REKLAMI GİZLE

Avukat Eren Keskin: Köprüdeki polisler intiharı önleyebilirdi

İstanbul LGBTİ Derneği avukatı Eren Keskin, Eylül Cansın'ın intihar ettiği esnada Boğaziçi Köprüsü'nde görevli polisler için suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi

- A +

Geçtiğimiz günlerde Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak yaşamını sonlandıran trans kadın Eylül Cansın’ın intihar ettiği sırada köprüde bulunan görevli polis memurlarının intiharı önleyemedikleri gerekçesiyle İstanbul LGBTİ Derneği avukatı Eren Keskin, savcılığa suç duyurusunda bulunacağını söyledi. Eren Keskin, “Eylül intihar etmek istediği esnada o köprüde bulunan birden fazla polis memurunun olduğunu biliyoruz. İntiharı önleyebilirlerdi. Görevli polisler hakkında gerekli suç duyurusunu yapacağız” dedi.

'İntiharın neden önlenmediğinin soruşturulmasını istiyoruz'

Eylül Cansın’ın intihar etmeden önce 155 polis imdat hattına gelen bir ihbar telefonu olduğunu söyleyen avukat Keskin, “Eylül Cansın’ı ağlarken görüp yolda arabasına alan ve o video görüntüsündeki aracın sahibi olduğunu tahmin ediyoruz. Polise yapılan bir ihbara orada görevli polis memurlarının olmasına rağmen intiharın neden önlenemediğinin soruşturulmasını istiyoruz” dedi.

İstanbul LGBTİ Derneği aktivistlerinden Çelik Özdemir ve Deniz Tunç, Eylül Cansın’ı intihara sürükleyen trans çeteleri hakkında dernek olarak hukuki süreci başlattıklarını ifade etti. Dernek üyeleri Özdemir ve Tunç, Kadıköy ve Avcılar’da bulunan trans çeteleri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve bu davanın takipçisi olacaklarını söyledi.

'Çeteler başka trans kadınları sömürüp, onlar üzerinden para kazanmasınlar diye elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz'

LGBTİ Derneği aktivistlerinden Çelik Özdemir, transların sağlık hizmetlerinden eşit bireyler gibi faydalanamadığını belirterek, "Şimdi bu davanın bütün detaylarına baktığımızda aslında hem Türkiye toplumunun hem de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün LGBTİ bireylerine uyguladığı sistematik şiddetin ve ayrımcılık politikalarının bir küçük örneği.

LGBTİ aktivisti Çelik ÖzdemirBu dava üzerinden başlayıp genele doğru gittiğimizde LGBTİ bireyler ve özellikle trans kadınlar her şeyden önce çocukluklarından başlayarak aileden, toplumdan ve çevreden bir tecritle karşı karşıyalar. Bu anlamda eğitim haklarından yeterince faydalanamıyorlar. Ergen yaşa geldikten itibaren bu defa çalışma hayatına girdiklerinde çalışma arkadaşları tarafından uğradıkları ayrımcılıklarla karşı karşıya kalıyor. Devlete sığınmaları gerektiği zaman ise polis tarafından bir ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Sağlık hizmetlerine erişim konusunda diğer bireyler gibi eşit haklardan faydalanamıyorlar.
 
Bu dava özeline geri dönersek arkadaşımızın görüldüğü üzere bir trans çetesiyle karşı karşıya kaldığı, zorunlu olarak seks işçiliği yapmaya itildiği, zorla elinden paralarının alındığı gasp edildiği, işkencelere maruz bırakılıp evinden kovulduğu, İstanbul’un çok değişik semtlerinde yaşamak zorunda kalmaya itildiği ve çok yalnızlaştırıldığı bir durum. İstanbul LGBTİ Derneği olarak bu çeteler başka trans kadınları sömürüp onlar üzerinden para kazanmasınlar diye elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

Deniz Tunç: Bu bir intihar değil bir cinayettir

"Bu bir intihar değil bir cinayettir" diyen LGBTİ Derneği'nden Deniz Tunç, ise "Devletin ve toplumun şiddeti üzerine barınma ve çalışma hakları elinden alınan bir trans kadının hatta beraber çalıştığı trans kadınlar tarafından sömürülmesi ve Eylül’ün de “yapamadım yaptırmadılar” dediği nokta aslında bu. Kadıköy’deki trans çetesinin yanı sıra Avcılar’da benzer bir çete olduğunu biliyoruz. Yollarda zorunlu seks işçiliği yapan trans kadınları haraca bağlayan, şiddet uygulayan hatta ve hatta evlere kapatıp zorla çalıştıran bir başka trans çete daha var. Fındıkzade ve Şişli’de de muhtemel çetelerin varlığından haberdarız.

 
Devlet, polis ve çete el ele. Çeteleşmenin kazanımıyla devletin her organına kazandıkları paradan pay vererek onları susturup istediklerini çok kolay bir şekilde yaptırabiliyorlar" dedi.