En zengin general yolsuzluk iddiaları için hâkim karşısına çıkarılamadı

12 Eylül'ün komutanlarından Tahsin Şahinkaya'nın F-16 ihalesinde 23 milyon dolar rüşvet aldığı iddia ediliyordu

- A +

12 Eylül döneminin hayattaki son generali, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya, İstanbul'da 90 yaşında yaşamını yitirdi. 12 Eylül davasında müebbet hapis cezası alan Şahinkaya, 12 Eylül darbesi sonrasında hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla da hep gündemde kaldı. Lockheed General Dynamics Şirketi’nin Yunan asıllı eski Başkan Yardımcısı Takis Veliotis, 1981’de sonuçlanan F-16 anlaşmasının yapılabilmesi için Türkiye'de 23 milyon dolar rüşvet verdiklerini itiraf etti. Veliotis’in, 1995 yılında Interstar’da Reha Muhtar’ın sunduğu Ateş Hattı programında Tahsin Şahinkaya’ya 23 milyon dolar rüşvet verdiğini açıkladığı iddia edildi, ancak söz konusu program yayınlanmadı. 12 Eylül davasında darbecilikten müebbet hapis cezası alan Şahinkaya, yolsuzluk iddiaları için hâkim karşısına çıkmadan hayatını kaybetmiş oldu.

Lockheed: Hava Kuvvetleri’nde
ilk rüşvet vakası

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) savaş uçağı ihalelerinde rüşvet skandalları 1974-1975 yıllarında Aeritalia şirketinden Lockheed-Martin lisansıyla üretilen 40 adet uçak satın alınmasıyla başladı. 1976’da, Lockheed-Martin’in yeminli denetçisi, ABD Senatosu’na verdiği ifadede, şirketin uçak satabilmek için Hollanda, Japonya, İtalya ve Türkiye’de askeri yetkililere 1971-1975 yılları arasında toplam 24 milyon dolar rüşvet verdiğini söylediğinde hem TBMM, hem de Genelkurmay Başkanlığı, iddiaları araştırmak için birer komisyon kurmak zorunda kaldı.

Prof. Ayşe Hür’ün Taraf gazetesinin 28 Eylül 2008 tarihli yazısına göre, soruşturma sırasında, Aeritalia’nın Eylül 1975’te deprem felaketine uğrayan Lice’de bir okul yaptırması için dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emin Alpkaya’ya 30 bin dolar verdiği ortaya çıkması büyük yankı uyandırdı.

Alpkaya, ‘konudan Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ın haberi vardı” dedi ancak  Genelkurmay Başkanı bunu reddetti. Sonuçta, komisyonun raporu üzerine, Lockheed’in Türkiye Temsilcisi Altay Kolektif Şirketi’nin sahibi Nezih Dural, rüşvet verme suçundan tutuklandı. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ve Başbakan Süleyman Demirel aralarında anlaşarak Emin Alpkaya’yı 5 Mart 1976’da istifaya zorladı. 7 Nisan’da açılan dava, jet hızıyla yürütüldü ve 30 Nisan’da Alpkaya’nın beraatı ile sonuçlandı. Genelkurmay Başkanı Semih Sancar kararı temyiz ettiyse de, Askeri Yargıtay beraat kararını onayladı.

Bir genel, bir ara seçimden sonra hükümetler ve ordu komuta kademesi değişti. Lockheed Skandalı’yla ilgili soruşturmalar, 12 Eylül 1980 darbesinden önceki son hükümetin Başbakanı Demirel tarafından şu sözlerle kapatıldı:

“Bence Lockheed bir muammadır. Üzerinde çok uğraşılmış, bir şey çıkarılamamıştır. Kişi suçu ispatlanmadıkça suçsuzdur, ispatlarlarsa ben de üstüne varırım. Biz üstümüze düşeni yaptık. Çok iyi yaptık..."

