REKLAMI GİZLE

E. Orgeneral Doğan'dan T24'e 'Balyoz' açıklaması

Doğan, "iç tehdit olarak değerlendirilen bölücü ve irticai gelişmelerin EMASYA planları çerçevesinde ele alındığını" söyledi.

- A +
Selin ONGUN
songun@t24.com.tr

 
T24 - Taraf gazetesinin yayımladığı “Balyoz Güvenlik Harekât Planı”nda imzası bulunduğu belirtilen dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, www.t24.com.tr için yaptığı açıklamada, “iç tehdit olarak değerlendirilen bölücü ve irticai gelişmelerin EMASYA (emniyet ve asayiş) planları çerçevesinde elbette ele alındığını” ifade etti. Söz konusu plan ve senaryoların “Cumhuriyeti koruma ve kollama görevinin gereği olarak hazırlandığını” kaydeden Doğan, “işlenecek konular ve senaryoların önceden üst komutanlara bildirilmesinin esas olduğunu” vurguladı. Doğan, söz konusu planların ele alındığı harp oyunları ve seminerlere genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları, ordu komutanları ve beraberlerinde getirdikleri general ve subayların “gözlemci” olarak katıldığının da altını çizdi. Doğan, Star TV'de yaptığı açıklamada ise ''ihtilallere karşı olduğunu'' vurgularken darbeye zemin hazırlamak için camilerin bombalanması gibi planları ''ancak ruhen hasta olanların düşünebieceğini'' söyledi.

 
Emekli Orgeneral Çetin Doğan,  T24'e açıklamasında, “harp oyunları ve seminerlere görevleri nedeniyle katılamayan komutanların mutlaka kendilerini temsil edecek üst rütbeli bir general görevlendirdiklerine” işaret etti.
 
Taraf'ta yayımlanan dosyada “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” olarak geçen emekli Orgeneral Doğan'ın, telefon görüşmelerinden sonra www.t24.com.tr'ye yaptığı yazılı açıklama aynen şöyle:
 
“Taraf gazetesinde çıkan haberle ilgili düşünce ve görüşlerimi şimdilik özet olarak size aktarayım:
 
TSK'lerinde her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere Harp oyunu, Plan Tatbikatı ve Seminerler yapılması doğal bir uygulamadır.
 
Ordu Komutanlığı yaptığım 1999-2003 yıllarında (önce Ege Or.K.lığı bilahare 1nci Or.K.lığı) elbette Ordu Harp Oyunları ve Seminerler düzenlenmiş ve bu etkinliklere Ordu Komutanlığı bünyesinde görevli subay ve generaller katıldığı gibi KKK ve Gnkur. Başkanları ve beraberindeki getirdikleri general ve subaylar gözlemci olarak katılmışlardır.
 
Görev nedeniyle bu komutanların katılamadığı etkinliklere mutlaka kendilerini temsilen bir üst rütbeli generalin görevlendirilmesi rutin bir uygulamadır. Harp oyunu ve seminerde işlenecek konular ve senaryoların daha önceden üst komutanlara bildirilmesi esastır.
Seminer ve harp oyunlarında birliğin mevcut tehditlere karşı kuvvet yapısı ve planların yeterliliği irdelenir.
 
TSK'nın, nitelikleri anayasada yazılı Türkiye Cumhuriyeti'ni her türlü dış ve iç tehditlere karşı koruma ve kollama görevi bulunmaktadır. İç tehdide karşı koruma görevi kapsamında TSK'nın her kademesinde elbette planları vardır. Bununla ilgili olarak Gnkur. Hrk. Başkanlığım döneminde İçişleri Bakanlığı ile protokol da imzalanmıştır.
 
İç tehdit sadece bölücü tehdidi değil, irticai tehdidi de kapsar. Bu kapsamda EMASYA (Emniyet ve Asayiş) planları seminerlerde elbette ele alınmıştır.
 
Silahlı kuvvetlerin eski bir mensubu olarak daima meşru bir zeminde bulundum. Şahsıma yönelik çirkin bir iftira kampanyasında bulunanların asıl hedeflerinin ben değil TSK olduğunu biliyorum. Halen Ergenokon savcılarını mahkemeye verdim. Dava süreci devam ettiği için bu konuya girmek istemiyorum.”
 

Doğan'ın Dündar'a açıklaması: İhtilallere karşıyım


Star TV Ana Haber Bülteni’nde Uğur Dündar’ın sorularını yanıtlayan Doğan  iddialara ilişkin olarak “Nefretle, şiddetle kınıyorum. Böyle bir şeyi Silahlı Kuvvetler’den düşünmek. Halkımızın kutsal saydığı mekanlara bomba atmak, Silahlı Kuvvetler’de mevcut olanların yapabileceği Hiçbir şey değil. Bu ancak ve ancak benim şahsımda, her şeyden evvel, Silahlı Kuvetleri sindirmek, pasifize etmek faaliyetidir” dedi.

