Dünya
Deutsche Welle

Almanya’nın Müslüman feministleri

Almanya’da Müslüman feministler hem çoğunluk hem de Müslüman toplumunda eşit haklar için mücadele ediyor, toplumsal hayatta seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Müslüman feministler, mücadelelerini DW Türkçe’ye anlattı.

06 Şubat 2016 13:51


Sivil toplum örgütlerinde ve internet platformlarında aktif olan Müslüman kadınlar, Alman toplumunda oldukça yaygın olan “Müslüman kadınlar eziliyor” şeklindeki önyargıları yıkmak, toplumsal hayatın her alanında varlık gösterebilmek ve İslam’da kadın-erkek eşitliğini sağlamak için çaba gösteriyorlar. Peki kendilerini feminist olarak tanımlıyorlar mı? Müslüman kadınların haklarının ve görüşlerinin tartışıldığı Nafisa adlı internet platformunun yöneticisi Dr. Kathrin Klausing, hakları için mücadele eden Müslüman kadınların kendilerini her zaman feminist olarak tanımlamadığını, İslamî feminizmin sosyal bilimciler tarafından yaratılan bir kategori olduğunu söylüyor. Klausing, İslamî feminizmi “dinî bir perspektif ile kadının güçlendirilmesi” olarak tanımlıyor.

Gazeteci ve internet aktivisti Kübra Gümüşay ise kendisini feminist olarak görüyor ve Berlin’de yayımlanan die tageszeitung’daki köşesinde ve “ein fremdwörterbuch” (bir yabancı diller sözlüğü) adlı bloğunda ele aldığı konular arasında Müslüman kadınların hakları da bulunuyor. Gümüşay, İslamî feminizmi “Müslüman kadının kendi kararlarını alabilmesi, bağımsız olabilmesi, hayatını istediği gibi şekillendirilmesi için İslam’ın kaynak alınarak güçlendirilmesi” olarak tanımlıyor.

‘Din özgürleştirir’

Wesseling merkezli Müslüman Kadınların Eylem Birliği adlı derneğin kurucularından Dr. Tuba Işık ise Almanya’da feminizme ilişkin önyargılar nedeniyle bu kavrama mesafeli olduğunu belirtiyor. Işık, İslamî feminizm yerine “kadın hakları” veya “kadının güçlendirilmesi için mücadele” kavramlarını tercih ettiğini söylüyor. İslamî cinsiyet çalışmaları konusunda araştırmalar yapan Paderborn Üniversitesi Kültür Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Tuba Işık, kadın hakları için yürüttüğü mücadelede İslamî feministler gibi dini referans alıyor. Kur’an-ı Kerim’e göre kadın-erkek eşitliği olduğunu savunan Işık, ancak kutsal kitabın yanlış yorumlanması sonucu Müslüman toplumlarda eşitliğin gözden kaçırıldığına işaret ediyor. “Din özgürleştirir” diyen Işık, “din ile kültürün birbirine karıştırıldığını” belirtiyor. Türkiye gibi ülkelerde toplumsal kültürün ataerkil bir yapı üzerinde şekillendiğini hatırlatan Işık, İslam dininin özünde ise ataerkilliğin bulunmadığını öne sürüyor.

Çalışma hayatında mağdurlar

Kendilerini nasıl tanımlarlarsa tanımlasınlar, Almanya’da Müslüman kadınlar eşit haklara sahip olabilmek için hem Alman hem de Müslüman toplumunda mücadele ediyor. Kathrin Klausing, Müslüman kimliğini benimseyen kadınların Almanya’da doksanlı yıllardan beri aktif olduğunu belirtiyor. O yıllarda özellikle Müslüman kadın ve kızların kendilerini özdeşleştirebilecekleri Müslüman rol modeller geliştirmeye yönelik çalışmalar yapan örgütlerin olduğunu hatırlatan Klausing, artık Müslüman kadınların iş hayatında daha iyi bir yere gelmesi için uğraşan Köln Müslüman Kadınlar Danışma ve Eğitim Merkezi gibi örgütlerin olduğunu belirtiyor.

Tuba Işık da, Almanya’daki Müslüman kadınların en büyük sorunun çalışma hayatındaki zorluklar olduğuna dikkati çekiyor. “Müslüman kadınların özellikle iş hayatında mağdur olduklarını” vurgulayarak, “türban takan, siyah saçlı kadınların iş hayatında ayrımcılığa” uğradığını söylüyor. Federal Anayasa Mahkemesi tarafından öğretmenlere yönelik başörtüsü yasağının kaldırılmasını memnuniyetle karşılayan Işık, “bu yasak sadece öğretmenler içindi, diğer mesleklerde başörtüsü yasak değildi ama bu başörtüsü yasağı diğer iş alanlarını da etkiledi ve kadınlar ayrımcılığa uğradı” diyor.

Alman feministlerin tavrı

Hakları için mücadele eden Müslüman kadınlar Alman feministlerin tavrını ise eleştiriyor. Gazeteci Kübra Gümüşay, Müslüman feministlerin Alman feministler arasında kendilerine yer bulamadığını söylüyor. Gümüşay, Müslüman kadınların Alice Schwarzer gibi Almanya’nın önde gelen feministlerinin kafasındaki özgür kadın imajına uymadığını ifade ediyor.

Alman feministler arasında “bütün Müslüman kadınların ezildiği kanısı yaygın” diyen Tuba Işık, başörtüsü takan bir kadın olarak Alman feministler tarafından ciddiye alınmadığı duygusuna kapıldığını dile getiriyor. Tuba Işık, sadece Katolik ve Protestan feministlerin desteğini aldıklarını söylüyor.

Müslümanların yaklaşımı

Eşitlik talep eden Müslüman kadınların işi Müslüman toplumunda da kolay değil. Kübra Gümüşay, Müslüman toplumunda “feminizmin Batı’dan alınan olumsuz bir kavram” olarak algılandığına dikkati çekiyor. Bu durumun Müslüman feministlerin işini zorlaştırdığına işaret eden Gümüşay, ancak yeni kuşağın sesini daha çok yükselttiğini dile getiriyor. Gümüşay, Müslüman toplumunda kadına yönelik şiddet gibi konuların yanı sıra “kadın ve ilahiyat” meselesinin yoğunlukla tartışıldığına dikkati çekiyor. Gümüşay, “kadınların camideki rolü, cami derneklerinin yönetim kurullarına kadınların seçilmesi” gibi konularda çalışmalar yapıldığını belirtiyor.

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle