Gündem

Gazeteciliğe ceza: MİT TIR'ları haberleri için Can Dündar'a 5 yıl 10 ay, Erdem Gül'e 5 yıl hapis cezası!

Temyiz için Yargıtay'a gidecek davada tutuklama kararı vermeyen mahkeme yurtdışı yasaklarını kaldırdı; 'casusluk, darbe girişimi, şiddet" iddialarına karşı beraat kararı verdi, "FETÖ/PDY'ye yardım' iddiası için dosyayı ayırmaya hük

07 Mayıs 2016 00:28

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da şikâyetçisi olduğu davada MİT TIR’larına ilişkin haber ve yazıları için hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, "devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin edip yayımlamak"tan Can Dündar'a 7 yıl, Erdem Gül'e 6 yıl hapis cezası verildi. Takdir hakkını kullanan mahkeme Dündar'ın cezasını 5 yıl 10 aya, Gül'ün cezasını 5 yıla indirdi ve temyiz için Yargıtay'a gidecek davadaki hükmü için tutuklama kararı vermedi, yurtdışı yasaklarını kaldırdı. Mahkeme "casusluk, hükümeti devirmeye teşebbüs" suçlamaları için beraat kararı verdi. Dündar ve Gül'e yöneltilen "FETÖ-Fethullah Gülen Terör Örgütü/PDY-Paralel Devlet Yapılanması'na yardım" iddiasına karşı ise, söz konusu edilen "örgüt" için kesinleşmiş yargı kararı bulunmadığı gerekçesiyle dosyayı tefrik etme (ayırma) kararı verdi. Can Dündar ve Erdem Gül, MİT'e 3600 lira avukat ücreti ödeyecek.

Can Dündar; İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin karar için ara verdiği sırada Çağlayan Adliyesi önünde silahlı saldırıya uğradı. Başkanı ve savcısı, Saldırıdan yara almadan kurtulan Dündar'a, "geçmiş olsun" mesajı gönderen ve saldırıyı kınayan mahkeme, saat 20:10'da beklenen kararını açıkladı.

Savcı, davada Dündar hakkında "devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri, temin edip açıklama ve bu suça iştirak" suçlamasıyla 25,5 yıla kadar, Gül hakkında da "devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri açıklama" suçundan 10 yıla kadar hapis cezası talep etmişti.

 

Dündar ve Gül'ün yargılandığı MİT TIR'ları davasının karar duruşması bugün yapıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatlarının davanın gizli görülmesi kararının kaldırılmasına ilişkin taleplerini reddetti. Davanın müştekisi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın avukatı, "Casusluk yok" diyen savcının mütalaası için "Biz de katılıyoruz ama iddianamedeki diğer suçlardan da cezalandırılsınlar" dedi.

Avukat Akın Atalay savunma yaparken, “İddianameyi yazan savcının 'intihal' yaptığını tespit ettik. İddianamedeki alıntılar kitaplar ve bilimsel eserlerden yapılmış ve nereden alındığı belirtilmemiş. Müvekkillerimiz hükümeti devirmeye teşebbüsle suçlanırken davanın müdahili dün hükümeti devirdi. Savcı sadece havuz medyasını okuyor, bizim gibi AİHM kararlarını da okursa hukuka daha çok hizmeti olur. Biz tefriki istenen hükumeti devirmek suçunun oluşmadığını anlatırken burada müdahil olan dün devirdi. 2003'te hükümet kurulunca yurtdışı temsilciliklere kripto ile "Fethullah Gülen cemati ile temas kurun" denmiştir. Cumhuriyet gazetesi bunu haber yapınca bugünkü suçtan dava açılmış, beraat edilmiştir.  O zaman o kriptoyu yollayanlar bugün Cumhuriyet gazetesini Gülen cemaatine yardım ettiğini iddia ediyor. Tüm bunlar kayıt altındadır. Kimse bunu değiştiremez . Zor zamanlardan geçiyoruz müvekkillerimiz bu zamandan başı dik çıkmıştır” dedi.

