Gündem

Demirtaş: 2019'da herhangi bir görev için aday olma gibi bir planım yok

"Tutukluluğumu fiili cezaya dönüştürmek istiyorlar"

30 Aralık 2017 19:39

Bir yılı aşkın süredir Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Alman Bild gazetesine konuştu. Demirtaş, cezaevi şartları, Türkiye´nin dış ve iç politikadaki durumu ve 2019´da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdi. Demirtaş, "2019’daki seçimlerde hapishaneden çıkıp aday olabileceğinize inanıyor musunuz?" sorusuna "Ben bir mücadele insanıyım. Herhangi bir yere aday olup olmamam önemli değildir. Koşullarım ne olursa olsun insan hakları, demokrasi ve barış için mücadele etmeye devam edeceğim. Şu anda herhangi bir görev için aday olma gibi bir planım yok" diye cevap verdi. 

Türkiye'de merkez partillerin Kürt halkının inkarı üzerinden politika yapıtığını ve çözümü zorlaştıran şeylerden birinin de bu olduğunu söyleyen Demirtaş, CHP'yi eleştirip "Evrensel demokrasiyi tam anlamıyla savunabilen sosyal demokrat bir parti olsaydı, Türkiye’nin birçok sorununun çözümü daha kolay olurdu" dedi.

Yargıçların büyük bir kısmının iktidarın hışmından korktuğu için HDP'lilere karşı adil bir yargılama yapamadıklarını söyleyen Demirtaş, "14 aydır hakkımda devam eden 34 ayrı davanın (tutuklu olduğum dava dahil) hiçbirinde halen bir kez bile hakim karşısına çıkarılmadım. Tutukluluğumu fiili cezaya dönüştürmek istiyorlar. Duruşmalarda yargılanmaktan çok bir yargılama yaparak AKP’yi teşhir etmemden korkuyorlar" diye konuştu.

Demirtaş'ın Bild'den Sinan Şenyurt'un sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Öncelikle sağlık durumunuzu ve moralinizi sormak isterim.

Kendimi burada Selahattin Demirtaş’ın bakıcısı gibi hissediyorum. O’na iyi bakıyor ve moralini güçlü tutuyorum.“

Siz neden hapishanedesiniz?

Türkiye’de demokratikleşme sürecini askıya alan ve kendi siyasal İslam projesini hayata geçirmek için önündeki bütün engelleri hukuk dışı yollarla bertaraf eden AKP ve liderinin hışmına uğradığım için. Partim ve arkadaşlarımla birlikte AKP’yi 7 Haziran 2015 seçimlerinde iktidardan düşürmeyi başardığımız için hapisteyiz.

İçinde bulunduğunuz durumu, hapishane şartlarını bize anlatır mısınız?

Burası yüksek güvenlikli F Tipi bir cezaevidir. 12 metrekare yaşam alanı olan bir hücrede milletvekili arkadaşım Abdullah Zeydan ile birlikte kalıyoruz. Bir buçuk yıldır OHAL yasaları yürürlükte olduğu için cezaevi koşulları her zamankinden daha ağırdır. Ama bol bol kitap okuyup yazarak irademizi güçlü tutmaya çalışıyoruz. Avrupa Konseyi, Türkiye’deki cezaevi koşulları ile maalesef ilgilenmiyor. Bu da işin başka bir hazin yönüdür.

Umudunuzu yitirdiğiniz oldu mu?

Asla yitirmedim. Beni ayakta tutan şey özgür ve onurlu bir gelecek umududur.“

Çözüm süreci, her şeye rağmen toplumun farklı kesimlerinden büyük destek görüyordu. Türkiye’de birden neler oldu da film koptu?

Süreci bitiren Erdoğan’ın kendisidir. Çözüm sürecinin artık kendisine oy kazandırmadığını görünce, tam da sonuç aşamasında süreci bitirerek savaş politikalarına geri dönüş yaptı. O süreçte bizim de bazı yetmezliklerimiz oldu elbette. Çözüm sürecini yeterince topluma mal edemedik, iyi anlatamadık, yeterli düzeyde şeffaflığı sağlayamadık. Ama süreci bitiren kesinlikle biz değiliz.“

Size göre Türkiye’deki Kürt sorununun çözümü nerede yatmaktadır?

