Cemil Barlas'tan Erdoğan'ın konuşma metinlerini yazan AKP'li Ünal'a: Sıkıysa gelsin!

"Aylin Nazlıaka için öyle bir ima yapmış olabilirim; Nihal Bengisu Karaca iftiracı"

- A +

Anayasa değişikliği teklifi oylaması sırasında kendini kürsüye kelepçeleyerek eylem yapan Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka hakkında cinsiyetçi paylaşımlarda bulunan gazeteci Cemil Barlas, kendisine yöneltilen eleştirilerle ilgili olarak "Ne var bunda. Ayrıca öyle bir ima da yapmış olabilirim" dedi. "Bana saldıran mahalleler var. Seküller mahalle, laik mahalle, İslamcı mahalle, kürtçü mahalle, FETÖ’cü mahalle. O mahalleler bana acayip sinir oluyorlar ve saldıracak yer arıyorlar" görüşünü savunan Barlas, "Benim mahallem yok" dedi.

Barlas, Türkiye yazarı Fuat Uğur ve kendisi için "hamam böceği" benzetmesi yapan AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal ile ilgili olarak ise  "Ben AK Parti’nin bir kez olsun önünden geçmedim, Saray’a tek bir gün gitmedim. Nereden temizlenecekmişim ben? Ama o kendine baksın. Bakalım önümüzdeki dönem bir daha aday gösterilecek mi, o kendine bir baksın. Beni bir yerden temizlemek haddi değildir, sıkıysa gelsin beni bir yerden temizlesin" dedi. 

Reina saldırganının yakalanmasının ardından "Katili konuşturmak için o çocuk da ne şekilde kullanılması gerekiyorsa kullanılmalı. Ahlaki sakınca yok" açıklamasını yapan Barlas, kendisine yönelik olarak adını anmadan "Şuursuz" diyen Nihal Bengisu Karaca'yı ise "iftiracılıkla" suçladı. Söz konusu paylaşımın ardından hesabını kilitlediğini hatırlatan Barlas, "Umrumda bile değil o tepkiler" diye konuştu.

Barlas ayrıca, "Barlas ailesinin durduğu yer Türk halkının yanındadır, global çetenin karşısındadır. Barlas ailesi bir kez herkesten daha omurgalıdır" ifadesini kullandı. 

Medyaradar'dan Alev Gürsoy Cimin'e konuşan Cemil Barlas'ın açıklamalarından bazı bölümler şöyle:

Cemil Bey, bu aralar sosyal medyada attığınız tweetlerle bir hayli gündemdesiniz. Pek çok da eleştiri alıyorsunuz. Reina'da yılbaşı gecesi 39 kişiyi katleden terörist Esenyurt’ta oğluyla birlikte yakalandığında çok garip bir tweet attınız ve çok tartışıldı. Dediniz ki o tweette "Katil, çocuğu ile yakalanmış. Katili konuşturmak için o çocuk da ne şekilde kullanılması gerekiyorsa kullanılmalı. Ahlaki sakınca yok"…Bu çocuğa bir işkence çağrısı gibi algılandı ve çok tartışıldı. Ne demek istediniz?

Öncelikle attığım tweetin ben arkasındayım. Ne demek istediğim çok net bir şekilde ortada ve açık. Fakat bunu kim nasıl algılamak istiyorsa öyle algılıyor. Ben çocuğa işkence yapılmalı demedim, bu kullanılmalı dedim. Bakın bunca terör olayı yaşandı, bunca terörist yakalandı ama ilk kez çocuğuyla yakalanan bir terörist karşımızdaydı. Böyle enteresan bir olay var. Zaten habercilik açısından da asıl haber o çocuktur bence. Ben de o teröristin konuşması için o çocuğun kullanılması gerektiğini söyledim, ne var bunda?

Mesela o çocuğa ne yapılabilirdi. Ne demek istediniz?

