Gündem

"Davutoğlu stratejik derinlikte yavaş yavaş boğulurken, Barzani'yle türkü söyleyen kişi de Erdoğan'dı"

"Aslında kıyametin taraflarının AKP'nin zirvesi ve Davutoğlu olması gerekiyor ama..."

19 Ekim 2017 12:45

Yeniçağ yazarı Murat İde "Türkiye'yi bugünkü açmaza iten 'Stratejik Derinlik' absürtlüğüne bir gönderme yapılacaksa, Ahmet Davutoğlu ile sınırlı kalması mümkün mü?" diye sordu. "Elbette hayır" diye yanıtlayan İde, "Asıl patron belli... Davutoğlu stratejik derinlikte yavaş yavaş boğulurken, Barzani'yle türkü söyleyen kişi de Tayyip Erdoğan'dı" ifadesini kullandı.

İde'nin "Davutoğlu kavgasıyla muhalefet imajı..." başlığıyla (19 Ekim 2017) yayımlanan yazısı şöyle:

Başımıza bin bir çorap ören "Stratejik Derinlik"in mimarı Ahmet Davutoğlu, Ankara'yı Barzani konusunda biraz daha dikkatli ve sakin olmaya çağırınca, kıyamet koptu..

Aslında kıyametin taraflarının AKP'nin zirvesi ve Davutoğlu olması gerekiyor ama eski Başbakan'ın karşısında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP var..

Davutoğlu, Türkiye'yi yöneten kendi partisine çağrı yaptı ama onlardan 'Tık' yok.. Yani asıl taraflar arasında bırak kavgayı, polemik bile yok..

Peki kiminle var? MHP Genel Başkanı ve MHP'yle..

Devlet Bahçeli'nin Davutoğlu'na uyarıları tam isabet.. Ama bu isabet, düne dair değerlendirmeleri ile bugün aldığı pozisyon arasındaki farkı ortadan kaldırmıyor..

Ben fark dedim, siz çelişki diyebilirsiniz, tercih meselesi.. Devlet Bahçeli'nin, doğru ya da yanlış, bilemem, belli gerekçelerle bugün büyük destek verdiği Tayyip Erdoğan, o günlerde Davutoğlu'nun arkasında duran, "Yürü be Ahmet hoca" diyen kişi.. Yani Davutoğlu dün o yaptıklarını, Erdoğan'ın onayıyla yaptı.. O gün olanlar kabahatse, en büyük pay ve sorumluluk Erdoğan'ın..

Dolayısıyla, Türkiye'yi bugünkü açmaza iten 'Stratejik Derinlik' absürtlüğüne bir gönderme yapılacaksa, Ahmet Davutoğlu ile sınırlı kalması mümkün mü? Elbette hayır.. Asıl patron belli.. Zaten, dün de yazdığım gibi, Davutoğlu stratejik derinlikte yavaş yavaş boğulurken, Barzani'yle türkü söyleyen kişi de Tayyip Erdoğan'dı..

***

Devlet Bahçeli ağır vurdu.. Davutoğlu'nun cevabı da evlere şenlikti.. "Memleketi perişan ettin" diyen bir siyasetçiye, "Sen de evini toparlayamadın" diye cevap vermek, olsa olsa mahalle kavgasındaki çocukların tarzı.. "Benim babam, senin babanı döver" hesabı..

Ee zaten MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın girdi devreye.. Semih hoca muhtemelen markette alışveriş yaparken bile kullandığı "Siyaset düşüğü, siyasi safra" gibi şablon ifadelerle yürüdü, Davutoğlu'na..

Maçta tempo artıyor, bu kesin.. Ama iletişim bilimi açısından baktığınızda, fotoğraf şu:

İktidarla ilişkileri hayli iyi olan ve bu duruştan siyaseten zarar gören bir muhalefet partisi, MHP,  iktidarla kavga eden parti konumunda..

Halbuki kavga, iktidarın eski Başbakanı Ahmet Davutoğlu'yla.. Olsun.. Davutoğlu algılarda hala AKP'yi temsil ediyor..

Arada belki de MHP'nin "İktidarla birlikte olan" muhalefet (!) alğısı tamir ediliyor, bilemem..

Bu polemiği, bu pencereden izliyorum..

***

Bakın ne diyor MHP'nin önemli isimlerinden Erkan Haberal:

-Müftülerin nikah kıymasını sorgulayanlar, nikahsız beraberlikleri meşru görenlerdir..

Müftü nikahı polemiğinde "Ahlak" temalı destek çıkıyor MHP.. Eyvallah..

Peki kime destek veriyor? "Zinayı suç olmaktan çıkaran AKP"ye..

Kişileri değil, aklı ve tutarlılığı sorguluyorum..

Demem o ki, desteği böyle olanın, kavgası da elbette Davutoğlu'yla olacak, Erdoğan'la değil..

Biliyorum, dost atışı daha da incitir.. Ama bu bir gerçek..

***

Siyaset hastanede mi yapılsa acaba?

Deniz Baykal'ın yaşadığı sağlık sorunu malumunuz.. Dualarımız onunla.. Allah tez zamanda şifa verir inşallah..

Deniz beyin yaşadığı sıkıntı bizi bir gerçekle bir kez daha yüzleştirdi..

Son 15 yıldır sergilenen siyasi üslup, Türkiye'yi, sokak sokak, hane hane gerdi, kutuplaştırdı, barut fıçısına döndürdü..

Bunun sonuçlarını ve belki de nasıl bir felakete dönüşebileceğini, şükürler olsun henüz test etmedik ama, sessizce bekleyen en önemli sorunlarımızdan biri olduğu bir gerçek..

Deniz Baykal'ın rahatsızlığında Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, Bakanların tavrı çok güzeldi.. Aslında olması gereken bu ama o kadar alıştık ki gerginliğe, hasletlerimiz bile bize "Oh be" dedirtmeye başladı..

**

Siyasette tartışma, polemik, dişe diş fikri kavgaya eyvallah.. Ama hayatlar hastane koridoruna girmeden de bu insani ölçüleri, bu medeni ölçüleri hayatımıza dahil edebilsek ne güzel olur değil mi?

Değilse, en yıkıldığı anlarda "Ne özeli, geneeel genel" diyecek kadar acımasız davrandığınız bir insan için, hasta yatağında seferber olmanızın da pek kıymeti olmuyor..

Olsa olsa, bu kadar gerilen bir toplumu düşündükçe, bize nefes aldırıyor, hepsi bu..

O yüzden dedim, nefes almayı sürdürebilmek için, siyaseti hastane koridorlarına mı taşısak ne?

***

Günün Sözü

Küçük hırsızlar el feneri, büyük hırsızlar deniz feneri kullanılır.. Ama mutlaka ampul lazım deniliyor.. Doğru, ampulsüz olmaz.. / Deniz Baykal