Kürt halkının ve Türkiye’deki bütün farklı kimlik ve inançların dil, kültür, eğitim, yaşam biçimi ve örgütlenme hakları anayasal güvence altına alınmalı; vatandaşların etkili bir şekilde yönetime katılmaları için yerinden yönetim modeli hayata geçirilmelidir. Bütün bunlar yapılırken de PKK’nin ve Sayın Öcalan’ın bir müzakere yoluyla sürece dahil edilmeleri ve şiddet sorununun da köklü çözümü sağlanmalıdır. Tüm bunların hayata geçmesi de güçlü bir siyasi irade ile etkili bir kamuoyu desteğine bağlıdır.

 

Türkiye’de hukuk ve insan hakları çok büyük darbe aldı. Hâkim karşısına bile çıkartılmamanızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu an ülkemizde yargı erki tamamen çökmüş durumda. Yargıçların küçük bir kısmı iktidara yaranmaya çalışarak tam bir siyasi militan gibi davranırken, büyük bir kısmı iktidarın hışmından korktuğu için bizlere karşı adil bir yargılama faaliyeti yürütemiyorlar. 14 aydır hakkımda devam eden 34 ayrı davanın (tutuklu olduğum dava dahil) hiçbirinde halen bir kez bile hakim karşısına çıkarılmadım. Tutukluluğumu fiili cezaya dönüştürmek istiyorlar. Duruşmalarda yargılanmaktan çok bir yargılama yaparak AKP’yi teşhir etmemden korkuyorlar.

Darbe konusu açılmışken, 15 Temmuz darbe girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunun bir darbe girişimi olduğundan kuşku yok. Başından beri biz de nefretle kınadık ve karşısında durduk. 15 Temmuz’la ilgili karanlıkta kalmış birçok noktanın olduğunu biliyoruz. Parlamentonun bu karanlık noktaları araştırması AKP ve Erdoğan tarafından engellendi. Oysa mantıklı olan, AKP ve Erdoğan’ın darbeyle ilgili bütün gerçeklerin ortaya çıkmasını desteklemesiydi. Ancak böyle yapmadılar. Üstünü kapatmayı tercih ettiler. Bu da pek çok şüphenin ortada kalmasına yol açtı. Ve maalesef Erdoğan darbe girişimi sonrasında oluşan korku, panik ve kaos ortamını ‘tek adam rejimi’ni güçlendirmek için bir fırsata dönüştürdü. Bu süreç halen devam ediyor.

Sorun sadece AKP’de mi? Örneğin CHP’nin bu konuda bir çözüm üretebileceğine inanıyor musunuz?

CHP de dahil Türkiye’deki merkez partilerin hepsi Kürt halkının inkarı üzerinden politika yapıyorlar. Çözümü zorlaştıran şeylerden biri de maalesef budur. CHP, evrensel demokrasiyi tam anlamıyla savunabilen sosyal demokrat bir parti olsaydı, Türkiye’nin birçok sorununun çözümü daha kolay olurdu.

2019’daki seçimler sizce ne anlam ifade ediyor? Size göre Kürtlerin seçimlerdeki tercihi ne yönde olacaktır?

2019’da yapılacak üç seçim de TC tarihinin en kritik seçimlerinden olacaktır. Şu anda Türkiye’de özgür ve serbest seçim koşullarından hiçbiri yoktur. Öncelikle OHAL’in kaldırılması, yargı üzerindeki baskıya son verilmesi, basın özgürlüğünün güvence altına alınması, örgütlenme ve propaganda güvencesinin sağlanması gerekir. Bu koşullar sağlanmadan yapılacak her seçim, AKP faşizminin sandık yoluyla ve zorbalıkla “meşrulaştırılması”ndan başka işe yaramaz. Kürtlerin büyük bir kısmı demokrasiden yanadır ve faşizme kesinlikle karşı çıkacaktır.

2019’daki seçimlerde hapishaneden çıkıp aday olabileceğinize inanıyor musunuz?

Ben bir mücadele insanıyım. Herhangi bir yere aday olup olmamam önemli değildir. Koşullarım ne olursa olsun insan hakları, demokrasi ve barış için mücadele etmeye devam edeceğim. Şu anda herhangi bir görev için aday olma gibi bir planım yok.

