dönem içinde geleneksel Batılı ortaklarına “rahatsızlıklar verebilir”. Pierini bunun bir nedenini Türkiye’nin Suriye ve İsrail’le ilgili “inişli çıkışlı” politikalarına bağlıyor. İkinci olarak da fazla Türkiye-merkezci bir dış politika izlenmesi, temel sorunlardan uzaklaşıp din merkezli politikalara başvurulması, Carnegie uzmanı için bir neden olarak gösteriliyor. Ayrıca Pierini, Türkiye’nin yakın bir zamana kadar Avrupa kaynaklı cihatçı militanların turist pasaportlarıyla Suriye’ye geçişine göz yummasını, “bölgede neredeyse bir ‘Cihat Ekspres’ oluşturuldu” sözleriyle ifade ediyor.

Türkiye’de görev yaptığı beş yıl boyunca gözlemlerini “Türkiye Nereye Gidiyor?” adlı bir kitapta toplayan uzmana göre Başbakan Erdoğan’ın olası cumhurbaşkanlığı, kutuplaştırıcı, hukuk devleti ilkelerini öncelik olmaktan çıkarıcı politikaların izleneceği beklentisi oluşturmuş. Medyaya yönelik kısıtlamalar da eklendiğinde Türkiye’nin Avrupa’yla uyum sağlayan politikalardan uzaklaştığını, AB değerlerinin Erdoğan’ın hedeflerine engel oluşturmaya başladığını savunan Pierini, buna rağmen Türkiye’nin hala NATO’nun güvenlik şemsiyesine muhtaç olduğunun altını çiziyor ve bu çelişkiler içinde Batı’yla zorlu ilişkiler yaşanabileceğine işaret ediyor.

Marc Pierini’ye göre Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması durumunda ortaya çıkabilecek en önemli tehdit ekonomi cephesinden gelebilir. Ali Babacan’ın yeni kabinede yer alıp almamasının bu konuda önemli bir gösterge olacağına dikkati çeken Pierini, Türkiye’nin kırılgan bir ekonomiye sahip olduğunu savunuyor. Babacan’ın yeni kabinede yer almaması durumunda kurlarda ani düşüş yaşanabileceği kaygıları bulunduğunu hatırlatan Fransız diplomat, Merkez Bankası’yla yaşanan kavgaların da Erdoğan’ın, Türkiye için popülist ekonomi politikalar izleyeceğine işaret ettiğini söylüyor.

Carnegie Avrupa Enstitüsü’nün konuk uzmanı Sinan Ülgen ise, Erdoğan’ın olası cumhurbaşkanlığı döneminde beklentisini “uzun ve kısa vadeli” olarak sıralıyor. Uzun vadeli beklenti çerçevesinde, Erdoğan’ın 2015’teki genel seçimlerin sonucunu bekleyeceğini söyleyen eski diplomat, cumhurbaşkanı olduktan sonra öncelikli hedefinin anayasayı değiştirecek şekilde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Meclis’te çoğunluğu elde etmesi olduğunu belirtiyor. Ülgen bu aşamada Erdoğan’ın Türkiye’yi Başkanlık Sistemi’ne taşıyacak anayasal değişiklikler planladığını kaydediyor. Erdoğan’ın tüm bu planları kısa vadede uygulayamayacağının altını çizen Ekonomi ve Dış politika Araştırma Merkezi (EDAM) başkanı Sinan Ülgen, cumhurbaşkanı olduktan sonra Erdoğan’ın kısa vadede “fiili başkanlık sistemini” oturtmaya çalışacağını belirtiyor. Bu aşamada Erdoğan’ın kendisine daha rahat kontrol edebileceği bir başbakan seçmeye çalışacağı tahmininde bulunan Sinan Ülgen, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bir sonraki dönemde başbakan atanması olasılığına açık değil. Ülgen bunu, ‘Erdoğan’ın Gül’le istediği gibi hareket edemeyeceği’ düşüncesine bağlıyor. Ülgen ayrıca 1982 Anayasası’nda Cumhurbaşkanı’na verilen, ancak önceki cumhurbaşkanları tarafından istisnai durumlarda kullanılan “bakanlar kurulunu toplama” gibi özel yetkilerin, cumhurbaşkanı olması durumunda Erdoğan tarafından daha keyfi kullanılabileceği görüşünde.