Gündem

Dilipak: Tesettür defilesi en az Gezi kadar tehlikeli bir girişimdi, yeni bir Paralel komplo ile karşı karşıyayız!

"Lüks otellerin lobilerinde buluşan yeni bir “muhafazakar sosyete” (!?) var"

28 Mayıs 2016 17:57

Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, İstanbul'da muhafazakâr moda olan Modanisa'yı eleştirerek "Tesettür defilesi en az Gezi kadar tehlikeli bir girişimdi.. Yeni bir Paralel komplo ile karşı karşıyayız" dedi.  "Defileye katılanları araştırmak gerek"diyen Dilipak  "AK Parti’deki “Ağaç kurtları” onlardır aslında.." ifadesini kullandı.

Abdurrahman Dilipak'ın "Spinne 2” Operasyonu" başlığıyla yayımlanan (28 Mayıs 2016)  yazısı şöyle:

Bir süre önce İstanbul’da bir muhafazakâr moda, Modanisa diye bir “yapı”nın tesettür modası / defilesi skandalı yaşanmıştı..

Örgüt diyorum, çünkü bu öyle sıradan ticari bir faaliyet değil. Hele dini bir gayret hiç değil.. Başörtüsü, tesettür sıradan bir aksesuara indirgeniyor, içi boşaltılıyor.

Bu işe Türkiye ile başlamasının özel bir anlamı olsa gerek.. 2. adım İran oldu. 3. adım Mısır ya da Malezya olabilir mesela..

Paralel yapının, BOP’un merkezi niçin Türkiye ise bu modanın Türkiye’den başlatılması da önemli..

Bakın bugün AK Parti’nin başarısının arkasında başörtüsü direnişinin çok özel bir yeri var.. O damarı yoketmek istiyorlar.. O işin içini boşaltmak ve inisiyatif sahibi olmak istiyorlar.

Bana göre o girişim en az Gezi kadar tehlikeli bir girişimdi.. Yeni bir Paralel komplo ile karşı karşıyayız. O defileye katılanları araştırmak gerek. AK Parti’deki “Ağaç kurtları” onlardır aslında..

Bu ilk girişim değil.. Şimdi bu çevreler kendilerine uygun mekanlar üretiyorlar. Dergiler çıkartıyorlar.. Piyasa oluşturmaya çalışıyorlar. Lüks otellerin lobilerinde buluşan yeni bir “muhafazakar sosyete” (!?) var..

Biz sigara ile mücadele ederken, birileri “Ottoman Cafe” veya “Orient Cafe” tabelasını asıp, Osmanlı’da Levantenlerin Ramazan’da sığındığı Direklerarası’nı hatırlatan bir anlayışla, başına bir fes geçirip, kolunun altında nargilesi ile çıkıp geliyor.

Lale Devri hayali ile başlayan Semra Özal’ın Hasbahçe’sini AK Parti döneminde de canlandırmak isteyenler yok değil.. 

Ya hu, doğuya gidiyorsunuz, “Halil İbrahim sofrası” diye bir sofra kuruyorlar, sağlıksız, israf, geleneğe aykırı, hatta Hz. İbrahim’e iftira.. Bir Peygambere ait gelenek, basit bir pazarlama malzemesi yapılıyor.. Ayıp ya hu!

Bakın bu sapma, bu yozlaşma bazı firmaların fuar standlarında, tanıtım kataloglarında da kendini gösteriyor.. Bunları bu günden görüp tedbir almak gerek..

Ellerinden gelse bunlar iftar programlarını bile “Ramazan şenliği” diye, ruhundan soyutlayıp abuk bir eğlenceye döndüreceklerdi..

Birileri dine, geleneğe dair ne varsa içini boşaltmaya çalışıyorlar. Bakın bu İslamofobia kadar tehlikeli. “Ölümü gösterip hastalığa razı etmek” istiyorlar. Bu kirli tezgahı kuranlar kim derseniz, DAEŞ’i kim örgütlüyorsa, Dinin içini boşaltmak isteyenlerin arkasındakiler onlardır. Birileri dinin içini boşaltmaya çalışıyor. Bunlar, oynanan kirli oyunun farkına varsınlar ya da varmasınlar bu kirli senaryonun gönüllü figüranı olarak bu ihanette rol üsleniyorlar.. İslam algısı ile oynayarak, İslam’ın imajını bozmaya çalışıyorlar. Müslümanları atomize etme, nötralize etme, Müslümanları agnostik hale getirmeye çalıyorlar. Bu bir komplo. Yeni bir “topyekûn saldırı” ile karşı karşıyayız..

