Erdoğan: Tek dil değil, tek bayrak, tek din, tek devlet dedik!

'Bütün milletin malı olan 29 Ekim ve 30 Ağustos gibi törenlerin bütün yükü Silahlı Kuvvetlerimize yıkılmıştı'

- A +

Başbakan Erdoğan, Adana’da yaptığı konuşmada “Dört tane kırmızı çizgimiz var. Tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek din” dedi. “Tek dil” dememeye özen gösterdiğini vurgulayan Erdoğan’ın bu kez, daha önce kullanmaktan kaçındığı “tek din” vurgusu dikkat çekti.

Adana İl Kongresi’ne katılan Erdoğan, şunları söyledi: ‘’Ben dört tane kırmızı çizgimizin olduğunu söyledim. Üç tane de yine, ayrıca detay olarak üzerinde çalıştığımız ilkelerimizden bahsettim. Neydi o dört tane temel çizgi, başlık? Bir, ‘tek millet’ dedik. Çünkü biz ayrışmaya karşıyız, bölücülüğe ve bölünmeye karşıyız. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Romanıyla, Boşnakıyla, Arnavutuyla biz biriz, beraberiz. Ve ne dedik, ‘Yaratılanı Yaradan’dan ötürü severiz’ dedik. Bizde ayrımcılık yok, tek millet. İki, biz işte burada da gördüğünüz gibi ‘Tek bayrak’ dedik. Tek bayrak ve bizim bu bayrağımıza laf söyletmeyiz. Bu bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesidir. Üçüncüsü, tek dindir. Dil değil, din, din. Bunu söyledik.”
 
Tek devlet ilkesini önemsediklerini vurgulayan Erdoğan, devletin içinde devlete müsaade etmeyeceklerini belirtti. Etnik milliyetçiliğe hayır dediklerini kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizde etnik milliyetçilik olmayacak. 

Resmi bayramlara yeni düzen getirilmesiyle ilgili konuşan Erdoğan, "Bütün milletin malı olan 29 Ekim ve 30 Ağustos gibi törenlerin bütün yükü Silahlı Kuvvetlerimize yıkılmıştı. Tarihimizin bu önemli dönüm noktaları sadece askeri yönleriyle öne çıkartılmış, zorunlu resmi törenlere mahkum edilmiş, onun gerisindeki milli ruh ve heyecan geri plana itilmişti. Biz ulusal ve resmi bayramlarımızla mahalli kurtuluş günleri gibi bütün tarihi günlerin üzerindeki koyu resmi perdeyi ve askeri görüntüyü kaldırıyoruz.

Milli ruha ve heyecana uygun şekilde, her vatandaşın kendi içinde bulacağı bir düzenlemeyi bugün hayata geçirmiş bulunuyoruz. Müsamere tarzı gösteriler yerine çocukları ve kamu personelini yıpratmayacak daha sade kutlama getirdik. Bilimsel toplantı, konferans, sergi, yarışma, tiyatro ve konserler gibi etkinliklere yer verilecek. 29 Ekim ve 30 Ağustos'ta tebrikleri Cumhurbaşkanı kabul edecek.

Son düzenlemelerle milli bayramlar, mahalli kurtuluş günleri ile Atatürk günleri kutlamalarının şekli değişti. Bundan böyle devlet töreni sadece 29 Ekim için yapılacak. Resmi geçit törenleri ise sadece 29 Ekim ve 30 Ağustos'ta yapılacak. Asker diğer bayramlardaki kutlamalara katılmayacak."

'Teröristin önünde canlı kalkan olmuyorlar'

Askerin önüne, polisin önüne dikiliyorlar, canlı kalkan oluyorlar. Sizin bu kadar cesaretiniz, vicdanınız, bu kadar arzunuz var da niçin terörün, teröristin önünde bunlar canlı kalkan olmuyorlar. O kalleş intihar bombacılarının önünde neden canlı kalkan olmuyorsunuz. Bingöl'de şehit Hatice Belgin kardeşimiz, yanındaki çocukları için, sokaktaki vatandaşlar için canlı bombanın üzerine kapaklanarak daha büyük faciayı önleyebiliyor. Eğer Hatice Belgin'in yüzde biri, binde biri kadar yüreğin, cesaretin, annelik şefkatiniz varsa güvenlik güçlerinin önünde değil, gidip o kanlı terörün, teröristin, o kalleş intihar bombacılarının önünde canlı kalkan olun.

Doğu'da,  Güneydoğu'da yüzlerce anne gözünü dağ yoluna dikmiş sabahtan akşama, akşamdan  sabaha çocuğunun yolunu gözlüyor. Ama bu beyefendiler, hanımefendiler, bu savaş  baronları 'terör örgütü değil' diyerek, 'asla teslim olmasınlar' diyerek bu  annelerin acısını, hasretini ayaklar altına alarak Kürtlerin acısıyla adeta dalga  geçiyorlar.

'Allah aşkına ne ürettiniz?'

Ben buradan, Adana'dan diğer partilere, diğer partilerin  yönetimlerine soruyorum, siz değerli kardeşlerim de şöyle başlarını iki elinin  arasına alsın, hep beraber soralım bu soruyu, ey CHP, ey MHP, ey BDP, sizin  belediyeleriniz var, sizin büyükşehir belediyeleriniz var, AK Partili belediyeler  devletten ne ödenek alıyorsa aynı oranda o belediyeler de alıyor, peki Allah  aşkına ne yaptınız, ne ürettiniz?

'İktidarı bir rant olarak görüyorlar!'

29 Mart 2009'dan bugüne kadar 3 sene içinde belediyecilik görevini  üstlendiğiniz illerde o illere, o vatandaşlarımıza hangi eseri, hangi hizmeti,  hangi büyük yatırımı götürdünüz? Belediyecilik bir anlamda iktidar provasıdır.  Yerel yönetimlerde başarılı olamayanların merkezi yönetimde başarılı olması  mümkün değil. Belediyedeki hizmetiniz, hizmet anlayışınız aslında iktidar  vizyonunun bir göstergesidir. Peki bunların belediyelerinde ne var? Bunların  belediyelerinde işte Antalya'da olduğu gibi, işte Ankara Yenimahalle'de olduğu  gibi bizzat kendilerinin itiraf ettiği yolsuzluk var. İşte Diyarbakır'da belediye  başkan yardımcılıklarını kim yapıyor diye bir sorarsanız size gerçek cevaplar  gelir. Bunların belediyelerinde rant kavgası var. Bunların belediyelerinde  kendilerinin de 'yamyamlık' diye ifade ettiği kadrolaşma var. Onlar söylüyor ben  söylemiyorum. Bizzat belediye başkanları söylüyor, ben söylemiyorum. Bunlar  belediyeciliği nasıl bir rant aracı olarak görüyorlarsa işte aynı şekilde  Türkiye'yi yönetmeyi de iktidarı da bir rant aracı olarak görüyorlar.

Okuyucu Yorumları