Bakın Mehmet Ali Ağca yakalandı. Yıllarca bize hiçbir şey söylemedi. Gitti İtalya’da röportaj bile verdi ama sözleri hep yalan dolandı. Şimdi bu Reina saldırganı da yakalandı, bir sürü yalan söylüyor. Sözde asıl hedefi Taksim’miş vs. İpe sapa gelmez bir sürü ifade. Burada 50 kişiyi öldürmüş kanlı bir terörist ve örgüt üyesi var. Ondan öğrenilecek her kelime hayati önem taşıyor. Bir 50 canın daha gitmemesi açısından. Nitekim teröristin kendisi dedi ki “çocuğumu getirin, ben her şeyi söylerim” Siz de bu çocuk üzerinden onu korkutup, konuşturabilirsiniz. Bunu nasıl yaparsınız? “Çocuğu alacağız şuraya vereceğiz, buraya vereceğiz, şu olacak, bu olacak” bir yığın şey yapabilirsiniz. Bu onun hassas noktası ve kullanılması da çok normal. Dersin ki; çok kötü bir şey yapacağım çocuğa, illa öyle bir şey yapacaksın anlamına gelmiyor bu. Ama o katili korkutacaksın ve o bülbül gibi şakıyacaktı. Sonuçta çocuğa bir şey yapmıyorsun, çocuk üzerinden babaya gözdağı verip korkutuyorsun. Mesela çocuğu ona buna, şuna veririm, DAEŞ’e veririm gibi bir sürü şey. Söyleyip onu korkutabilirsin. Zaten 4 yaşındaki bir çocuğa normal şartlarda ne yapabilirsin ki? Burada amaç babasının konuşturulmasıydı. Hala da o sözlerimin arkasındayım. Keşke o çocuk emniyetin elinde olsaydı, adam diyor ki “Çocuğumu verin ben bülbül gibi öteceğim.”

Peki, neden yanlış anlaşıldınız o halde. Çünkü çok büyük bir tepki oluştu?

Ben yanlış anlaşılmadım, onlar yanlış anlamak istiyor.

Sonuçta 4 yaşındaki bir çocuktan bahsediyoruz ama Cemil Bey…

Şimdi politik doğruculuk diye bir şey var. Kadınlar mesela boşanmış, boşanmamış. Çocuklarını babalarına karşı kullanmak için neler yapıyorlar neler. Kimsenin gıkı çıkmıyor, ben bu teröriste yapılsın dediğim zaman kıyamet kopuyor. Bu şimdi kasıtlı bir şey.

İki örnek birbirinden çok farklı değil mi?

Hiç farklı değil. Neticede anne çocuğu kullanırken işkence mi yapıyor çocuğa. Ben diyorum ki baskı yapılacak kişi çocuk değil babasıdır. Çocuğu kullanın, gözünü korkutun. Devlet de bu çocuğu alıp kullanınca işkence mi yapacak. Buna işkence yapılacağını düşünenlerin kendi kafası sapık.

Sizin de bir çocuğunuz var. Empati kurun isterseniz?

Empati kurduğum için bunu söylüyorum zaten. Empatiyi kurdum o teröriste en kötü ne yapılabilirse onu söylüyorum. Ben terörist olsam, çocuğuma bir şey yapılmamasını isterdim, tek korkum o olurdu. Teröriste kibar mı davranacağız yani. Çocuğa bir şey yapmıyoruz, babaya yapıyoruz. Ayrıca bu teröristler de bilsinler ki çocukları da rahat olmayacak bu ülkede. Şimdi ABD’de bir terör olayı olduğunda yedi sülalesini alıp gerekirse Guantanamo'ya atıyorlar.

Suç kişiseldir, babanın işlediği suç çocuğu nasıl kapsar?

Burada sakat bir bakış açısı var bence. Bunlar çocuk…
Elbette çocuk. Ona sözüm yok. Bakın 50 kişi ölmüş, Türkiye’nin milyarlarca dolarlık turizm geliri gitmiş, canlar gitmiş. Ayrıca o 50 kişinin de çocukları vardı. Peki, onların çolukları çocukları ne düşünüyor?

Peki, bu çocuk bulunduğu takdirde ne yapılmalı. Var mı bir öneriniz?

Bulunursa bu adama göstereceksin. “Bulduk çocuğu eğer bir yalan söylersen Suriye’ye geri göndeririz, DEAŞ’a geri veririz” diyeceksin. Veya psikolojisine bakacaksın ve sevmediği ne varsa onu yapacağız diyeceksin. Adam zaten kendisi söyledi çocuğumu bulun ne gerekirse yaparım diye. Bu çocuğa bir şey yapmaya bile lüzum yok. En fazla verirsin Çocuk Esirgeme Kurumuna büyüyecek orada. Yapılacak olan bu. Ama teröriste bu rahatlığı vermeyeceksin, o korkacak çocuğu adına. Acaba ona ne yaparlar diye endişe duyacak.

"Tepkiler umurumda değil"

Tweetimin arkasındayım dediniz ama olay sonrası hesabınızı kapattınız galiba?

Kapatmadım kilitledim. Çünkü senkronize bir şekilde bir saldırı başladı. O tweetin altına sürekli abuk sabuk yorum yazıyorlardı. Ben de onları bloklamak yerine hesabı kilitledim. Sonra da açtım zaten. Umrumda bile değil o tepkiler inan ki.

Aylin Nazlı Aka ile ilgili de garip bir tweet attınız ve yine tepki çektiniz. Bu ara sosyal medya size yaramıyor galiba. Cinsiyetçi bir tweet gibi algılandı bu da.

Algılanabilir yani. Ne var bunda. Ayrıca öyle bir ima da yapmış olabilirim.

Kötü bir durum değil mi bu?

Hiç de kötü değil. Orada Meclis’i kitlemek kötü olan. Onu yaptığın zaman her türlü eleştiriye açık olacaksın. Isırmak da cinsel bir durum değil mi? Serbest çağrışım yaptım ben de.

"O mahalleler bana sinir oluyor"

Tabiri caizse bu yazdıklarınızla ne yandaşlara ne candaşlara yaranabiliyorsunuz. Her kesimden tepki aldınız çünkü…

Benim hiç kimseye yaranmak gibi bir derdim yok. Burada bana saldıran mahalleler var. Seküller mahalle, laik mahalle, İslamcı mahalle, kürtçü mahalle, FETÖ’cü mahalle. O mahalleler bana acayip sinir oluyorlar ve saldıracak yer arıyorlar.

Sizin mahalleniz neresi?

Benim mahallem yok.

Hiç öyle görünmüyorsunuz ama… Elbette vardır bir mahalle…

İnan yok. Bak evimde oturuyorum benim mahallem sadece burası. Benim öyle ait olduğum bir yer, bağlı olduğum bir yer yok. Ben hiçbir ideolojik bir mahalleye kendimi ait görmüyorum.

"Hayatımda ne saraya gittim, ne AK Parti'nin önünden geçtim"

Erdoğan yandaşı diyorlar mesela size. Sonuçta bir yere yakınsınız… Hiç de öyle tarafsız, kendi halinde biri değilsiniz ki bunu eleştirdiğim için değil az önceki sözlerinize istinaden söylüyorum.

Erdoğan’ı sevmek, beğenmek ayrı bir şey, aitlik başka bir şey. Bakın ben hayatımda bir kez olsun Saraya gitmedim, AK Parti’nin kapısının önünden geçmedim, uçağına binmedim. Hiç biri yok bende bunların.

"Terbiyesizlik yaptı, onun haddi değil beni bir yerden temizlemek, sıkıysa gelsin, temizlesin"

AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal, Aylin Nazlı Aka tweetinizin ardından sizi hamam böceğine benzetti ve hem sizin hem de meslektaşınız Fuat Uğur için “bahar temizliğinde giderler “ dedi.

Eğer hakikaten bunu bana söylediyse çok büyük bir terbiyesizlik yapmış. Kimi nereden temizliyormuş o? Ben AK Parti’nin bir kez olsun önünden geçmedim, Saray’a tek bir gün gitmedim. Nereden temizlenecekmişim ben? Ama o kendine baksın. Bakalım önümüzdeki dönem bir daha aday gösterilecek mi, o kendine bir baksın. Beni bir yerden temizlemek haddi değildir, sıkıysa gelsin beni bir yerden temizlesin.
 

"O iftiracı çok itibarlı değil, kendi kırık çizgilerine baksın"

Böyle tweetler atarak bazen antipatik olduğunuzu düşünüyor musunuz? Çünkü bazen aynı görüşte olduğunuz insanlar da size tepki gösteriyor. Mesela en son Nihal Bengisu Karaca “şuursuz, ahlak yoksunu” dedi sizin için.