Doğan iddialara şu yanıtları verdi:

İmza atmadım: Harp oyunlarımızda Silahlı Kuvvetler’in görev yeri, kuvvet yeterliliği her kademede yapılır. Hem iç tehdit hem dış tehditler değerlendirilmiştir. Buna kolordu komutanları ordu komutanları olarak katılmıştır. Benim ordu komutanı olarak imza atmam söz konusu değildir.

Darbe iddiaları: Yok böyle bir şey. Bu uydurma bir senaryoyla monte ediyorlar. Meşhur bir tabirle, kopyala ve yapıştır usulüyle. Ben şunu söylüyorum, şu anda yaptığımız bütün planların, yazışmaların hepsi Silahlı Kuvvetler’in arşivinde var. Herhalde, Silahlı Kuvvetler herhalde ihtilal yaparken, ordunun da başına geçiyorum. Bu hasta bir ruhun saplantının eseri. Darbeye her zaman karşı olmuşumdur. Çünkü darbeler, siyasete susamış, başa geçme olanağı bulamamış insanların iyi niyetli askerleri, subayları kullandıkları kendi emellerine hizmet eder.   Demokratik mücadelemi son nefesimi verinceye kadar devam ettireceğim.

Fatih Camii'ne bomba ve uçak düşürülmesi: TSK, vatandaşının kutsal saydığı kutsal mekânlara saldırıda bulunması, uçağı düşürmesi... Böyle bir plan olmasına imkân yok. Alçakça Türk ordusunun uçağını düşürmek, kutsal bir mekânı bombalamak gibi, hıyanetlik ancak onu yazanların bu senaryoyu yazanların kafası...

Doğan'ın Maya'da yayımlanan Ergenekon görüşü


Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Maya dergisinin 20 Aralık 2009'da yayımlanan sayısında, “Ülkemizi gerçekten kaosa dönüştüren 'Açılımı' bir tarafa bırakırsak, son iki yıldır seri dalgalar halinde gözaltıları, sorgulamaları, tutuklamaları ve yargı süreci devam eden Ergenekon davasını da kamuoyunun dikkatlerini başka taraflara çekme girişimi olarak mı görüyorsunuz” sorusuna şu yanıtı vermişti:

Ergenokon Örgütü’nün varlığı henüz kanıtlanmamış olmakla beraber, ülkemizde belli çevrelerin günah keçisi olduğu, iktidarın elinin sıkıştığı zamanlarda spekülatif yeni bir iddia üretilerek, ülke gündemine oturtulduğu görülmektedir. Son zamanlarda “Açılımın” yükünden sıyırtmak için ortaya atılan iddialar, tehlikeli ve iğrenç bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır. Tokat’ın Reşadiye İlçesi’nde şehit edilen 7 askerimizle, 1993 yılında 33 erin Bingöl kırsalında şehit edilmelerinin “ERGENEKON” ile bağlantı kurulmaya yeltenilmesi konuya “tüy dikmiştir” diyebiliriz.

Kamuoyunda Ergenekon konusunda neredeyse söylenmemiş söz, yapılmamış yorum yok gibi. “Davanın” üzerinde pek durulmayan sadece dış boyutu. Ülkemizde gündeme oturan her konu gibi Ergenekon’un da bir “ithal ürünü” olup olmadığını tartışılmasının yararlı olacağını düşünüyorum. Bu tartışmanın açılması yolunda birkaç ipucunu sergilemek isterim. Bilmem geçtiğimiz yıl (2008) sonlarına doğru, Alexsandr Dugin ile bağlantılı olarak; “Yoksa Ergenekon Rus İcadı mı?” türünden haberlerin basında yer aldığını hatırlıyor musunuz?

Alexandr Dugin, Putin’in dostu, Avrasya olgusunun ateşli bir savunucusu ve bu nedenle de ABD’nde 2008 sonuna kadar işbaşında olan Neo-Con’cuların düşmanlığını üzerine çeken bir filozof. Dugin, 2003 yılndan itibaren Türkiye’ye gelerek başta İşçi partisi olmak üzere bazı aydınlarımızın desteklediği bir seri konferanslar vermişti. Ülkemizdeki bazı çevrelerin “yarana yaranmak kavliyle” ülkemizdeki Avrasyacılar’ın üzerine gidilmesinde etkileri olmuş mudur acaba, demekten kendimi alamıyorum. Soru üzerinde sizin de bir parça kafa yormanız için belirteyim: Alexandr Dugin ile el sıkıp kendisini destekleyen, kendisine üniversite kapılarını açan, ne parti lideri, ne üniversite rektörü, içeri alınmaktan kendisini kurtaramadı. Sahi bir de sahibinin içeride olduğu “Avrasya Tv.” var.