REKLAMI GİZLE

Cengiz Semercioğlu: Tuvalette çalınan müzikten bile para alınıyor bugün

"Sonunda mekanlar da çıldırdı, “müzik ücreti” adı altında adam başı 50 lira"

- A +

Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu, Alaçatı'da "müzik ücreti" adı altında müşteriden alınan "50" liraya  ‘kazık’ yönünün dışında  'telif' yönüyle de bakılması gerektiğini yazdı. Semercioğlu, "Tuvalette çalınan müzikten bile para alınıyor bugün. Sonunda Alaçatı’daki mekanlar da çıldırdı, “müzik ücreti” adı altında hesaba adam başı 50 lira eklemeye başladı. Meselenin ‘kazık’ yönü tartışılıyor ama telif adıyla toplanan paraların mekanlar için çok ciddi bir yüke döndüğü gözden kaçırılıyor...Elbette telif ödenecek... Ama rakamlar bu mu olmalı, işte orası tartışmalı..." dedi. 

Cengiz Semercioğlu'nun, "Muhafazakâr sanatçılar bu çağrıya yanıt vermeli" başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

"Fazıl Say diyor ki, “Eskiden büyükelçiler konserlerime gelmezdi. Şimdi geliyorlar. Ben bu örgütlerden, hocalardan çok çektim... Hadi gelin yeni bir dönemi başlatalım...”

Bülent Ortaçgil diyor ki, “Sandıktan çıkan sonuçlara saygı duymak gerekir. 

Yüzde 52, 48’i yok saymazsa toplumsal gerginliği çözeriz...”
Mazhar Alanson diyor ki, “Atatürk’ü de seviyorum Peygamberime de aşığım...”
Üçü de bu ülkenin aydın, entelektüel, popülaritesi yüksek, çok kıymetli sanatçıları...
Üçü de çok değerli...
Bakmayın siz sosyal medyada linç edildiklerine. Bu söyledikleri yeni dönem için herkesi umutlandırdı...
“Toplumsal barış sağlansın, kutuplaşmayı bitirelim, herkes birbirinin hayat tarzına saygı göstersin, fikirlere katılmasak da özgürlükleri savunalım” diyoruz ya...
İşte ülkenin aydın sanatçıları bu sözleriyle toplumsal barışın kapılarını aralıyor 
bize...
Peki neden daha çok muhalif kesimin sanatçıları bu konuda konuşuyor...
Oysa şu sıralar en çok muhafazakâr sanatçılardan da benzer çıkışlara ihtiyacımız var.
Muhafazakâr dünya görüşüne sahip sanatçılar bu uzatılan elleri havada bırakmamalı, aynı heyecanla sıkmalı...
Biz medya olarak da her iki kesimin sanatçısına da aynı tonda yaklaşmalıyız, onları daha çok bir araya getiren haberler ve yazılarla...
Ben çok umutluyum, sanat dünyası zoru başaracak...

Mekanlar 50 lira müzik ücreti alıyor da, sor bakalım niye alıyor...

Yıllar önce “Asansörde çalınan müzikten bile para alacağız” demişti de Bülent Forta, inanmıştım...
Bırak asansörü tuvalette çalınan müzikten bile para alınıyor bugün.
Şaka değil, şehir dışına yolun üzerine umumi tuvalet kur, iyi hizmet için müzik çalayım desen yıllık belli bir para vermek zorundasın MÜYAP’a...
Sonunda Alaçatı’daki mekanlar da çıldırdı, “müzik ücreti” adı altında hesaba adam başı 50 lira eklemeye başladı.
Meselenin ‘kazık’ yönü tartışılıyor ama telif adıyla toplanan paraların mekanlar için çok ciddi bir yüke döndüğü gözden kaçırılıyor...
Elbette telif ödenecek... Elbette müzikle eğleniyorsan, onun üzerinden para kazanıyorsan TV, gece kulübü, otel ne olursan ol bunun bedelini vermelisin...
Ama rakamlar bu mu olmalı, işte orası tartışmalı...
Müzik sektörü bizde toplanan telif miktarı Avrupa’nın 100’de 1’i örneğini veriyor hep...
Bunu artırmak için yaptıkları tek şey de, mekanların üzerine çullanmak, ayakta zor duran yerel radyoların üzerine yüklenmek...
İyi de kardeşim bizdeki televizyonun, gece kulübünün geliri de Avrupa’dakinin 100’de 1’i, onu ne yapacağız?
Müzik piyasası Avrupa’nın 100’de 1’i telif topluyorsa...
Gece kulübü de o kadar ciro yapıyor, televizyon da, radyo da...
Ama müzik piyasası diyor ki, hayır daha fazla telif ver, her sene daha çok öde bana...
İşte Yeniköy’deki Kaşıbeyaz Bosphorus’un sahipleri telif yüzünden mahkemelik oldu.
5’er yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış Murat-Suat Kaşıbeyaz kardeşlere...
Mekanda çaldıkları müziğin telifini ödeyecek paraları mı yok?
Hayır, istenen paraya tepki gösteriyorlar.
Bugün Türkiye’de binlerce mekan, yüzlerce radyo, işletme, lokanta, çay bahçesi, televizyon telif ödeyemediği için MÜYAP’la davalık.
Millet evine ekmeği zor götürüyor, dükkanını kapatma riskiyle karşı karşıya...
Alaçatı’da müşteriden alınan 50 lira müzik ücretine “vay kazıkçı mekanlar” demek yerine bir de bu açıdan bakmak lazım..."

Yazının devamı için tıklayın