Avukat Bahri Belen, “Savcı mütalaada casusluk suçunun oluşmadığını belirtmiş ancak bu suçtan beraat talebinde bulunmamış. İddianame hukuki vasıflandırma açısından çok yetersiz hazırlanmış. Mütalaadaki iddialar ve taleplere karşı hukuksal olarak ayrıntılı değerlendirme yapıyor. İddianamede belirtilen casusluk iddiasının içi boştur. Mevzuatımızda 'devlet sırrı' kavramının tarifi yoktur” diye konuştu. Belen, “15 liraya bir kaşe yaptırıp belgeye 'gizli' ibaresi vurulduğunda 'devlet sırrı' mı oluyor. 'Devlet sırrı' kavramının tanımlanması  otoriter ve faşist devlet uygulamalarını önlemiş olur. İsnat edilen suçlarda 'kast' ve 'tipiklik' unsurlarının olmadığı açıktır. Müvekkillerimizin eylemlerinin gazetecilik faaliyeti olduğu açıktır. Gazetecilik faaliyetinin aksine bir faaliyet olduğuna dair dosyada en küçük bir delil dahi yoktur. Savcı, görevi olmasına rağmen sanıklar lehine olabilecek hiç bir delil toplamamıştır. Savcının verdiği yurtdışı örnekleri bu davaya çok uygun olmadığı gibi doğru da aktarılmamıştır. Sayın Mahkemenin hukuka uygun bir karar vereceğine inanıyoruz” diye konuştu.

 

"Savcı tutuklamadan sonraki yazıları iddianameye dahil etti"

 

Avukat Bülent Utku “Esas hakkındaki mütalaayı değerlendiriyor. Mütalaa dosyayı tefrik edelim diyor, bu talep yerinde değildir. Soruşturma aşamasında müvekkillerden sadece iki haber soruldu, şimdi de iki haber için ceza talep ediliyor. Müvekkillerin tutuklandıkları tarihten sonraki yazılar dahi iddianameye konmuştur. Can Dündar için haberden itibaren 5 ay, Erdem Gül için 5 ay a 14 gün geçtikten sonra dava açılmıştır. Basın kanunu, CMK'daki düzenleme 4 aylık süre sınırı getirir. Savcı politik havayı koklarken süreyi kaçırmış. 4 aylık süreyi kaçıran savcı tutuklamadan sonraki yazıları da iddianameye dahil etmiştir. Mütalaada uluslararası ceza mahkemesinde yargılama mevzusu önümüze geliyor.adalet bakanlığının görüşü belli. Türkiye Cumhuriyeti'ni uluslararası ceza mahkemesinde yargılama yetkisi yoktur. Devletler yargılanmaz. Tek istisnası vardır. O istisnanın da bu davada söz konusu olması mümkün değil. Bir devleti bir mahkemede yargılatarak devleti ortadan kaldırmak gibi bir şey olabilir mi?” diye sordu.

 

Fikret İlkiz: Kanun yoksa suç da yoktur

 

Dündar ve Gül'ün avukatı Fikret İlkiz şu savunmayı yaptı: Denizlerin idamından bahsetmek zorunluluğumuzdur. Savcı, savcılarla ilgili uluslararası kural ve ilkelere aykırı bir şekilde iddianame yazmıştır. Savcı gazeteciliğin nerede başlayıp nerede bittiğini soramaz. Gazetecilik başlar. 473 sayfalık iddianame yüksek kaliteli bir iddianame değildir. Politik tartışma özgürlüğünü yargı kararlarıyla engellemeyin. 'Hiç kimse düşüncelerinden ötürü cezalandırılamaz' diye bir kural varsa buna uyacaksınız. Siz şiddetle reddetseniz bile bu basın davasıdır, bu basın özgürlüğü davasıdır. Devlet sırrı kavramının ne olduğuna ilişkin kanun yok. Kanun yoksa suç da yoktur.

 

Can Dündar: Yıkmaya çalıştığımız iddia edilen hükümet yıkıldı

 

Can Dündar duruşmada şunları söyledi:

Bugün 6 Mayıs, 44 yıl önce bu ülkede bir hukuk yarası yaşandı. Umarım bugün yeni bir yara açılmaz. Dün yıkmaya çalıştığımız iddia edilen hükümet yıkıldı. Yaptığımız haberimizin arkasındayız. Suçsuz olduğumuza inanıyoruz.

 

Erdem Gül: Savcı casusluk iddiasından, darbecilik iddiasından vazgçeti

 

Erdem Gül savunmasında şunları söyledi:

Büyük hukukçu Faruk Erem'in "Suçluyu kazıyın altından insan çıkar" sözünü hatırlatıyorum. Suçlu değiliz, mahkemenin bu yönde karar vereceğine inanıyoruz.

