Başbakan kendini 'sapık mezhep davasıyla' savundu

Başbakan, Zaman gazetesinin Alevilere yönelik ağır hakaret içeren sözlerini örnek göstererek savunmayı tercih etti.

- A +
T24 - Başbakan Erdoğan, referandum mitinginde söylediği ‘Hayır diyenler darbecidir’ sözlerine karşı açılan davada kendini Zaman gazetesinin Alevilere yönelik ağır sözlerini örnek göstererek savunmayı tercih etti. 

“Hayır diyenler darbecidir” sözleriyle ilgili yapılan suç duyurusu üzerine hakkında dava açılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, avukatı aracılığıyla mahkemeye gönderdiği savunmasında bir skandal yaratacak bir savunmaya imza attı. Cumhuriyet gazetesinde yer alan haber şöyle:

Savunmasında Davanın neden kabul edilmemesi gerektiğini anlatmaya çalışan Erdoğan, Zaman gazetesindeki bir bulmacada “Ehlisünnet dışı sapık bir mezhep” şeklindeki soruya “Alevi” yanıtının verildiğini, buna karşı bir yurttaşın kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açtığını ancak bunu mahkemenin reddettiğini örnek gösterdi. Bu karardan yola çıkan Erdoğan, “Bu bakımdan davacının dava açmada aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır” diyerek davanın reddini istedi.


‘Sapık bir mezhep’

Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada Başbakan Erdoğan davacı Sedat Vural’ın “evet” veya “hayır” oyu kullanıp kullanmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, Vural’ın da bunu kanıtlayamayacağını ileri sürdü. Erdoğan, “Bu bakımdan ispat edilemeyen ve edilmesi de olanaklı olmayan bir iddia soyut beyanın ötesine geçemez” dedi.

Erdoğan, görüşünü desteklemek adına şu skandal örneği verdi: “Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’ne intikal eden olayda, Zaman gazetesinde yayımlanan bir bulmacada ‘Ehlisünnet dışı sapık bir mezhep’ şeklinde bir soru yer almış, ertesi gün verilen çözümde bu sorunun yanıtının ‘Alevi’ olduğu yayımlanmıştır.

Bir vatandaş açtığı davasında bu yayın nedeni ile kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş, mahkeme ‘Aleviliği(n) bir inanç meselesi olduğu, yayında davacının hedef alınmadığı’ gerekçesiyle davayı reddetmiş, Yargıtay, ‘davacının ebeveyni nedeniyle sözü edilen bir kültür içerisinde yer aldığını, bu kültürü benimseyenlere ya da bu kültürde belli bir mertebeye erişmiş olanlara dava hakkının tanınmasının yansıma yoluyla genişlemesine neden olacağını, dava açmanın ancak kişilik haklarına saldırılan, doğrudan zarara uğrayanlara tanınmış bir hak olduğunu’ kabul etmiştir. (...) Bu bakımdan davacının dava açmada aktif husumet ehliyeti de bulunmamaktadır.

Nitekim kendisi için sarf edilen daha ağır mahiyetteki ifadelerin yüksek mahkemece eleştiri sınırları içinde sarf edilmiş ifadeler olarak kabul edildiğini aktaran Erdoğan, bununla ilgili Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu hakkında açtığı davalara işaret etti. 

Tuncay Özkan’ın da kendisi hakkında “Bir başbakan ya da bir siyasi parti lideri çıkıp diyorsa ki ‘Bu ülkedeki 25 milyon Alevi İslam dışıdır, sapık mezheptir’ diyorsa o kişi faşisttir” dediğini anımsatan Erdoğan, bunun üzerine açtığı davada Özkan’ın sözlerini mahkemenin hukuka aykırı bulmadığını söyledi. Erdoğan, kendisinin kullandığı ifadelerin, sunduğu tüm örneklerdeki ifadelerin hiçbirisinden daha ağır ve haksız olmadığını, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini söyledi.


‘Yayımlayanın kusuru’

Erdoğan, “Bana göre darbe anayasasını savunduklarına göre darbecidir” sözlerinin ise basın yayın organlarında çarpıtılarak “hayır diyen darbecidir” biçiminde yayımlandığını iddia ederek, bunun “yayımlayanların kusuru” olduğunu, kişilik değerlerine saldırı olmadığını ileri sürdü. 



Okuyucu Yorumları