REKLAMI GİZLE

AKP kurucuları arasında yer alan Şener'den AKP Sözcüsü Ünal'a: Sonradan türeme birileri...

"Gül'e kurucu değilsiniz dendiği zaman densizlik etmiş olur, terbiyesizlik olarak görürüm"

- A +

AKP’nin kurucu kadrosunda yer alan eski Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün AKP’nin kurucusu olmadığını söyleyen Parti Sözcüsü Mahir Ünal’la ilgili ‘sonradan türeme’ nitelendirmesinde bulundu. Şener, Ünal’ın açıklamalarını ‘hadsizlik ve terbiyesizlik’ olduğunu söyledi. 

AKP Sözcüsü Ünal’ın, CNN Türk’te canlı yayınında yaptığı açıklamalarda, 11. Cumhurbaşkanı Gül için kullandığı "Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşıdır, kurucu değildir” ve "Eğer bizimle medya üzerinden konuşacaksa, o zaman bizim onu AK Partili görmekle ilgili bir endişemiz ortaya çıkar” ifadelerini T24’e değerlendiren Şener, “Adalet ve Kalkınma Partisini kurarken biz kuruculardanız, ben de Abdullah Gül de partinin kurucusu olarak parti kurulmadan 8-10 ay önce bir kurucu başkanlık divanı oluşturuldu. Kurucu başkanlık divanı 8 kişiydi. 8 kişiden biri bendim diğeri de Abdullah Gül’dü. Dolayısıyla partinin kurucusu değilsiniz diyerek sonradan türeme birileri bu lafı ettikleri zaman densizlik etmiş olur” dedi.

AKP Sözcüsü Ünal: Gül, Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşıdır, kurucu değildir

AKP’nin kapatılma tehlikesine karşı her şeyi nasıl ince eleyip sık dokuduklarını kaydeden Şener, “Öyle bir ortamda 50’nin üzerinde Fazilet Partisi’nden Ak Parti’ye geçecek milletvekili vardı. Doğrudan doğruya Fazilet milletvekili ağırlıklı bir parti kuruluşu yaptığımız takdirde siyasi partilerin kapatılma nedenleri arasında şöyle bir madde vardı, kapatılan devamı niteliğindeki partiler de kapatılır deniyordu” hatırlatmasında bulundu.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile selefi Gül arasında başlayan gerilimle ilgili T24’e özel açıklamalarda bulun Şener, şunları söyledi:

"Biliyorsunuz, Refah Partisi (RP) kapatıldı, arkasından Fazilet Partisi (FP) kapatıldı arkasından Saadet Partisi (SP) kuruldu. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurarken biz kuruculardandık, ben de Abdullah Gül de partinin kurucusu olarak parti kurulmadan 8-10 ay önce bir kurucu başkanlık divanı oluşturuldu. Kurucu başkanlık divanı 8 kişiydi. 8 kişiden biri bendim diğeri de Abdullah Gül’dü. Dolayısıyla partinin kurucusu değilsiniz diyerek sonradan türeme birileri bu lafı ettikleri zaman densizlik etmiş olur. Haddini bilmezlik etmiş olur.

“Erdoğan’ın kültürü İstanbul'la sınırlıydı"

"Biz partinin, kurucu başkanlık divanı üyesiydik, 8-10 ay her hafta düzenli ve nizami olarak toplandık partinin kuruluşla ilgili hazırlıkları ve stratejilerini konuştuk tartıştık. Ben o dönemde partinin kuruluş safahatıyla ilgili zaman zaman da televizyonları çıktım. O dönemde Tayyip Erdoğan da televizyonlara fazla çıkmazdı; kültürü İstanbul Belediyesi ile sınırlıydı, genel politikayla fazla yatkınlığı olmadığından çıkmıyordu.

“Fazilet Partisi ağırlıklı bir parti kuruluşu yaptığımız takdirde kapatma nedeni olacaktı”

"Öyle bir dönemin arkasından partinin kurucular kurulu listesinin nasıl oluşturulacağını biz kurucu başkanlık divanında karara bağladık. Denildi ki; bu bizim milli görüş geleneğine hayat hakkı tanımayacakları kesin. Çünkü çok katı bir şekilde RP kapatılıyor 28 Şubat’tan sonra, onun arkasından Fazilet kapatılıyor, onun arkasından kurulacak partilerin de denetim altında olacağı belli. Sıkı bir takiptesiniz rejim tarafından.