Savcı sonuçta casusluk iddiasından, darbecilik iddiasından vazgçeti, cemaatçilik suçlamasından vazgeçti. Bütün bunlar düştü geriye bir tek yazdığımız ve arkasında durduğumuz haberlerimiz, yorumlarımız kaldı. Bunlar üzerinden bizi yargılayarak hem bizi cezalandırmak hem de basını susturmak istiyorlar. Buna izin vermeyeceğiz sonuna kadar haberimizin arkasında durcacağız, asıl suçluların yargılanması gerektiğini söyleyeceğiz. Bu ülkede istihbarat teşkilatı silah sevk edemez dedik, bu suçtur dedik. Onu söylemeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı davaya müdahil olamaz dedik, onu savunmaya devam edeceğiz. Bunu yapanlar suçlu, bir cumhurbaşkanı bir parti kongresine doğrudan müdahale edebiliyorsa, bir davada istihbarat teşkilatıyla birlikte müdahil olabiliyorsa asıl suç budur.

Ne olmuştu?

Dündar ve Gül hakkında MİT TIR’larındaki silahların görüntüleri ve mühimmata ilişkin kriminal raporunu haberleştirdikleri gerekçesiyle Mayıs ve Haziran 2015’te soruşturma başlatılmıştı. Soruşturmanın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dündar için sarfettiği “Bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu” sözleri tepki çekmişti. Soruşturma başlatılmasının ardından 27 Kasım 2015 günü ifadeye çağrılan Dündar ve Gül İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklanmıştı. Tutukluluğun 92. gününde ise Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararıyla tahliye edilmişlerdi. Erdoğan bu kararın ardından da yine tepki çekecek “Karara uymuyorum, saygı da duymuyorum” ifadelerini kullanmıştı.

 

Ceza mütalaada indi

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlardan Sorumlu Başsavcı Vekili İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianamede, Dündar ve Gül için, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme”, “devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama”, “darbeye teşebbüs” ve “silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme” suçlarından ayrı ayrı bir kez ağırlaştırılmış müebbet, bir kez müebbet ve 30 yıla kadar hapis cezası istemişti. 25 Mart’ta başlayan yargılamaya 40 saat kala mahkemeye atanan duruşma savcısı Evliya Çalışkan, ilk duruşmada yargılamanın gizli yapılmasını talep etmiş, mahkeme de bu talebi kabul etmişti. Davayı kamuoyundan kaçırma girişimi olarak değerlendirilen kararın ardından savcı Çalışkan, davaya ilişkin esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı Çalışkan mütalaasında, Dündar hakkında “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri, temin edip açıklama ve bu suça iştirak” suçlamasıyla 25.5 yıla kadar, Gül hakkında da “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçundan 10 yıla kadar hapis cezası talep etti. Savcı Çalışkan, Dündar ve Gül’e yöneltilen “silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme ve darbeye teşebbüs” suçlamalarının da yargılamadan ayrılmasını istedi. 

 

Hapis cezası

 

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da şikâyetçisi olduğu davada MİT TIR’larına ilişkin haber ve yazıları için hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, "devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin edip yayımlamak"tan Can Dündar'a 7 yıl, Erdem Gül'e 6 yıl hapis cezası verildi. Takdir hakkını kullanan mahkeme Dündar'ın cezasını 5 yıl 10 aya, Gül'ün cezasını 5 yıla indirdi ve temyiz için Yargıtay'a gidecek davadaki hükmü için tutuklama kararı vermedi, yurtdışı yasaklarını kaldırdı. Mahkeme "casusluk, hükümeti devirmeye teşebbüs" suçlamaları için beraat kararı verdi. Dündar ve Gül'e yöneltilen "FETÖ-Fethullah Gülen Terör Örgütü/PDY-Paralel Devlet Yapılanması'na yardım" iddiasına karşı ise, söz konusu edilen "örgüt" için kesinleşmiş yargı kararı bulunmadığı gerekçesiyle dosyayı tefrik etme (ayırma) kararı verdi. Can Dündar ve Erdem Gül, MİT'e 3600 lira avukat ücreti ödeyecek.
 

 

İlgili Haberler