REKLAMI GİZLE

Davutoğlu: Cumhurbaşkanımızla görüş ayrılıklarımız olabilir

'Bombalanan Diyarbakır mitinginde ciddi ihmal var, kimsenin gözünün yaşına bakmam'

- A +

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bugün başlayacak olan AKP-CHP koalisyonu öncesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın makamını görüşmelerde pazarlık konusu yapmayacağını yineleyerek, "Sayın Cumhurbaşkanımızla görüş ayrılıkları olabilir ama hiçbir zaman ülke çıkarının önüne geçemez" dedi.

Davutoğlu, HDP mitingine bomba olayındaki ihmal iddiasını ise şöyle yanıtladı:

“Bomba koyan kişi yakalandı. Ama ihmal iddiaları çok ciddi.Çok kapsamlı bir idari soruşturma yürütüyoruz. Bu soruşturmanın neticeleri bana sunulduktan sonra kimsenin gözünün yaşına bakmam, gereği neyse onu yaparım.”

Başbakan Davutoğlu, Srebrenitsa katliamının 20. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen törenlere katılmak üzere ziyaret ettiği Bosna-Hersek’ten dönüş yolunda beraberindeki gazetecilere açıklamalarda bulundu. 

Davutoğlu'na eşlik eden gazeteciler arasında bulunan Hürriyet yazarı İsmet Berkan'ın aktardıklarına göre, Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Önce koalisyon görüşmeleri veya hükümet kurma konusunda sürecin yöntemine bakmamız lazım. Sonra hükümet kurmanın yöntemini de konuşuruz. Yöntem açısından, son bir ayda benim görmek istemediğim şey, müzakerede konuşulacak şeylerin medya aracılığıyla konuşulmasıydı. Bu maalesef oldu. Ben hiç buna girmedim dikkat ettiyseniz, müzakerede konuşacağım hiçbir şeyi medya aracılığıyla dile getirmedim. Ne başkaları için bir şey dedim ne de şart dikte ettim. Nitekim Meclis Başkanımız da bu yöntemle seçildi; yani konuşmayan biz olduk.

Sürekli müzakerede konuşulması gereken şeyler gazeteciler aracılığıyla konuşulunca şu oluyor. Dikkat edin, ortaya sürekli çelişkili ifadeler çıkıyor. Çünkü günlük gerçeklerle konuşuluyor. MHP'nin mesajlarının değişmesi, CHP'nin çelişkili ifadeleri. Keşke böyle olmasa, kamuoyu önünde konuşulmak yerine müzakerede konuşulsa bunlar. Benim diplomasiden tecrübem, kamu önünde konuşulan her şeyin, sahadaki gerçekle uyuşmamasının sizin müzakere alanınızı daralttığı yönünde.

'Birlikte yürümek gerekir'

('Kılıçdaroğlu, hükümette yer almayacakmış' hatırlatması üzerine) Ciddi ortaklık birlikte yürümeyi gerektirir. Taşın altına her bakımdan elini sokmakla olur. O müzakerede Türkiye'nin geleceğini konuşacağız; önce güven gerekir. Ve karşılıklı güven olunca  korkmadan ileriye bakıp birlikte yürümek gerekir.

'Kongre kaygım yok'

Siz sormadınız ama ben söyleyeyim, işte deniyor ki, ‘Davutoğlu hükümet kurmaya muhtaç çünkü kongre kaygısı var.’ Bundan daha saçma bir şey olamaz. Benim bir kongre kaygım yok. Ne benim bir kongre kaygım var ne de Sayın Cumhurbaşkanımızla aramda böyle bir şey var. Ayrıca ülkenin hükümete ihtiyacı varken kongre konusu benim aklımın kenarından bile geçmez, geçemez.

'Cumhurbaşkanıyla görüş ayrılığı'

Sayın Cumhurbaşkanımızla görüş ayrılıkları olabilir ama hiçbir zaman ülke çıkarının önüne geçemez.

'Keşke hep birlikte bir iftar yapsak'

('İlk tur nezaket ziyareti gibi mi olacak' sorusuna) Hayır ne münasebet, nezaket görüşmenin ilk birkaç dakikasıdır, sonra müzakere başlar. Ama düşünmedim değil, keşke dört lider bir arada bir iftar yapabilsek, o zaman nezaket yemeği olur, bence iyi de olur.

'Sadece dinlemek olmaz'

Şimdi mesela Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, 'Görüşmede biz başbakanı dinleyeceğiz' demiş. Bence bu yanlış. Aktif tutum almak gerekir. Oysa bu sözle kendisini daha başlamadan edilgen bir konuma sokuyor. Evet görev bende ama birlikte kuracağız. Sadece dinlemek değil katkıda da bulunmak gerekir, aktif tutumdan kastım bu.

'İrade var mı?'

Bu ilk tur görüşmelerde ben önce iradeye bakacağım; ortak bir hükümet kurma iradesi var mı? Güvensizlikler olabilir, bazı politika konularında ayrılıklar olabilir, bunlar değil önemli olan, önce olumlu bir irade var mı yok mu? Mesela irade 

olabilir ama yeterince değildir, çünkü psikolojik engeller vardır. Ben bunları gidermeye çalışırım, konuşuruz, güven oluşturmaya çalışırım. Önce varsa psikolojik bariyeri kaldırmaya çalışırım.

