REKLAMI GİZLE

AOÇ arazisinin Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne kiralanmasını öngören teklif Komisyon'da kabul edildi

"Atatürk Orman Çiftliği'nin 1925'te 55.540 dekar olan arazisi, 2015'te 33.250 dekara geriledi"

- A +

Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinin Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne 29 yıllığına kiralanmasını öngören maddenin de içinde yer aldığı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda  kabul edildi.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Atatürk Orman Çiftliğinin 1925 yılında yaklaşık 55.540 dekar olan arazisinin mahkeme kararıyla satılan veya devredilen 43 dekarlık kısmı hariç 22.240 dekarının devir ve satış yoluyla elden çıkarılması sonucu 2015 yılı sonunda 33.250 dekara gerilediğini görüyoruz” dedi.

Temizel:  AOÇ maddesi bir suçtur

CHP İzmir Milletvekili Temizel, teklifin, "AOÇ'nin belli bir arazisinin belediyeye bedelsiz tahsis edilmesi ve üçüncü kişilere kiraya verilmesi" maddesiyle getirilen düzenlemeye “ Bu bir suçtur, bu suçu yasal hale getirmek de suçtur" dedi.  Gençlik döneminde Orman Çiftliği denildiği zaman Orman Çiftliği sütünü hatırladıklarını anlatan Temizel, “Her sabah getirilip büfelerin önüne bırakılan, yarımşar kiloluk veya 250 gramlık kırmızı kapaklı etiketleri olan taze süt 35 kuruştu. Artık o sütü içemiyorsunuz” diye konuştu.

Komisyonda, AOÇ düzenlemesi üzerindeki  konuşmalar şöyle:

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Teşekkür ediyorum. Sayın Bakan, Belediye Başkanım; öncelikle şuradan başlayım, hakikaten bu ANKAPARK Projesi’yle ilgili -Belediye Başkanısınız- bir açıklama ihtiyacı var; kaça mal oldu, gerekçesi nedir, amacı neydi, hangi aşamada? Bugün sadece bu Atatürk Orman Çiftliğini bu şekilde katletmenin bedeli bu ANKAPARK’ı resmîleştirmek mi, bunu sizden duymak isteriz.

Atatürk Orman Çiftliği ne yazık ki talan ediliyor, işin adı bu. 5 Mayıs 1925 tarihinde Ankara'da modern bir çiftlik kurulması için Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla hayata geçmiş bir projedir. Atatürk'ün Ankara'da bir çiftlik kurma hayali vardır ve bunun için de 20 bin dönüm arazi merhum Abidin Paşa'nın eşi Faika Hanım'dan satın alınır. Ayrıca Etimesgut, Balgat, Çakırlar, Güvercinlik, Macun, Tahar ve Yağmur Baba çiftliklerinden de bölümler alınarak orada bir orman çiftliği kurulması gerçekleştirilir. Atatürk, Orman Çiftliğinin yanı sıra, kurduğu bütün çiftliklerin kuruluş amaçları çerçevesinde yönetilmesi umuduyla 11 Haziran 1937 tarihli bağış mektubuyla hazineye bağışlamıştır; tekrar söylüyorum, 11 Haziran 1937 tarihli bağış mektubuyla hazineye bağışlamıştır. Bağıştan sonra bu çiftliklerin yönetilmesi için 1938 tarihli, 3308 sayılı Kanun’la Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu kurulmuş bu bütün taşınmazlar bu kuruma devredilmiştir. Bu dönemde Orman Çiftliği “Gazi Orman Çiftliği” adını alarak faaliyetlerini sürdürmüştür.

1 Nisan 1950 tarihli ve 7472 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’yla çiftliğin adı “Atatürk Orman Çiftliği” olmuştur. 19 Haziran 1933 tarihli ve 2431 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2307 sayılı Kanun’la, Atatürk'ün vefatından sonra kardeşi Makbule Hanımın mirastan saklı pay talep edememesi hükme bağlanmıştır.

Yani kardeşinin ölümünden sonra olası yer talebinin bile kanunla önü kesilmiştir, bu kadar önemli bir yer. Ne yazık ki Atatü rk'ün kendi kardeşinden bile esirgeyerek halkımıza emanet ettiği çiftliğin tam bir yağmanın, talanın hedefi haline geldiği Sayıştayın raporlarıyla açıkça ortadadır. Sayıştayın Atatürk Orman Çiftliği 2015 yılı denetim raporuna göre Atatürk Orman Çiftliğinin 1925 yılında yaklaşık 55.540 dekar olan arazisinin mahkeme kararıyla satılan veya devredilen 43 dekarlık kısmı hariç 22.240 dekarının devir ve satış yoluyla elden çıkarılması sonucu 2015 yılı sonunda 33.250 dekara gerilediğini görüyoruz.