Ben de ona iftiracı diyorum. Çünkü bana  ahlak yoksunu diyor. Diyor ki çocuğa işkence yapılsın dedi. Ben çocuğa işkence yapılsın demedim. O iftiracı kendi kırık çizgilerine baksın, çok itibarlı bir değildir Nihal Bengisu Karaca. Net çizgide duran birisi de değil. Mesela başörtüsü takıyor sonra öbür mahalleye yaranacak tonda konuşan iki arada bir derede kalmış bir gazeteci arkadaşımız. İslami mahalle diyet istiyor Tayyib Erdoğan’dan. Biz seni destekledik bizim dediğimiz olsun diyor, Kürt’ün de ne istediği belli. Ben de bu ideolojik mahallelerin kuyruğuna basıyorum ve bunların kuyruğuna bastığım için bir açığım olduğunu düşündükleri zaman senkronize bir şekilde saldırıyorlar. Ne kadar ideolojik mahalle varsa bana saldırıyor, çünkü onların hepsi çıkar peşinde.

"Çıkarcı ideolojik mahallelerin kuyruğuna basıyorum, saldırıyorlar"

Sizin mahallenizin olmaması da bana inandırıcı gelmiyor.
 

Yok.

Mesela İslami çizginiz var mıdır?

Hayır. Hiç yoktur.

Muhafazakârlık?

Değilim.

Mesela laik misiniz?

İnsan laik olmaz devlet laik olur.

Benimsiyor musunuz?

Elbette. Kesinlikle laiklikten yanayım. Ama laiklik hedef değil sonuçtur. Yeterince demokrat olursan sonunda laiklik gelir. Öyle hedeflenecek bir şey değildir.

Peki kendinizi hangi kalıpta görüyorsunuz? Mesela bence sizde de iflah olmaz bir Erdoğan yandaşlığı var.

Ama Erdoğan yandaşlığı ideolojik bir şey değildir. Kişisel bir şeydir.

"Laiklikle ilgili endişem yok"

En büyük korkulardan biride bu değil mi yeni sistemle laiklikten sapılacak yorumları yapılıyor.

Yanlış anlatılıyor. Bugüne kadar laiklikle ilgili bir sorun oldu mu hiç. Benim gördüğüm olmadı. Medeni insanlar bir ne yaptı diye bakarlar geleceğe ona göre öngörüde bulunurlar. Ben yapılanlara baktığımda 15 yılda laiklik ile ilgili kırıntı kadar bile endişem yok.

Çocuğunuzun nasıl bir ülkede büyümesini istiyorsunuz?

Böyle bir ülkede, Türkiye’de büyümesini istiyorum. Bizim gidecek hiçbir yerimiz yok. Laik değil demokratik bir ülkede, yani hiçbir insan benim ülkem çok laik diye övünmez ama çok demokratik diye övünebilirsin.
 

"Onu hiçbir zaman sempatik bulmadım"

Siz de müthiş buluyor muydunuz?

Ben hiçbir zaman müthiş bulmadım. Fettullah Gülen’in şahsına övgülü bir tane kelimem yoktur. Ben onu hiçbir zaman sempatik bulmadım. Müthiş de bulmadım ama oradaki örgütün faydalı işler yaptığını düşündüm bir ara.

"Olay sadece sümüklü vaizin bizi kandırması değil"

Biz de kandırıldık diyorsunuz…

Kandırılan sadece biz değiliz o global dünya düzeninde ne çıktı sonunda bütün darbeleri bunlar örgütlemişler, tavşana kaç tazıya tut demişler dünyayı aleve vermişler. Giderayak da Obama bir dünya savaşı çıkartıyordu. Yani burada kandırılan bir tane sümüklü vaizin bizi kandırması değil çok daha global bir çetenin bütün dünyayı kandırması olayıdır.


Sizce Gülen'i Trump iade eder mi?

Zannetmiyorum iade edeceğini ama kullanmaz da.

Medyayı nasıl buluyorsunuz şu haliyle. Bir medya fotoğrafı çeker misiniz bana?