Öyle bir ortamda 50’nin üzerinde Fazilet Partisi’nden AK Parti’ye geçecek milletvekili vardı.  Doğrudan doğruya Fazilet’in milletvekili ağırlıklı bir parti kuruluşu yaptığımız takdirde siyasi partilerin kapatılma nedenleri arasında şöyle bir madde vardı, kapatılan devamı niteliğindeki partiler de kapatılır deniyordu.

"Erbakan ve Demirel de eski partilerinde görev almamış isimlere öncelik verirdi"

12 Eylül’den sonra yeni partiler kurarken Demirel ve Erbakan da eski partilerinde görev almamış isimlere öncelik verirlerdi aynı gerekçeyle. Böyle bir riske girmeyelim denildi ve ne yapılacağı çok tartışıldı. Denildi ki, Siyasi Partiler Kanunu’nda (SPY) şöyle bir madde var, 'kuruluş safhasında partili olan milletvekilleri kurucular kurulu üyesidir' diyor kanun.

Dolayısıyla onlar otomatik olarak kurucudur, doğal kurucudur anlamına geliyor. Milletvekillerini İçişleri Bakanlığı’na verilecek kurucular kurulu listesine koymayalım, onlar zaten doğal kurucudur. Anayasa Mahkemesi üyesidir ne demek o kurulun kendisidir demektir. Kurucular kurulu üyesi demek kurucusudur demek.

Kanun zaten otomatik kurucu yapmış böyle bir liste onun dışındaki sade sivil isimlerden 73 kişilik bir liste verildi İçişleri Bakanlığı’na. Gül’ün de, benim de o listede benim ismim yok. 50 milletvekilinin de ismi yok ama kurulduğu gün dahil bu milletvekillerinin hepsi parti kurucusu olarak kurucular kurulu toplantılarına katılmıştır ilk genel kongre yapılıncaya kadar da kararlarının hepsinin altında bu 50 milletvekilinin de imzası olmuştur.

“Kurucu olarak ilk alınan kararların tümünde imzamız vardır”

Bizim kurucu olarak partinin almış olduğu ilk bütün karaların altında imzamız vardır. Kurucular Kurulu ilk MKYK’yı seçti, ilk yürütme kurulunu seçti. Biz kurucu olduğumuz için zaten genel başkan yardımcısı olduk. Dolayısıyla sonradan yetme ortaya çıkan birinin işte bu kurucu değildir diye bunu Gül için söylüyor onu terbiyesizlik olarak görürüm. 


Bu Haberin Dahil Olduğu Konu Başlıkları

AKP'de çatlak; Erdoğan ve Gül karşı karşıya

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile selefi Abdullah Gül arasındaki çatlak kamuoyu önünde yürütülen tartışmalarla derinleşiyor. 14 Ağustos 2001'de kurulan AKP'nin bir ve iki numaralı ismi olan Erdoğan ve Gül arasında ilk açık yol ayrımı, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından gözlenmişti. Erdoğan olağanüstü AKP kongresini, Cumhurbaşkanlığı devir teslim töreninin önüne çekerek Gül'ün AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık için aday olmasını engellemişti. İlerleyen süreçte AKP etkinliklerine katılmayan ve sıklıkla 'kurucu değerlere dönme' vurgusu yapan Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini getirmek için 16 Nisan 2017'de gerçekleşen referandumda Erdoğan'ın yürüttüğü kampanyaya mesafeli durması dikkat çekmişti. Son olarak OHAL kapsamında çıkarılan 696 sayılı KHK ile sivillere geleceğe açık ifadelerle getirilen ceza muafiyetini eleştiren 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere çok sayıda AKP milletvekili ve yöneticisinin tepkisini çekti. AKP'ye yakınlığı ile bilinen medyada Gül'ü eleştiren çok sayıda yazı çıkarken, Gül'ün AKP'nin 'küskünleri' olarak bilinen isimleri de yanına alarak bir parti kuracağı veya 2019'daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin adayı olarak Erdoğan'ın karşına çıkacağı iddia edildi. Erdoğan'ın, Gül'ün, Bülent Arınç'ın da desteklediği KHK eleştirisine "Yazıklar olsun" çıkışıyla derinleşen yol ayrımı sürecinde yaşananlara ilişkin haberler şöyle:

Devamını Oku