“Sayıştay raporunda, Atatürk Orman Çiftliğinin 2015 yılında tahsil edilemeyen alacaklarının yüzde 99’unun Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne ait olduğu belirtiliyor”

Kurulduğu yıllarda elbette kente uzak sayılabilen bir mesafede iken aradan geçen zaman içerisinde hızlı kentleşmeden dolayı yerleşim alanlarının içinde kalan ve değerlenerek cazibe merkezi hâline gelmiş olan Atatürk Orman Çiftliği arazilerine yönelik talepler geçen süreç i çerisinde devam etmiştir. Çeşitli nedenlerle Atatürk Orman Çiftliği arazisinde meydana gelen 22.240 dekarlık kayıp toplam arazinin lüzde 40’ına karşılık gelmektedir. Ne yazık ki bu kiralanan bölümlerin, özellikle Atatürk Orman Çiftliği arazisinin metrekaresi en fazla 30 kuruşa kiralandığı bildirilen Sayıştay raporunda kira bedellerinin de tahsil edilemediği ifade edilmiştir. Sayıştay raporunda, Atatürk Orman Çiftliğinin 2015 yılında tahsil edilemeyen alacaklarının yüzde 99’unun Ankara Büyükşehir Belediyesine ait olduğu belirtiliyor. Rapora göre alacakların tahsili için belediyenin her ay kiranın yanı sıra 1 milyon lira ödemesini öngören bir protokol imzalanmış ancak bunda da aksaklıklar yaşandığı tespit edilmiştir.

“Atatürk Orman Çiftliğinin canına okuyacak yönetmelik aslında 12 Ocak 2017 tarihinde yayımlanmıştır”

Sayıştay raporunda, Atatürk Orman Çiftliği gayrimenkullerinin kira bedellerinin piyasa rayicinin altında belirlenmemesi, özellikle uzun süreli kiralamalarda kira bedellerinin günün ekonomik koşullarına göre yeniden gözden geçirilerek rayiç değerine getirilmesi de ayrıca talep edilmiştir. 12 Ocak 2017 tarihli, 29946 sayılı Resmî Gazete’de Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğünün satım veya kiraya verme işlerine dair bir yönetmelik yayınlanmıştır. O yönetmelik çok enteresan. Yönetmeliğin amacı Atatürk Orman Çiftliğinin serbest rekabet yoluyla fiyat, kârlılık ve verimlilik ilkelerine göre uygun olarak yapılacak satış ve kiraya verme işlerini belirlemek, kapsamı ise Atatürk Orman Çiftliğine ait taşınırlar ve üretilen ürünlerin doğrudan veya ihaleyle ya da ihalesiz satışıyla taşınır veya taşınmazların kiraya verilmesi olarak ifade edilmektedir. Yani Atatürk Orman Çiftliğinin canına okuyacak yönetmelik aslında 12 Ocak 2017 tarihinde yayımlanmıştır.

Daha önceki yönetmelikle Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin kuruluş amaçları dışında kiralamaya izin verilmezken bu yönetmelik Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin kuruluş ilkeleri ve Atatürk'ün şartlı bağışının dışında kiralamanın önünü açmıştır. Bu yönetmelikle Atatürk Orman Çiftliği arazisi amacı dışında kiralama yöntemiyle talan edilecektir. Sayıştay raporunda da Atatürk Orman Çiftliğinin topraklarının kiralama süreçleriyle talan edildiği, kiralanan alanlarda kalıcı yapıların oluşturulduğu açık bir şekilde vurgulanmıştır.

Atatürk'ün şartlı bağışına ve 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği kuruluş kanuna aykırı olan bu yönetmelikle araziler talan edilirken, kaçak saraya 300 dekarı aşkın arazi tahsis edilirken kılını bile kıpırdatmayan AOÇ Müdürüne sınırsız ve tek kiralama yetkisi verilmiştir.

Atatürk Orman Çiftliği sadece bir tarım işletmesi veya bir yeşil alan değil, toplumsal bir bellek alanıdır. Atatürk tarafından tüm halkımıza, Türkiye Büyük Millet Meclisine emanet edilmiş olan Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin kullanımına dair kimden ve nereden emir alacağı belli olan bürokrasiye sınırsız kiralama yetkisi verilmesi elbette o günün koşullarında imkân dışıydı. Peki, bu yönetmelik çıktı ve daha sonra bu yönetmelik üzerinden bir sürü değişiklikler yapıldı.