'Birbirimize güvenmeyi öğrenmeliyiz'

Bence koalisyon kurarken en önce birbirimize güvenmeyi öğrenmeliyiz. Elbette ayrıntılı protokoller de olabilir ama önce karşılıklı güvenin olması lazım. Zihinlerdeki şüpheleri gidermek daha önemli; karşılıklı güven önemli. Birbirimize güvenmeyi öğrenmeliyiz. Ben hep söyledim, söz verdim mi yaparım ama yapamayacağım sözü de vermem. Dediğim gibi ayrıntılı protokolden daha önemli bu güven.


'DAEŞ gidecek'


Bugünlerde Amerika ile Suriye konusunda yürüttüğümüz müzakereyi aslında ilk kez yapmıyoruz. Bizim için değişmeyen iki şey var: 1. İşbirliği Suriye’de rejim değişmesine yardımcı olmalı; 2. Rejimle işbirliği yapmamış ve teröre bulaşmamış herkese yardımcı oluruz. Sınırda durum şu: DAEŞ, Özgür Suriye Ordusu tarafından tutulan bölgeye saldırıyor, oraları ele geçirmek istiyor. Biz de buna izin vermeyeceğiz. İki önemli çizgi var, ne DAEŞ’in ne de PYD’nin bu çizgileri geçmesini arzu etmiyoruz. Bu söylediklerim, Suriye’yi ve sınırı bilenlere çok şey ifade eder, yani söylediklerim DAEŞ’in Türkiye sınırından gitmesi, o bölgelerin ÖSO tarafından kontrol edileceği yeni bir duruma geçilmesini de içeriyor. Daha fazla söylemeyeyim.

'Cumhurbaşkanı pazarlık konusu değil'

Bakın bir konu önemli, Cumhurbaşkanlığı makamı ve Cumhurbaşkanının meşruiyeti konusunu koalisyon pazarlığı yapmam. Bu makamı sadece Anayasa reformu bağlamında konuşabilirim; biliyorsunuz bizim başkanlık sistemi önerimiz var, başkalarının başka önerileri var, bir Anayasa reformu yapacaksak bu konuları müzakere ederiz ki Anayasa reformu mutlaka yapmalıyız.

'Ak Parti  koalisyona daha az muhtaç'

Şimdi şöyle düşünün, ortada açık bir matematik gerçek var. Hükümeti kurmaya çalıştık, güven oluşturmaya çalıştık ama diyelim ki olmadı, kuramadık ve erken seçime gittik. Yeniden tek başına iktidar olmaya en yakın parti Ak Parti, ihtimal olarak söylüyorum. Öteki partilerin üçü de, seçim olsa dahi iktidar veya iktidar ortağı olabilmek için koalisyona muhtaçlar. O yüzden söyledim, AK Parti daha az muhtaç.

'İhmal iddiaları çok ciddi'

(HDP’nin) Diyarbakır mitingine bomba koyan kişi biliyorsunuz yakalandı, adalete teslim edildi. Ama ihmal iddiaları çok ciddi. Bu konuda, yani ihmal iddiaları konusunda çok kapsamlı bir idari soruşturma yürütüyoruz. Açık söyleyeyim, bu soruşturmanın neticeleri bana sunulduktan sonra kimsenin gözünün yaşına bakmam, kimin ihmali varsa gereği neyse onu yaparım. Bu soruşturmaların ardından her türlü tedbir de alınır bir daha böyle bir ihmalin yaşanmaması için. Yeter ki ayrıntılı soruşturma bir an önce bitsin, raporlar bana gelsin.

'İkinci turda da devam eder'

Diyelim ki ilk turun sonunda birden fazla partide birlikte hükümet kurma iradesi gördüm, bu partilerle ikinci turda da görüşmelerimiz devam eder, aradığım ülke için en iyi hükümet çünkü.

'10 ilkemiz bugün de geçerli'

(‘CHP 14 ilke, MHP 4 ilke açıkladı AK Parti bir şey demedi’ sorusu üzerine) Olur mu hiç, seçime bir gün kala ben 10 tane ilke açıkladım ve onlar bugün de geçerli ilkeler. Ama bunlar çok katı tutumlar değil; müzakereye açık ve daha önemlisi içeriğinin konuşulabileceği şeyler. Ama ben CHP’nin 14’üne karşı AK Parti’nin 10’u diye algılansın istemem açıkçası. Çünkü CHP’nin açıkladığı ilkelerin çoğu için bizim parti veya hükümet olarak zaten açıklamalarımız var; diyelim yargı bağımsızlığı, bu konuda ciddi bir strateji açıkladık mesela, diyelim yolsuzlukların önlenmesi, seçim sonrası yapacağız dediğimiz şeffaflık paketimiz var. Yani CHP’nin 14 ilkesinin neredeyse tamamı için bizim de önceden yapılmış taahhütlerimiz veya açıklamalarımız var, bunlar da bizim müktesebatımız. Detayları, iki partinin bu maddelerin içeriği hakkındaki farklı görüşlerini elbette konuşuruz.


Okuyucu Yorumları