Bir kere fotoğrafı dünyadan çekmek lazım, Türkiye’de hiç bir şey tek başına olmuyor. Yerleşik medya düzeni çöktü. Yerleşik medya düzeni dediğimiz şey global yalancıların tetikçisi olmayı seçti. Seçmediler öyleler çünkü. O globallerin elinde  sermaye, silah  her şey var. Medya sermayesi de onların elinde olduğu için medya da onların tetikçisi konumunda. Şu anda Amerika’da ortaya çıktı Trump çıkardı siz dünyanın en aşağılık en yalancı insanlarısınız diyor medyaya. Onların buradaki uzantıları da öyleler. Sosyal medyaya gelecek olursak, zannediyorduk ki bunların sahipleri yeni jenerasyon dünyanın iyiliğini istiyorlar falan zannediyorduk,  fakat bunlar da global çeteye biat etmişler. Bunu Amerika’daki seçim kampanyasında gördük.

"Çıkar çetelerinin dışında antipatik geldiğim kimse yok, seviliyorum"

Sevildiğiniz düşünüyor musunuz?

Hiç antipatik bulmuyorum kendimle gayet barışığım. O mahallelerin dışında da sokakta çok seviliyorum. Sokaklarda boynuma atlayıp sarılıp,  “arkanızdayız” diyen çok. Çıkar çetelerinin dışında antipatik geldiğim kimse yok.

Vicdanlı buluyor musunuz kendinizi?

Gayet vicdanlıyım. Çok vicdanlıyımdır.

"Barlas ailesi herkesten daha omurgalıdır"


Size yönelik bazı kesimlerin şöyle bir tespiti var. “Barlas ailesi omurgalı bir aile değil, kim iktidar olursa onun yanında yer alıyor” diye. Ne diyorsunuz bu eleştirilere.

Öyle bir şey yok. Bizim ailenin özelliği biz çok güzel analiz yaparız. Toplumu analiz ederiz, milleti analiz ederiz. Millet nerede durursa biz orada dururuz. Millet nerede duruyorsa orada durursan orası sabit bir yerdir bir kere değişmez. Barlas ailesinin durduğu yer Türk halkının yanındadır, global çetenin karşısındadır. Barlas ailesi bir kez herkesten daha omurgalıdır.

Okuyucu Yorumları

Bu Haberin Dahil Olduğu Konu Başlıkları

'Mahalle'de "Kim Erdoğancı, kim değil" tartışması

Gazeteci Cemil Barlas ve Yeni Şafak yazarı Fuat Uğur’un, anayasa değişikliği teklifi oylaması sırasında kendini kürsüye kelepçeleyerek eylem yapan Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka hakkında cinsiyetçi paylaşımlarda bulunmasıyla başlayan tartışma devam ediyor. Kendisi ve Barlas için “hamam böceği” benzetmesi yapan AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal’a “Şeffaflık iyidir, eskiden ne müttefiklerin yeri belliydi ne de sığınakların yeri” diyerek tepki gösteren Uğur, yine Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan’ı ise “15 Temmuz’da sessiz kalmakla” suçladı. Star yazarı Ahmet Taşgetiren ise, Fuat Uğur’un söz konusu yazısının ardından “Yıllarca Erdoğan’ın konuşma metinlerini hazırlayan Aydın Ünal’ı eleştiriyor, pes artık” ifadesini kullandı. “En kritik sandık” manşetiyle iktidara yakın yazarların eleştirilerine hedef olan Karar gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Kiras ise tartışmaya, “Bu kadroyu kendi mahallesinde hedef tahtasına oturtmak için gayret eden belirli bir kesim var. Biz mahallenin kendi çocuklarıyız, sonradan gelmiş profesyonellerden değiliz, bizi bilen bilir” ifadesiyle katıldı. Kiras’ın ardından Güneş gazetesinin “Suikast tüyosu” başlığıyla yayımladığı haberiyle hedef gösterdiği Etyen Mahçupyan da, "Bu pespaye kadro, ahlaki çukurlarına AK Parti ve Erdoğan'ı da çekiyor; sorumluluk bizim”, "AKP, iktidara yakın yazarlar için 'hızlandırılmış polemik kursu' açmalı, hiç cevap veremiyorlar” ifadelerini kullandı. Cemil Barlas'a tepki gösteren bir diğer isim ise Yeni Akit yazarı Kenan Alpay oldu, Alpay, "Cemil Barlas rezil oldu, Hilal Kaplan terbiyesiz; Pelikancı troller hızlı bir çöküşe maruz kalacak" dedi.

Devamını Oku