“Spinne 2” operasyonunu duydunuz mu bilmiyorum. Deutsche WelleTürkçe’nin haberine göre; “İran’da son yıllarda oldukça özgür bir moda çevresi oluştu. Yıllar süren içine kapanmışlığın ardından biraz daha açık ve özgür hareket etmeye başladılar. Resmi “Tahran Moda Haftası”ndan, kapalı kapılar ardındaki defilelere kadar çok sayıda moda etkinliği düzenlenmeye başladı. Ancak İran Devrim Muhafızlarının bir kolu olan siber polisler, geçen hafta ‘Instagram modelleri’ olarak anılan 7’si kadın 9 kişiyi tutukladı. Tutuklanma gerekçeleri ise fotoğraf paylaşım sitesi Instagram’da başörtüsüz şekilde poz vermiş olmaları.”

Aslında fotoğraflar “Başı açık” olmaktan çok daha öte.

Biliyorsunuz, daha birkaç hafta önce bir hanım milletvekilinin yurt dışında başı açık fotoğrafı basında yer aldığı için milletvekilliği düşürülmüştü.. İran üzerinde kapsamlı bir senaryonun ilk sahneleri bunlar. Sadece kadınlar değil, erkekler de yakında sahne alır. Dans, müzik, tatoo, piersing üzerinden ciddi tartışmalar kapıda.. Homoseksüel ve lezbiyen tartışmaları en az mali yolsuzluklar ve uyuşturucu kadar can alıcı hale gelecek.. Bu konular hem dini, hem de sosyolojik açıdan, sektörel açısından sıkıntılara sebeb olacak..  sebebi ile zaten ülkede, Şia içinde fıkhi bir çerçeve içinde yer bulan belli bir “cinsel özgürlük” var. Ama bunun sokağa, günlük hayata, davranışlara, vitrinlere, lüks otellerin salonlarına yansıması rejim açısından giderek artan bir soruna dönüşüyor..

Başörtüsü İran’da artık dini olmaktan çok sembolik ve geleneksel bir form.. İran toplumu özel hayatından Türkiye’deki toplumsal hayata göre daha seküler.. Din giderek ideolojik ve politik bir forma dönüşmüş durumda.. Husiler, Esed yandaşlığı İran rejimini giderek mezhep temelli bir milliyetçiliğe savurmuş durumda.

İran yönetimi “Spinne 2” operasyonunda olduğu gibi, güç kullanarak polisiye tedbirlerle bu işin önünü alacağını zannediyor.. İran fırtına öncesi bir sessizliği yaşıyor. Seçimi muhalifler kazandı. Zarrab’ın ABD’de tutuklanması ya da Babek Zencani’ye verilen idam cezası ülkedeki mali yolsuzluklar konusundaki söylentilerin tavan yapmasına sebep olurken, rejim din ve devrim adına daha radikal polisiye tedbirlere başvurma eğiliminde.. 

Bu olayların böyle bir zamana denk gelmesi boşuna değil.. Zaten, daha şimdiden Hamaney sonrası İran ve Şia’nın geleceği derin tartışmaların ana gündemi. Ahmed-i Necat yeniden siyaset sahnesine çıkmaya hazırlanırken “Mehdiyet” konusu da İran’ın en can alıcı gündemini oluşturuyor..

İran’daki “Tahran Moda Haftası” ve “Instagram Modelleri” konusunun İran’ın “Gezi”sine giden yolda önemli bir işaret taşı olduğunu düşünüyorum.. Hem İstanbul’daki “Ağaç kurtları” konusunda uyarıyorum, hem de İran’ı olabilecek muhtemel gelişmeler konusunda uyarıyorum.. Selam ve dua ile..