“Şu anda toplayıp da sattıkları süte “süt” demeye bin tanık ister”

ZEKERİYE TEMİZEL (İZMİR) Atatürk Orman Çiftliği Mustafa Kemal Atatürk’ün özel mülkü ve bu topluma şartlı olarak bağışladığı bir alandır. İki tane bağış senediyle şartlı olarak “Bu alanı şu şu şu koşullarda kullanmak gerekir.” diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün yurttaşlarının gelip oralardan farklı bir şekilde, daha doğrusu, özellikle Ankara’nın da özelliklerini dikkate alarak yararlanabilecekleri bir doğal alan olarak da korunmasını istiyor; yapılmış olan bütün düzenlemelerin hepsiyle modern tarım ve tarımda nelerin üretileceğini göstermesi açısından da bir örnek oluşturuyor. Hatta içerisinde, çiftl iğin içerisinde tarım makinelerinin geliştirilmesiyle ilgili bir ünite var. O zamana kadar Türkiye’de yapılan tarımın ne şekilde yapılacağına ilişkin doğru dürüst bir makineleşme olayı söz konusu değil, hâlâ kara sabanın peşinde insanlar. Bu koşullar altın da kullanılacak alet ve edevatı bir de tasarlayacak düzenler konulmuş. İçerisinde elde edilen tarım ürünlerini sınai ürün hâline dönüştürecek yatırımlar koymuş, bira fabrikası, şarap fabrikası eklenmiş. Süt ve yoğurt işlenmesiyle ilgili olarak değerli birtakım tesisler ilave edilmiş. Sizler hatırlamazsınız ama biz “Orman Çiftliği” denildiği zaman -gençliğimizde Orman Çiftliği sütünü hatırlarız. Her sabah getirilip büfelerin önüne bırakılan, yarımşar kiloluk veya 250 gramlık kırmızı kapaklı etiketleri olan taze süt 35 kuruştu. Artık o sütü içemiyorsunuz
Şu anda toplayıp da sattıkları süte “süt” demeye bin tanık ister. Hayvanların yemleri nedeniyle artık onun adı “süt” müdür, baş ka bir şey midir, onu bilemem. Yine, hayvan hayvan ama öyle yemler verilmeye başladı ki Atatürk Orman Çiftliğinin kendi alanlarından çıkan ürünlerle elde edilen sütle ilgisi yok bu olayın.

“Ne demekmiş tema parkı? Ne teması? Yok bilmem dönen dolaplar”

Ne demekmiş tema parkı? Ne teması? Yok bilmem dönen dolaplar, yok kıvırlar zıvırlar falan filan gibi ve Türkiye'nin işletme olanağının olmadığı biline biline… Çünkü çok güvenlikli sistemler falan kurmak gerekiyor. Demirle dolu, betonla dolu bir alan yaratılıyor orada. Binalara mutlaka bakın, Orman Çiftliğiyle bir ilgisi var mı, bir görün. Veriliş amacına aykırı bir şekilde ve kiralanma amacıyla da tamamen ilgisiz bir şekilde oraya yatırım yapmak bir suçtur. Zaten Orman Çiftliği Kanunu’nda “Orman Çiftliğinin bütün varlıklarının hepsi devlet malı hükmündedir.” diyor, ona karşı işlenen suçlar da devlete karşı işlenen suçlar grubundadır.

“Orman Çiftliğinin emanet edildiği milletvekilleri tarafından çiğnenmesine asla izin vermemek gerekir”

Yani Meclise karşı işlenen bir suç nasıl cezalandırılacaksa, Orman Çiftliğine karşı işlenecek bir suç da ona göre cezalandırılacak. Burada suç işlenmiş. Kiralama amacına aykırı olarak, kiralanma amacına tamamen aykırı olarak Orman Çiftliği tarım arazisi yok edilmiş. Şimdi bunu yasalaştırmanın veya buna bir af getirmenin bir manası olabilir mi? Burada yapılan yatırımlar “İşte, şu kadar milyar lira harcandı.” O harcanan milyarların hesabının verilmesi olgusu ayrıdır, mutlaka sorulmalıdır onun hesabı. Öyle bir izin bile yokken o kadar milyar lira nasıl harcanır oraya? Oraya nasıl harcanır? Bu ülkenin Sayıştayı, bu ülkenin M aliye Bakanlığı, özellikle de belediyeyi denetlemekle yükümlü olan kurumların tamamı bu olaya seyirci kalamazlar. “Canım, yapılmış, olmuş.” İşte, bu olmaz.

O nedenle de Orman Çiftliğiyle ilgili bu düzenlemenin Orman Çiftliğinin emanet edildiği milletvekilleri tarafından çiğnenmesine asla izin vermemek gerekir.

Bu yasa tasarısı daha önceden buraya tam 3 defa geldi değerli arkadaşlar. 3 defa geldi. Her defasında bu açıklamalarla “Arkadaşlar, etmeyin, tutmayın, bu bir suçtur, fiilî olarak suç işlenmiştir bura da.” Bir suçu yasal hâle getirmek de suçtur aslında. O nedenle, bunun gereği neyse o yapılır. Türkiye ilk defa olarak birkaç milyar lirasını bu şekilde suç işleyenler tarafından harcayan veya yok eden bir ülke değil ki. Bu tasarının içerisinde yer alan bu hükümle ilgili olarak, hem Genel Kurulda -eğer burada yasalaşırsa veya buradan çıkarsa- hem de Anayasa Mahkemesinde bu olayı sonuna kadar götürmek zorundayız. Bize emanet edilen bir varlığı, kanunla güvenilerek verilen bir olayı güveni kötüye kullanarak yok edemeyiz.