Halbuki TBMM Susurluk Komisyonu Raporu’nun genel değerlendirme bölümündeki şu ifadeler üzeri örtülen iddiaların anahtar niteliğine işaret ediyordu: "Bütün dünyada yankılar uyandıran uluslararası rüşvet ve yolsuzlukların önemli bir örneği olan Lockheed olayı ülkemizi de yakından ilgilendirmiştir. Bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 1976 yılında Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştur. 15 ay çalışma neticesinde 524 sayı ile 278 sayfalık bir rapor hazırlanmıştır. Bu rapor bugün tartıştığımız gerçekleri yıllar önce görmemizi sağlayabilirdi. O nedenle raporun yeniden gün ışığına getirilmesi uygun olacaktır." Tahmin edileceği gibi kimse komisyonun bu tavsiyesine kulak asmadı.

'Şahinkaya 23 milyon dolar aldı'

Lockheed skandalının ardından, Türk Hava Kuvvetleri’nin odağında bulunduğu ikinci rüşvet skandalı ise 12 Eylül 1980 darbesi sonrası gerçekleştirilen F-16 ihalesiyle ortaya çıkacaktı. Türkiye’ye satılan F-16 uçaklarının asıl üreticisi olan Lockheed General Dynamics’in dönemin Başkan Yardımcısı Takis Veliotis, 1981’te sonuçlanan ihalenin ardından 1985 yılında ihale için Türkiye’ye 23 milyon dolar rüşvet verdiklerini itiraf etmiş, ancak rüşvetin kime verildiğini açıklamamıştı.

Yıldırım Türker’in Radikal’in 19 Kasım 2001 tarihli nüshasındaki yazısına göre, Yunan asıllı ABD vatandaşı Takis Veliotis, 1995 yılında rüşvet verdiği kişinin Tahsin Şahinkaya olduğunu kabul etti. Ancak Reha Muhtar’ın Inter Star’daki Ateş Hattı programının söz konusu bölümü yayınlanmadı.

ABD'li yetkili, rüşveti
Reha Muhtar'a itiraf etti mi?

Yıldırım Türker, Veliotis’in Şahinkaya itirafı iddialarıyla ilgili o dönemi şu sözlerle aktarıyor:

Amerikan Kongresi'nin hakkında soruşturma açtığı 'General Dynamics' şirketinin Yunan asıllı (hep onların parmağı) eski Başkan Yardımcısı Veliotis, anlaşmanın yapılabilmesi için Türkiye'de 23 milyon dolar rüşvet verdiklerini açıkladı. Bunun üstüne 86 yılında dönemin SHP Milletvekili Cüneyt Canver konuyu Meclis'e taşır. Şahinkaya malvarlığını açıklar. Yazlıklar, daireler, arsalar vs. ama elinden çıkarıverdiği mallarını bildirim dışı tuttuğu anlaşılır. ANAP milletvekilleri imdadına yetişir; onların oylarıyla aklanır.

Bu arada, bu yazının hatırlamayanlara bir sürprizi var. 1995 yılında İnterstar televizyonunda bir programın yayınına engel olunur. Veliotis programa çıkıp Şahinkaya'ya 23 milyon dolar rüşvet verdiklerini açıklamıştır. Programı sansürlenip engellenen yapımcı, yayıncılık ilkeleri çiğnendiği gerekçesiyle televizyon kanalından istifa eder. Programın adı 'Ateş Hattı', yapımcısı ise Reha Muhtar'dır. Muhtar emmi İnterstar'ın yazılı açıklamasında 'ulusal güvenlik kurumlarını rencide edici özellik taşıyan' programlar yapmakla suçlanır. Nereden nereye.

Şahinkaya, kim bilir nasıl bir ruh hali içinde, 'Bu işin sonu nereye varacak, bilmiyorum' demiş. Bir asker olarak edinmiş olduğu serveti, Mısırlı halaları, paşa dedelerinden kalmadıysa göz yaşartıcı bir becerinin ürünü olsa gerek. 'Merve' adlı bir de yatı varmış. Osmanlı paşalarından eksiği yok.


Okuyucu Yorumları