Dünyada en çok gazetecinin tutuklandığı ülkelerin başında Türkiye geliyor. Alman meslektaşım Deniz Yücel de 300 günü aşkın bir süredir tutuklu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii ki çok üzücü ve utanç verici bir durum. Ülkemizde yaşanan otoriterleşme eğilimlerinden gazetecilerin payına da tutuklanmak ve işsiz kalmak düştü. Umarım en kısa zamanda hepsi serbest kalır.

Dünya konjonktüründe hiç beklenmedik gelişmeler yaşanıyor. AKP’nin komşularla ‘sıfır sorun’ stratejisinden dost bir tane bile ülke bulamadığı bir döneme gelindi. Türkiye’nin dış politikadaki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP dış politikada vizyonsuz, stratejik plandan yoksun bir çizgi sergiliyor. İdeolojik ve mezhepçi iç politik çizgisi dış politikaya da yansıyor.Müzakereci, dengeli, çok yönlü ve esnek bir dış politika yerine çatışmacı, fetihçi, alt emperyalhedeflere ve mezhebe dayalı yayılmacı bir politika izleyerek büyük hatalar yaptı ve tahribatlara yol açtı. Erdoğan en çok bağıranın, en çok tehdit edenin diplomaside ve uluslararası ilişkilerde en çok kazanacağını zannediyor. Maalesef ki, bu burnunun ucunu bile göremeyen bir dış politika anlayışı Türkiye'ye de etrafına da büyük zararlar veriyor. Türkiye kısa sürede dış politikada sıfır sorun hedefinden, sıfır dost noktasına geldi. Bir muhalefet lideri olarak bundan üzüntü duyuyorum. HDP olarak da bu hataların düzeltilmesi için ilkeli bir muhalefet sürdürüyoruz.

Suriye’deki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Suriye'de esas mücadele gücü olan kesimler Kürtler ve onlarla birlikte hareket edenlerdir. Ancak bu kesimler Suriye barış görüşmeleri masasında (Astana ve Cenevre’de) hiçbir şekilde temsil edilmediklerinden siyasi çözüm çok mümkün görünmüyor. Suriye'de demokrasiden de birlikte yaşamdan da yana olan bütün kesimler adil bir şekilde çözüm masasına davet edilmeli, hiçbir kesim dışlanmamalıdır. Suriye'de henüz bu noktaya gelinmediği anlaşılıyor.

Almanya’dan Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda beklentileriniz nelerdir?

AB değerleri çerçevesinde Türkiye'deki hak ve özgürlüklerin gelişimini desteklemeleri gerekir. Türkiye'nin AB’ye tam üyeliğine karşı çıkmak doğru bir politika değildir. Türkiye AKP’den ibaret değildir. Ülkemizin tam demokrasiye geçebilmesi için uzun yıllardır güçlü ve kararlı bir mücadele yürüten on milyonlarca yurttaşımız var. Türkiye toplumunun tamamı insanca bir yaşamı hak ediyor. Sırf AB’ye girmek için değil bu, insanca yaşamı hak ettiğimiz için bizler demokrasiyi savunuyoruz. Ama AB’nin ve Almanya'nın da Türkiye'ye açık ve net davranması, oyalamak yerine kararlı bir müzakere yürüterek nihai kararını vermesi gerekir.

Hapishanede en çok neyi özlüyorsunuz?

Kızlarımı

Eşinizin ve kızlarınızın sizi hapishanede görmesi, sizi ve onları nasıl etkiliyor?

Olumsuz etkilememesi için hepimiz elimizden geleni yapıyoruz. Olabildiğince neşeli ve moralli olmaya çalışıyoruz.

Hapishanede bağlama çalabiliyor musunuz?

Burada bol bol bağlama çalıp besteler yapabiliyorum. Dışarıda çok fazla zamanım olmuyordu.

Roman yazmak istediğinizi söylemiştiniz. Romana başlayabildiniz mi? Konusu ne olacak?

Şimdilik küçük küçük notlar alıyorum.Yazar mıyım bilmiyorum, bunu koşullar ve zaman belirleyecek. İlle de bir roman yazmak için uğraşmayacağım.Zaten roman kendini bana yazdırırsa, ben de elimden geleni yaparım herhalde. Şu anda daha çok da davalarım ve savunmalarım ile ilgileniyorum.Hakkımda 102 soruşturma vardı. 34 dava açıldı, yüzlerce yıl hapisle.